Yüksek akımlı nazal oksijen ve non invaziv ventilasyonun akut hiperkapnik solunum yetmezliğinde etkinliğinin ulusal ve modifiye erken uyarı sistemleri (NEWS-MEWS) ile birlikte değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EREN GÖKTUĞ CEYLAN
Danışman: Nalan DEMİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı; akut hiperkapnik solunum yetmezliği (AHKSY) olan ve yoğun bakımda takip edilen kritik hastalarda yüksek akımlı nazal oksijen (HFNO) ile non invaziv ventilasyonun (NIV) etkinliğinin modifiye erken uyarı sistemleri (NEWS 2, MEWS) ile birlikte değerlendirilmesidir. Aralık 2023-Aralık 2024 tarihleri arasında akut hiperkapnik solunum yetmezliği ile yoğun bakıma alınan HFNO veya NIV uygulanan 18 yaş ve üzeri hastalar prospektif olarak bu çalışmaya dahil edildi. İlk 24 saat içerisindeki klinik, laboratuvar ve uygulanan tedaviye ait parametreler ve yoğun bakım skorlamaları kaydedildi. Tedavi başarısızlığı invaziv mekanik ventilasyona geçiş yada ilk 28 günlük mortalite olarak tanımlandı. Tedavi başarısızlığı, hastane mortalitesi ve kan gazındaki değişiklikler açısından hastalar takip edildi. NIV/HFNO'nun tedavi etkinliği ve yoğun bakım skorlamaları ile modifiye erken uyarı sistemlerinin prediktif etkinlikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. Bu çalışmada AHKSY ile yoğun bakıma alınan 350 hasta değerlendirildi. Kabul kriterlerini karşılayan AHKSY'si olan 167 hasta bu çalışmaya dahil edildi. HFNO (Grup 1) veya NIV uygulanan (Grup 2) hasta gruplarına ait demografik özellikler benzer olarak bulundu. KOAH atak ve AHKSY'li hastalarda NIV tedavi oranları daha yüksek iken, diğer nedenlere bağlı AHKSY'de NIV veya HFNO tedavi uygulanma oranları bu çalışmada benzer olarak saptandı. Her iki grup karşılaştırıldığında, HFNO grubunda, NIV' e göre tedavi süreleri ve yoğun bakım yatış süreleri istatistiksel olarak daha uzundu. Pnömoniye sekonder AHKSY olanlarda hastane içi mortalite oranı NIV grubunda HFNO'ya göre daha düşük saptandı (%23 vs %48, p=0,014). Bununla birlikte, hiperkapnik solunum yetmezliğine neden olan klinik durumdan bağımsız olarak, tedavi başarısızlığı, invaziv mekanik ventilasyona geçiş ve erken mortalite oranları Grup 1 ve 2'de benzerdi. HFNO ve NIV uygulanan hastalar arasında 0, 2, 12, 24. saatlerde ortalama pH, PaO2, SO2, PaCO2 ve laktat değerleri arasında anlamlı fark yoktu. Özellikle 2. saatte her iki grupta da PaCO2 düzeylerinde anlamlı düşüş saptandı. AHKSY nedenlerine göre bakıldığında, dekompanse kalp yetmezliği, pnömoni ve KOAH ataklı olgularda hem HFNO hem NIV uygulananlarda PaCO2 deki düşüş oranları, 2. saatte istatistiksel olarak anlamlı idi. PaCO2'de NIV grubunda 2. saatte belirgin fark varken, HFNO kabulden itibaren 2, 12 ve 24. saatlerde de PaCO2 düzeylerinde düşüş anlamlı bulundu. Tüm hastalarda değerlendirildiğinde HFNO veya NIV tedavilerinin her ikisinde de tedavi başarısı ve 28 günlük mortalite oranları açısından yüksek APACHE II, SAPS II, SOFA skorları ve erken uyarı sistemleri (NEWS 2, MEWS, ) korele bulundu. Bu çalışmada, akut hiperkapnik solunum yetmezliğinde etiyolojiden bağımsız HFNO ve NIV uygulanan hastalar arasında tedavi başarısızlığı, invaziv mekanik ventilasyona geçiş ve erken mortalite oranları benzerdi. PaCO2 düzeylerinde azalma, tedavi başarısı ve sağkalım oranları açısından NIV ve HFNO tedavilerinin benzer düzeyde etkin olabileceği düşünüldü. Yoğun bakım skorlama sistemleri ve erken uyarı sistemleri (NEWS2 ve MEWS) tedavi başarısızlığı ve 28 günlük mortalite oranları ile korele olarak bulundu.