Nazal polip rekürrensinde charcot leyden kristali proteini'nin prediktif değeri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DURAN YILDIRIM

Danışman: Hülya EYİGÖR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ Nazal polipli kronik rinosinüzit (NP'li KRS), uzun süren nazal obstrüksiyon, rinore, hiposmi ve baş ağrısı/yüz ağrısı gibi semptomlarla karakterize rekürrenslerle seyredebilen kronik bir inflamatuar hastalıktır. Bu çalışmanın amacı, Charcot-Leyden Kristali Proteini (CLC-P) seviyelerinin NP'li KRS hastalarında polip rekürrensini ön görmedeki rolünü araştırmak ve bu protein düzeylerinin klinik uygulamalarda kullanım potansiyelini değerlendirmektir. GEREÇ VE YÖNTEM Bu çalışma medikal tedaviye yanıt vermeyen ve fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (FESS) yapılan NP'li KRS hastaları üzerinde yürütülmüştür. Hastalar cerrahi sonrası 1 yıl boyunca düzenli olarak takip edilmiştir. Hastaların periferik kanda ve polip dokusunda eozinofil ve nötrofil düzeyleri, 22 Madde Sino-Nazal Sonuç Testi (SNOT-22), Connecticut Chemosensory Clinical Research Center (CCCRC) koku testi, nazal endoskopik skorlama verileri ve cerrahi sonrası histopatolojik bulgular kayıt edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların nazal polip dokuları ve nazal sekresyonlarından CLC-P seviyeleri saptanmış ve rekürrensle ilişkisi değerlendirilmiştir. BULGULAR Çalışmaya katılan hastaların %48,3'ünde 1 yıl içinde rekürrens saptanmış olup, rekürren grup ile non-rekurren grup arasında demografik bulgular,eozinofili, postoperatif histopatolojik bulgular açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Koku ayırt etme 12. ay ölçümlerinde (p=0,002) ve SNOT-22'de 6.ay, 9.ay ve 12.ay değerlendirme sonucuna göre (sırasıyla; p=0,037, p=0,008, p=0,002) rekurren ve non-rekurren grupları arasında istatistiksel olarak fark görülmüştür Hastaların nazal sekresyonlardaki CLC-P seviyeleri, rekürrens grubunda anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p=0,003). CLC-P (nazal sekresyon) ng/mL değerindeki bir birimlik artış, nüks olma olasılığını 3,094 kat artırmıştır. CLC-P (nazal sekresyon) ng/mL seviyesi nüksü tahmin etmede %78,57 duyarlılık ve %100 seçicilik ile 5,245 olarak saptanmıştır. CLC-P (doku) seviyelerinin ise rekürrens için istatistiksel olarak anlamlı bir risk faktörü olmadığı belirlenmiştir. SONUÇ Çalışmamızın sonuçları, nazal sekresyonlardaki CLC-P seviyelerinin NP'li KRS hastalarında polip rekürrensini öngörmede önemli bir biyobelirteç olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, CLC-P ölçümünün klinik uygulamalarda kullanılarak postoperatif tedavi planlarının kişiselleştirilmesine ve polip rekürrens oranlarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, CLC-P'nin nazal polip oluşumunda rol alan mekanizmalarının ve terapötik potansiyelinin daha fazla araştırılması gerektiğini vurgulamaktadır.