45 yaş altı ST elevasyonlu miyokard infarktüsü hastalarında cinsiyet ve risk faktörlerinin klinik sonlanımlar üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ERTAN EKİCİ

Danışman: Derya TOK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Kardiyovasküler hastalıklar tüm dünyada en sık ölüm sebebidir. İskemik kalp hastalıklarının genç yaşta ortaya çıkması, sebep olduğu mortalite ve yeti yitimini daha aşikar hale getirmektedir. Genç akut koroner sendrom hastalarında spontan koroner arter disseksiyonu ve non-obstruktif lezyonlar daha sık görülmektedir. Miyokard infaktüsü ile ilgili yapılan çalışmalarda kadın cinsiyet kötü prognozla ilişkili bulunmuş ve bu durumun genç hastalar arasında daha belirgin olduğu görülmüştür. Çalışmamızda 45 yaş ve altı STEMİ hastalarında cinsiyet ve risk faktörlerinin klinik sonlanımlar üzerine etkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda ST elevasyonlu miyokard infarktüsü ile başvuran 45 yaş ve altı hastalar retrospektif olarak tarandı. Hastaların klinik ve laboratuar parametrelerinin yanında ekokardiyografi raporları ve anjiografi görüntüleri incelendi. Anjiografik olarak ateroskleroz yaygınlığı ve şiddeti SYNTAX ve Gensini skorları ile hesaplandı. Hastane içi klinik sonlanımlar; ölüm, serebrovasküler olay, BARC 2 ve üzerinde kanama, KDIGO kriterlerine göre akut böbrek hasarı ve kalp yetersizliği olarak belirlendi. Bulgular: Çalışmamıza 45 yaş ve altı, 32'si kadın, 182'si erkek olmak üzere ardışık 214 hasta dahil edildi. Tüm hastalar içinde %3.3 (n=7) oranında spontan koroner arter disseksiyonu (SCAD) görüldü. Hospitalizasyon süreci içinde %4.2 (n=9)'sinde ölüm izlenirken, %8.4'ünde akut böbrek hasarı (KDIGO kriterlerine göre), %5.1'inde kanama (BARC tip 2 ve üstü), %0.5'inde serebrovasküler olay (SVO) saptandı. Cinsiyetler arası farklara bakıldığında; kadın hastalarda hipertansiyona daha yüksek oranda rastlandığı ( K:E, %50: %21,4 , p=0,002), kadınlarda kalp yetmezliği ( K:E , %53,1:%33,5 , p =0.034) ve mortalitenin (K:E , %12,5 : %2,7 , p =0.03) istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek oranda görüldüğü saptandı. LVEF ve Glukoz parametrelerinin hastane içi mortalitenin; LAD SYNTAX skoru ve lökoglisemik indeksin (LGİ) koroner arter hastalığı öyküsü olmayan hastalarda kalp yetmezliğinin (LVEF%40) bağımsız birer öngördürücüsü olduğu saptandı. ROC analizinde, STEMİ ile başvuran genç hastalarda toplam Gensini, İİA dışı Gensini ve toplam SYNTAX skorlarının, SCAD tanısında katkı sağlayabileceği ortaya kondu. Sonuç: Genç yaşta STEMİ görülen hastalarda cinsiyetler arası hipertansiyon haricinde kardiyovasküler risk faktörleri açısından anlamlı fark izlenmedi.Tüm hastalar içimde %3,3 oranında sorumlu lezyon SCAD izlendi. SCAD hastalarında konvansiyonel risk faktörleri belirgin olarak düşük oranda saptandı. Kadın hastalarda hastane içi mortalite ve kalp yetmezliği daha yüksek oranda görüldü. Hastane içi mortalitede LVEF ve glikoz, kalp yetmezliği gelişiminde LAD SYNTAX ve LGİ bağımsız öngördürücüler olduğu ortaya kondu. ROC analizinde Gensini ve SYNTAX skorların bu hasta grubunda SCAD için tanısal olduğu eşik değerler (Toplam Gensini; İİA dışı Gensini; Total SYNTAX için sırasıyla 27,5; 0,5; 9,25) tanımlandı.