Kronik Lenfositik Lösemi tanısı ile takip edilen hastaların retrospektif değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜŞRA YOLCU

Danışman: Emine GÜLTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Kronik lenfositik lösemi/Küçük lenfositik lenfoma (KLL/SLL) genellikle ileri yaşlarda görülen, erkeklerde daha sık izlenen, yavaş seyirli bir hematolojik malignitedir. Hastalık klonal B lenfositlerinin progresif birikimi ile karakterizedir ve klinik seyir oldukça heterojendir; bazı hastalar yıllarca tedavisiz izlenebilirken, bir kısmında hızlı progresyon ve erken tedavi gereksinimi ortaya çıkar. KLL'nin biyolojik özellikleri genetik ve moleküler belirteçlerle şekillenmektedir. İmmünoglobulin ağır zincir değişken bölge (IGHV) mutasyon durumu, 17p delesyonu [del(17p)] / Tumor Protein p53 (TP53) mutasyonu ve del(11q) gibi sitogenetik değişiklikler hastalığın prognozu üzerinde belirleyici rol oynar. Son yıllarda hedefe yönelik tedaviler özellikle Bruton tirozin kinaz inhibitörleri (BTKi) ve B-cell lymphoma 2 inhibitörleri (BCL-2i) KLL tedavi algoritmasını büyük ölçüde değiştirmiştir. Ancak gerçek yaşam verilerinde bu ajanların etkinliği, tedavi süreleri, progresyona etkisi ve genetik alt gruplardaki performansı kanıtlansa da halen kemoimmünoterapi (KİT) kullanılmaya devam edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, KLL'nin gerçek yaşam koşullarındaki klinik seyrini değerlendirmek; tedavi gereksinimi ve hastalık progresyonunu öngören klinik ve genetik faktörleri belirlemek ve farklı tedavi rejimlerinin sağkalım sonuçları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Ayrıca tedavi öncesi prognostik belirteçlerin genel sağkalım (Overall Survival-OS) ve progresyonsuz sağkalım (Progression-Free Survival-PFS) üzerindeki etkilerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği'nde Ocak 2015–Nisan 2025 tarihleri arasında takip edilen toplam 369 KLL tanılı hastanın retrospektif değerlendirilmesine dayanmaktadır. Hastalara ait veriler, hasta dosyaları ve elektronik tıbbi kayıt sistemi üzerinden elde edilmiştir. On sekiz yaş altı hastalar ve tıbbi kayıtlarına yeterli erişim sağlanamayan olgular çalışma dışı bırakılmıştır. Tanı ve evreleme süreçleri, 2018 International Workshop on Chronic Lymphocytic Leukemia (iwCLL) kılavuzunda belirtilen kriterler esas alınarak değerlendirilmiştir. Takip süresi, tanı tarihinden son klinik kontrol veya ölüm tarihine kadar geçen süre olarak tanımlanmıştır. OS, PFS, tedavisiz sağkalım (Treatment-Free Survival-TFS) ve bir sonraki tedaviye kadar geçen süre (Time to Next Treatment -TTNT) analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS v27.0) kullanılarak yapılmış, p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Sürekli değişkenler uygunluğa göre ortalama±SS veya ortanca (min–maks), kategorik değişkenler sayı ve yüzde olarak özetlenmiştir. Sağkalım Kaplan–Meier yöntemiyle değerlendirilmiş ve gruplar log-rank testi ile karşılaştırılmıştır. Bağımsız prognostik faktörler, çok değişkenli Cox regresyon analizi ile belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmaya toplam 369 KLL tanılı hasta dahil edildi. Tanı anındaki yaş ortalaması 63,76 ± 11,25 olarak hesaplandı. Hastaların 208 (%56,37)'i erkek ve 161 (%43,63)'i kadın idi. Hastaların 148'i (%40,1) takip süresince en az bir basamak tedavi alırken, 221'i (%59,9) tedavisiz izlendi. Merkezimizde 98 (%66,22) hasta bir basamak, 37 (%25,00) hasta 2 basamak, 11 (%7,43) hasta 3 basamak ve 2 (%1,35) hasta 4 basamak tedavi aldı. Birinci basamak tedavi için hastaların %88,5'i KİT rejimleri (Bendamustin-Rituksimab, Fludarabin–Siklofosfamid–Rituksimab, Rituksimab–Siklofosfamid–Vinkristin–Prednizon, klorambusil bazlı kombinasyonlar) ile tedavi edilirken, geri kalan hastalar hedefe yönelik tedaviler almıştır. Sonuç: Çalışmamızda tanı anında yüksek Eastern Cooperative Oncology Group (ECOG) skoru, artmış lenf nodu boyutu, düşük hemoglobin ve yüksek üre düzeylerinin artmış mortalite riski ile; tanı anında yüksek ECOG skoru ve tedavi öncesi yüksek lenfosit sayısının ise artmış hastalık progresyonu ile bağımsız olarak ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca genetik risk faktörleri ve uygulanan tedavi rejimlerinin bir sonraki tedaviye kadar geçen süreyi etkileyebildiği, özellikle del(17p) gibi yüksek riskli genetik değişikliklerin daha kısa TTNT ile ilişkili olduğu ve bu hasta grubunda hedefe yönelik tedavilerin erken dönemde planlanmasının klinik açıdan önem taşıdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: del(17p), Genel sağkalım, IGHV mutasyonu, KLL (Kronik lenfositik lösemi), Progresyonsuz Sağkalım