Sterilizasyon amacıyla bilateral salpenjektomi ve bilateral tüp ligasyonu yapılan hastaların preoperatif ve postoperatif over rezervinin değerlendirilmesinde anti müllerian hormon düzeylerinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SELİNAY BALI

Danışman: Yusuf ÜSTÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tubal sterilizasyon güvenli, etkin ve kalıcı bir kontrasepsiyon yöntemidir. Elektif salpenjektomi son yıllarda giderek artan bir uygulamadır. Yaptığımız sterilizasyon prosedürleri ile vasküler ağa verilen potansiyel hasar sonucunda ovaryen fonksiyona nasıl bir etkide bulunduğumuz araştırmalara konu olmuştur. Bu çalışmanın amacı, tubal sterilizasyon istemi olan hastaları her iki prosedür hakkında bilgilendirerek (bilateral tüp ligasyonu ve bilateral total salpenjektomi) seçtikleri prosedürün preoperatif ve postoperatif 3. Ayında ultrasonografik ve hormonal değerlendirmeler yaparak tubal sterilizasyon tekniklerinin over rezervi üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada sterilizasyon istemi ile polikliniğe başvuran hastalara bilateral tüp ligasyonu ve bilateral total salpenjektomi prosedürleri detaylı olarak anlatılmış ve hastanın seçtiği prosedüre göre laparoskopi yöntemi ile opere olan hastalar 2 gruba ayrılmış ve kontrol grubu ile karşılaştırılarak over rezervine olan etkinin ortaya konması amaçlanmıştır. 30 hasta BTL grubu için 30 hasta BSJ grubu için 30 hasta kontrol grubu için seçilmiştir ve toplamda 90 hasta ile çalışılmıştır. Venöz serum örneklerinde Elisa yöntemi kullanılarak preoperatif dönemde ve postoperatif 3.ayda Anti-müllerian hormon (AMH) değerleri çalışılmıştır. Menstruel siklusun 3.gününde preoperatif ve postoperatif 3. ayda kanda Follikül Stimulan Hormon (FSH), Estradiol (E2), prolaktin ve Tiroid Stimulan Hormon (TSH) değerlerine bakılmıştır. Ayrıca menstruel siklusun 3. gününde antral folikül sayımı yapılmış olup 2-8 mm arasındaki foliküller sayıma dahil edilmiştir. Bulgular: BTL grubunda AMH, FSH ve E2'nin preoperatif ve postoperatif karşılaştırması itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (Sırasıyla; p=0,000, p=0,001, 0,033). Operasyon sonrası AMH ve E2 değerlerinde anlamlı bir azalma mevcutken FSH değerinde anlamlı bir artış izlenmiştir. TSH ve prolaktinin preoperatif ve postoperatif karşılaştırmaları itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (Sırasıyla; p=0,411 ve p=0,688). Preoperatif ve postoperatif AFC karşılaştırması itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p=0,002). 15 BSJ grubunda AMH, FSH ve E2'nin preoperatif ve postoperatif karşılaştırmaları itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (Sırasıyla; p=0,000, p=0,001, 0,029). Operasyon sonrası AMH ve E2 değerlerinde anlamlı bir azalma mevcutken FSH değerinde anlamlı bir artış izlenmiştir. Preoperatif ve postoperatif AFC karşılaştırması itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p= 0,000). TSH ve prolaktinin preoperatif ve postoperatif karşılaştırmaları itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (Sırasıyla; p=0,607 ve p=0,497). Kontrol grubunda AMH, FSH, E2'nin preoperatif ve postoperatif karşılaştırmaları itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (Sırasıyla; p=0,863; p=0,192 ve p=0,117) Preoperatif ve postoperatif AFC karşılaştırması itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (p=0,447). TSH ve prolaktinin preoperatif ve postoperatif karşılaştırmaları itibarıyla ortalamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (Sırasıyla; p=0,401 ve p=0,188). Sonuç: Tubal sterilizasyon prosedürleri doğrudan veya dolaylı olarak overin damarsal yapısına hasar verebilir ve buna bağlı olarak over fonksiyonlarını etkileyebilir. Özellikle genç hastalarda tubal ligasyon veya salpenjektomi kararı alınırken mutlaka hastaya detaylı bilgi verilmeli ve fertilitenin geri döndürülebildiği kontraseptif yöntemler detaylıca açıklanmalıdır. Cerrahların mezosalpinks ve çevresindeki damarlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı termal hasar etkilerinin farkında olmaları ve over fonksiyonuna zararı azaltmak için gerekli önlemleri almaları önerilir. Anahtar Kelimeler: Bilateral Tüp Ligasyonu (BTL), Profilaktik Salpenjektomi, Anti Müllerian Hormon (AMH), Over Rezervi