Ultrasonografi eşliğinde bakılan 'Sliding Sign' bulgusu ile histerosalpingografi sonuçları arasındaki ilişkinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BEYZA NUR YILDIZ
Danışman: Serkan KAHYAOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmamızda primer ve sekonder infertiliteye yaklaşımda tubal faktör değerlendirmesi için yapılan histerosalpingografi (HSG) öncesi, transvajinal ultrasonografi (TVUSG) ile bakılan sliding sign bulgusu ile HSG sonuçları arasındaki ilişkiyi göstermeyi amaçladık. Sliding sign bulgusu negatif intraabdominal yapışıklık düşünülen hastaların HSG sonucunda tubal tıkanıklık olup olmadığı değerlendirilecektir. Böylece kolay ve non invaziv bir yöntem olan ultrasonografi (USG) sayesinde girişimsel bir işlem olan HSG sonuçları tahmin edilebilecektir. Bu çalışma sayesinde HSG çekilen hastalar tubal oklüzyon nedeniyle laparoskopi olacaksa preoperatif yapışıklıklar konusunda bilgi sahibi olunabilir. Gereç ve Yöntem: Ekim 2021 – Nisan 2022 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi infertilite polikliniğine primer ve sekonder infertilite sebebiyle başvuran, HSG çekilecek hastalar değerlendirildi. Hastaların HSG randevularından önce yazılı onamları alınarak anamnezleri alındı ve demografik bilgileri değerlendirme formuna kaydedildi. Daha sonrasında hastalara transvajinal ultrasonografi ile sliding sign bulgusu bakılarak pozitif/ negatif şeklinde değerlendirme formuna eklendi. HSG çekimi sonrasında görüntüler incelenerek tubal açıklık/ kapalılık durumu değerlendirme formuna kaydedildi. Sistem üzerinden kan parametreleri görülerek değerlendirme formuna eklendi. Hasta sayısı tamamlandığında Statistical Package for Social Sciences (SPSS) programı kullanılarak istatistiksel anlamlılıkları karşılaştırılarak değerlendirme yapıldı. Bulgular: Ankara Şehir Hastanesi İnfertilite Polikliniği'nde histerosalpingografi çekilen, Ekim 2021– Nisan 2022 tarihleri arasında başvuran 21-40 yaş arası kadın hastalardan toplam 86 olgu bu çalışmaya dahil edilmiştir. Transvajinal USG ile sliding sign bulgusu pozitif olan olguların (grup 0) sayısı 45 iken negatif olan olguların (grup 1) sayısı ise 41 olarak saptanmıştır. Grupların ortalama yaş (28.42± 5.06 vs 30.04± 5.45) ve vücut kitle indeks (26.54± 5.92 vs 25.00± 4.20 kg/ m2) değerleri istatiksel olarak benzer bulunmuştur (p>0.05). Her iki grubun gravida, parite, yaşayan, abort ve diletasyon küretaj(D/C) sayıları istatistiksel olarak benzer bulunmuştur (p=.106,.172,.269,.675 ve.887 sırasıyla). Ortalama infertilite süresi Grup 0'da 2.14± 1.63 yıl ve Grup 1'de 2.85± 2.78 yıl olarak saptanmıştır (p=.189). Benzer şekilde grupların toplam antral follikül sayısı da istatistiksel olarak benzer bulunmuştur (14.29± 6.3 vs 14.02± 5.54). Olguların menstrüel siklusun üçüncü gününde bakılan folikül stimüle edici hormon(FSH) (mIU/ml) ve lüteinleştirici hormon (LH) (mIU/ml) değerleri karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Serum anti-mülleryen hormon(AMH) seviyesi Grup 0'da 3.60± 2.41 ng/ml ve Grup 1'de 3.41± 2.52 ng/ml olarak saptanmıştır (p=.790). Geçirilmiş operasyon varlığına (batın cerrahisi dışındaki operasyonlar dahil edilmemiştir) göre gruplar karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p=.619). Tüm olgularda sigara içmeyip Grup 0'da olanların oranı (%45.3) anlamlı olarak, Grup 1'de olanların oranından (%31.4) yüksek bulunmuştur (p=0.022). Tüm olguların %23.3'ünde sekonder infertilite (%15.1 grup 0 ve %8.1 grup 1) ve %76.7'sinde primer infertilite (%37.2 Grup 0 ve %39.5 Grup 1) öyküsü bulunmuştur. Sliding sign +/ - gruplar arasındaki primer/ sekonder infertilite oranları benzer bulunumuştur. (p=.195). Histerosalpingografiler gruplandırıldığında HSG 0 (unilateral veya bilateral tubal geçiş olmayan) olan olguların hepsi (n=3) Grup 1'e (sliding sign -) aittir. Buna karşın HSG 2 (bilateral tubal geçiş olan) izlenen olguların %76'sı (n=38) Grup 0'a (sliding sign +) ait olduğu saptanmıştır. Grup 0'da en sık izlenen HSG sonucu %88.4 ile HSG 2 iken Grup 1'de en sık izlenen HSG sonucu %63.4 ile HSG 1 izlenmiştir. Sliding sign pozitif olgularda tubal geçiş oranı negatif olanlara göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0.000). HSG 2 saptanan olgularda bilateral tubal geçiş bulunmakta ve tubal faktör bulunmamaktadır. Oysaki HSG 0 olanlarda hiç tubal geçiş yok iken HSG 1 olan olgularda ise tek taraflı geçiş bulunmaktadır. Sliding sign ile endometrioma arasındaki ilişki değerlendirildiğinde sliding pozitif olan olguların hiçbirinde ne unilateral ne de bilateral endometrioma saptanmamıştır. Buna karşın sliding sign negatif olan grup 1'deki olgular incelenediğinde %36,6' sında endometrioma izlenmezken %43,9' unda unilateral endometrioma ve %19,5' inde bilateral endometrioma saptanmıştır. Sonuç olarak sliding sign negatif olgularda endometrioma varlığı anlamlı olarak daha fazladır (p = 0.000). Sonuç: İnferilite sebeplerinin araştırılmasında HSG görüntülemesi aktif olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu görüntülemeden önce kolay, ucuz ve hastalar tarafından tolere edilebilen TVUSG ile bakılan sliding sign bulgusu, pelvik adhezyonlar ve douglas boşluğu obliterasyonu hakkında bilgi verebilir. İnvaziv bir yöntem olan HSG sonuçları bu şekilde öngörülebilir. Böylece HSG sonrası laparoskopi yapılacak hastaların batın yapışıklıkları hakkında ön bilgi edinilebilir. Anahtar Kelimeler: Sliding Sign, Histerosalpingografi (HSG), Pelvik Adezyonlar