Ulusal Neonatal Tarama Programı kapsamında fenilketonüri taraması ile başvuran hastaların klinik, laboratuvar ve genetik özelliklerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İREM NUR DEMİR

Danışman: Sevil YILDIZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Fenilketonüri (PKU), erken tanı ve uygun tedavi ile nörolojik sekellerin büyük ölçüde önlenebildiği otozomal resesif geçişli kalıtsal bir metabolik hastalıktır. Bu nedenle yenidoğan tarama programları, hastalığın erken dönemde saptanmasında kritik rol oynamaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Ulusal Neonatal Tarama Programı (UNTP) kapsamında PKU ön tanısı ile merkezimize yönlendirilen hastaların demografik, klinik, laboratuvar ve genetik özelliklerini retrospektif olarak incelemektir. Çalışma ayrıca, bölgesel düzeyde PKU ve hiperfenilalaninemi (HPA) spektrumunu ortaya koymayı ve elde edilen verileri güncel tıp literatürü bağlamında değerlendirmeyi hedeflemektedir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, 2017–2025 yılları arasında UNTP aracılığıyla PKU şüphesi ile kliniğimize yönlendirilen toplam 162 olgu dahil edilmiştir. Hastalara ait demografik veriler, klinik bulgular, başvuru ve takip süreçlerindeki fenilalanin (Phe) ve tirozin (Tyr) düzeyleri, fenilalanin hidroksilaz (PAH) genine yönelik mutasyon analizleri ve eşlik eden komorbiditeler hastane bilgi yönetim sistemi kayıtları üzerinden incelenmiştir. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş ve mevcut literatür bulgularıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: İncelenen 162 hastanın klinik sınıflandırması sonucunda; olguların %51,2'sinin (n=83) hafif HPA, %14,2'sinin (n=23) normal, %9,9'unun (n=16) yalancı HPA yüksekliği, %8,6'sının (n=14) tetrahidrobiyopterin (BH4) yanıtlı PKU, %7,4'ünün (n=12) klasik PKU, %3,1'inin (n=5) hafif PKU, %2,5'inin (n=4) dihidropteridin redüktaz (DHPR) eksikliği, %1,9'unun (n=3) orta PKU ve %1,2'sinin (n=2) maternal PKU sendromu tanısı aldığı belirlenmiştir. Yalancı HPA yüksekliği saptanan 16 olgunun 11'inde total parenteral nütrisyon (TPN) kullanımı öyküsü dikkat çekerken, diğer olgularda galaktozemi, lipoprotein lipaz eksikliği ve konjenital diyafragma hernisi gibi ek patolojiler saptanmıştır. Maternal PKU sendromu tanısı alan iki olguda mikrosefali bulgusu gözlenmiştir. Suriyeli mülteci hasta grubunda tanı alma yaşının (ortanca 36 gün), Türk hasta grubuna kıyasla (ortanca 28 gün) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha geç olduğu belirlenmiştir (p A (%13,2) olduğu tespit edilmiştir. Tarafımızca ilk kez tanımlanan c.730_*13delinsC varyantı tespit edilerek genetik havuz verilerine katkı sağlanmıştır. Sonuç: Bu çalışma, bölgemizdeki PKU/HPA klinik profilinin ve PAH gen mutasyon dağılımının Türkiye genelindeki epidemiyolojik verilerle büyük ölçüde uyumlu olduğunu göstermektedir. TPN uygulaması, yalancı HPA yüksekliğinin en önemli etiyolojik faktörü olarak öne çıkarken; maternal PKU sendromu ve mülteci popülasyonunda gözlemlenen tanısal gecikmeler dikkat çekici halk sağlığı sorunları olarak ortaya çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, yenidoğan taraması sonrasında yürütülen ayırıcı tanı süreçlerinin multidisipliner bir yaklaşımla yönetilmesinin, riskli gruplara özgü izlem algoritmalarının geliştirilmesinin ve PKU tanılı kadınlarda gebelik öncesi ile gebelik sürecinde metabolik kontrolün sağlanmasının önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Fenilketonüri, Hiperfenilalaninemi, Maternal PKU Sendromu, PAH Geni, Yalancı Pozitiflik, Yenidoğan Taraması