Bazal prolaktin değerinin In Vitro fertilizasyon sikluslarındaki başarı oranına etkisinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OKAN EFE
Danışman: Belgin DEVRANOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışma bazal prolaktin değeri hafif-orta dercede yüksek olan olgular ile normal sınırlarda olan olguların, in vitro fertilizasyon (IVF) sikluslarındaki başarı oranını karşılatırmak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya 2017-2021 yılları arasında İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesine başvuran, bazal prolaktin değeri 5 ng/mL ile 60 ng/mL arasında olan ve IVF tedavisi alan toplamda 395 infertil hasta dahil edildi. Bazal prolaktin değeri 5-20 ng/mL arasında olan 197 hasta kontrol grubu 20-60 ng/mL arasında olan 198 hasta vaka grubu olarak ayrıldı. Hastaların dosyaları retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların yaşı, infertilite nedenleri ve süreleri, over rezerv tetleri, son 12 ay içerisinde en az 2 kez değerlendirilen prolaktin değerleri, IVF siklusu sürecinde verilen gonodotropin süresi ve toplam dozu, HCG enjeksiyonu öncesi estradiol düzeyleri ve endometrial kalınlıkları, MII oosit sayısı ve oranları, fertilizasyon oranları, embriyo gradeleri, transfer günü, transfer edilen embriyo sayısı, gebelik oranları implantasyon başarı oranları ve canlı doğum oranları kaydedildi. Toplanan tüm veriler istatistiksel olarak analiz edilerek gruplar IVF tedavi sonuçları ve gebelik başarısı açısından kıyaslandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen toplam 395 hastanın yaş ortalaması 30.5±4.3 yıl, ortalama infertilite süresi 5±3 yıl, ortalama deneme sayısı 1.5±0.7 olarak saptandı. İnfertilite nedenlerinin dağılımı gruplar arasında benzerdi. Gruplar arasında over rezervini gösteren hormon parametreleri(FSH, E2, AMH) ve AFC açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Hastaların TSH değerleri çalışma grubunda ortalama 2 mIU/mL±1 iken kontrol grubunda 1.7 mIU/mL±0.8 olarak saptandı ve çalışma grubunda anlamlı olarak daha yüksekti. (p<0.05). Toplam gonodotropin dozu, hCG enjeksiyonu öncesindeki E2 seviyesi ve endometrial kalınlıkları, toplam oosit sayısı, MII oosit oranı ve fertilzasyon oranı açısından gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Toplam gonodotropin gün sayısı ise çalışma grubunda az bir farkla ancak anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05). Grade 3 embriyo gelişimi çalışma grubunda anlamlı olarak daha yüksek saptandı (p<0.05). Hiperprolaktineminin grade 3 embriyo gelişiminde bir risk faktörü olduğu sonucuna varıldı [odds ratio 6,8](%95 CI 1,5-30,7 p=0.004). Çalışma ve kontrol grupları arasında gebelik oranları, canlı doğum sayıları, abortus sayıları ve implantasyon başarısızlığı açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Sonuç: Bazal prolaktin yüksekliği olan grupla normal prolaktin seviyelerine sahip iki grubun IVF sikluslarını karşılaştırdığımızda tedavi özellikleri, hormon parametreleri ve başarılı gebelik oranları benzer bulunmuştur. Hipotiroidi olgularında prolaktin yüksekliğine daha sık rastlandığı saptanmıştır. Hiperprolaktinemi olgularının ovulasyon indüksiyonuna daha geç cevap verdiği ve bu grupta grade 3 embriyo gelişiminin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu bulgularla hiperprolaktineminin kötü embriyo gelişimi ile ilgili olabileceği sonucuna varılmıştır.