Disosiyatif bozuklukta (konversiyon bozukluğu) erken dönem uyum bozucu şemaların incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YAVUZ BAHADIR BEDİR

Danışman: Kamil Nahit ÖZMENLER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Disosiyatif bozukluk (DB) kişide bilinç, kimlik, bellek, çevreyi algılama gibi normalde bir bütün halinde çalışan işlevlerin etkilendiği kronik psikiyatrik bir bozukluktur. Bu bozukluğun yaşam kalitesini etkilediği ve önemli derecede işlevsellik kaybına yol açtığı bilinmektedir. Bundan dolayı DB'nin erken tanı ve tedavisi önemlidir. Bildiğimiz kadarıyla literatürde DB'de erken dönem uyum bozucu şemalar ile ilişkisini inceleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada DB hastalarının sosyodemografik, klinik özellikleri ve erken dönem uyum bozucu şemalar ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem ve Gereç: Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nde kesitsel tipte gerçekleştirilen bu çalışmanın, örneklemini DSM-5'e göre DB tanısı konmuş 61 DB hastası ve 67 sağlıklı kontrol olmak üzere toplam 128 kişi oluşturmaktadır. DB hastalarına Disosiyatif Bozukluklar İçin Görüşme Çizelgesi (DBGÇ) kullanılarak tanı konulmuştur. Katılımcıların sosyodemografik ve klinik özellikleri, klinisyen tarafından hasta ile yapılan görüşmeler sırasında kaydedildi. Şemalara ait alt ölçekler Young Şema Ölçeği (YŞÖ) ile değerlendirildi. Elde edilen veriler, veri setine kayıt edilerek, uygun istatistiki analizler uygulandı. Bulgular: Disosiyatif bozukluk hastalarının %77'sini Tanımlanmış Diğer Bir Disosiyatif Bozukluk (TDDB), %12'sini Disosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB), % 6'sını Depersonalizasyon/Derealizasyon bozukluğu (DPB/DRB), %3'ünü ise Disosiyatif amnezi oluşturmaktadır. YŞÖ'nün tüm alt ölçeklerinde DB tanısı alan grupta kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0,001). Hasta grubunun %78'inde duygusal travma , %16'sında cinsel travma, % 3'ünde fiziksel travma kaydedilirken, % 3'ünde ise hiçbir travma gözlenmedi. Sonuç: DB'li bireylerde kontrol grubuna göre beş şema alanının her birine dair skorlar yüksek olarak bulundu. Bu nedenle, bu çalışma DB'de yapılacak psikoterapötik müdahalelerin bu şemalara odaklanması gerektiğini düşündürmektedir. DB'de şemaların belirlenmesi hastalığın etiyopatogenezi ve tedavisi açısından yardımcı olabilir. Anahtar Sözcükler: Disosiyatif bozukluk, kimlik, şema, konversiyon bozukluğu