Pediatrik dirsek kırıklarında dirseğin morfolojik özellikleri kırığa yatkınlık açısından haber verici olabilir mi?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NURİ KORAY ÜLGEN

Danışman: Özgür DOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Suprakondiler humerus kırıkları (SKHK) çocukluk çağında ön kol kırıklarını takiben ikinci en sık görülen ve nörolojik ve vasküler yaralanmaların eşlik edebileceği önemli kırıklardır. Uygun şekilde tedavi edilmelerine rağmen uzun dönem takiplerinde dirsek eklem hareket açıklığında kısıtlılıklar ve açısal deformiteler görülebilmektedir. Bu nedenle SKHK'nın oluş mekanizmalarının tam olarak anlaşılması, kırığa yatkınlık sağlayan anatomik varyasyonların belirlenmesi ve eğer mümkün ise kırıkların oluşumunun önlenmesi veya azaltılması elzemdir. Çalışmamızın amacı SKHK gelişen olguların dirsek radyografik açısal ölçümleri üzerinden kırığa yatkınlığa sebep olabilecek morfolojik farklılıkların varlığının araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde Haziran 2019 - Aralık 2022 tarihleri arasında tanı, tedavi ve takipleri gerçekleştirilen 130 suprakondiler humerus kırığı olan hasta çalışmaya dahil edildi. Retrospektif olarak hastaların demografik verileri ve radyografik görüntülemeleri hastane otomasyon sistemi üzerinden değerlendirildi. Hastaların yaş, cinsiyet, kırık taraf, yaralanma mekanizması, gerçekleşen mevsim ve Gartland kırık tipi bilgileri not edildi. Radyografiler üzerinden kırık deplasmanı ve yönü radyolojik bulgularla not edildi. Karşı dirsek Bauman açısı (BA), humeroulnar açısı (HUA), humerus metafiz-diafiz açısı (HMDA), humerus şaft kondiler açısı (HSCA), lateral kapitellohumeral açısı (LCHA) ve tarafımızca ilk defa tanımlanan humerus eklem çizgisi açısı ölçüldü. Anterior koronoid çizgi ve anterior humeral çizgi (AHL) ilişkisi incelendi. Bu veriler cerrahi tedavi uygulanan grupta redüksiyon kalitesini değerlendirmek için kullanıldı. Karşılaştırma yapmak için SKHK olan hastaların karşısında iki ayrı kontrol grubu oluşturuldu. Sağlıklı popülasyon olarak yaşları hasta grubuna benzer olan 100 çocuğun dirsek grafisi üzerinden açısal ölçümler gerçekleştirildi. Çocukluk çağının diğer sık görülen kırığı olan distal radius kırığı geçirmiş 40 hastanın dirsek radyografisi üzerinden aynı açısal ölçümler gerçekleştirildi. Üç grup BA, HUA, HMDA, HSCA, LCHA ve humerus eklem çizgisi açısı üzerinden karşılaştırıldı. İstatistiksel analizler için SPSS® Programı versiyon 26.0.0.0 kullanıldı. Bulgular: Suprakondiler humerus kırığı bulunan hastaların %60,8'i erkekti ve kırık taraf %64,6 soldu. Bahar ve yaz aylarında sıklığı artmış olup yaş ortalaması 5,8 yıl olarak saptandı. %3,1 oranında ön kol kırığı eşlik ediyordu. %3,1'i fleksiyon tipi kırık kalanı ekstansiyon tipi kırıktı. Ekstansiyon tipi kırıkların %18,5'i Gartland tip 1, %31,5'i tip 2 ,%46,9'u tip 3 kırık olarak belirlendi. Cerrahi olarak tedavi edilen hastaların %25'inde koronal deplasman saptanmadı. %44,3 posterolaterale, %26,1 posteromediale deplase oldukları belirlendi. Koronal deplasmanı olmayan hastalarda açık redüksiyon ihtiyacı anlamlı olarak azdı (p=0,047). BA ve HMDA redüksiyon kalitesini belirlemek için anlamlı bulundu (sırası ile p=0,160 ve p=0,077). HSCA ve LCHA redüksiyon kalitesini belirlemede başarısızdı (sırası ile p=0,002 ve p<0,001). Anterior koronoid çizginin redüksiyon sonrası AHL hizasında devam etmesi redüksiyon kalitesi adına anlamlıydı (p<0,001). Ameliyat sonrası 3. ay grafileri ile açısal ölçümler redüksiyon kalitesi için karşılaştırıldığında BA, HUA ve tarafımızca geliştirilen humerus eklem çizgisi açısı anlamlı bulundu (her biri için p<0,05). Suprakondiler humerus kırığı gelişen hastaların dirsek radyografisi ölçümleri diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak farklı çıkmıştır (p<0,05). Bununla beraber tüm gruplardaki ortalama dirsek radyografi ölçüm değerleri, literatürde tanımlanan aralıkta saptanmıştır. Sonuç: Suprakondiler humerus kırığı gelişen hastaların dirsek radyografisi ölçümleri diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak farklı çıkmıştır. Bununla beraber tüm gruplardaki ortalama dirsek radyografi ölçüm değerleri literatürde tanımlanan aralıkta saptanmıştır. Bu yüzden suprakondiler humerus kırığı gelişen dirseklerin normal popülasyona göre belirgin bir morfolojik farklılığından söz edilemez. Anahtar kelimeler: Suprakondiler Humerus Kırıkları, Dirsek Morfolojisi, Dirsek radyografisi, Dirsek açısal parametreler