Kritik çocuk hastada akut böbrek hasarı öngörülebilir mi ?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERCAN SEMERCİ

Danışman: Meltem EROL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akut böbrek hasarı (ABH), çocuk yoğun bakım ünitelerinde (ÇYBÜ) kritik hastalarda sık görülen ve önemli klinik sonuçlara yol açabilen ciddi bir durumdur. Bu çalışmamızda kritik çocuk hastalarda demografik,klinik ve laboratuar bulgularının ve de Pediatrik Mortalite Riski Skorlaması (PRISM-III), Renal Angina İndeksi (RAİ), PediatriLogistik Organ Disfonksiyon (PELOD-2), ABH açısından yüksek risk skoru (HRA) bi skorlama sistemlerinin ABH tanısını öngörmedeki performansını değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, Ocak 2020 – Aralık 2024 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk yoğun bakım ünitesine (ÇYBÜ) yatırılan, takibi ve tedavisi yapılan 31 gün- 18 yaş aralığındaki olguların verilerinin retrospektif olarak incelenmesi ile gerçekleştirilen, gözlemsel tek merkezli bir çalışmadır. ABH gelişen ve gelişmeyen hastalar olmak üzere iki grup oluşturuldu, dışlama kriterleri hariç tüm olgular değerlendirmeye alındı.Laboratuvar değerleri ve skorların hesaplanma zamanı için ÇYBÜ yatış anındaki bulgular ve tetkikleri T1 zamanı olarak belirttik. Çalışma grubunda akut böbrek hasarı tanı anıysa T2 zamanı olarak belirledik. Laboratuvar bulgular içinse T1 zamanı değerler ve pik değerleri kayıt ettik.Olguların yaş (ay), cinsiyet, boy, kilo, yatış tanısı, kronik hastalık varlığı, akut hastalık (pnömoni,sepsis,menenjit veya kalp yetmezliği), yatış öncesi kardiyopulmoner resüstasyon uygulanma bilgisi kan ürünü transfüzyonu ihtiyacı ve majör cerrahi girişim öyküsü hasta dosyasından kaydedildi. Olguların T1ve T2 zamanlarındaki laboratuar ve klinik parametreleri değerlendirilerek PELOD-2, PRISM-III, RAİ, HRA skorları hesaplandıve tüm değerler excel dosyasına kayıt edildi. İstatiksel analizde tüm testler çift yönlü gerçekleştirilmiş olup, p <0,05 değeri istatiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular:Çalışmaya dahil edilme ve dışlama kriterlerine dayaranarak 740 olgu dahil edildi.ABH gelişimine göre 2 gruba ayrıldı.ABH gelişen 134 hasta (%18,1) "hasta grubu" olarak tanımlandı, ABH gelişmeyen 606 hasta (%81,9) ise "kontrol grubu" olarak sınıflandırıldı.Tüm çalışma grubunun yaş ortalaması 63.1 ± 62.8 ay olarak hesaplanmış olup, yaş aralığı 0 ile 215 ay arasında değişmektedir. Olguların %57,7'si erkek (n=427), %42,3'ü ise kız (n=313) çocuktur. Hasta grubunda mortalite oranı %40,3 (n=54) olarak saptanırken, kontrol grubunda bu oran yalnızca %0,7 (n=4) olarak belirlenmiş; gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak oldukça anlamlı bulundu (p<0,001). Çalışmaya dahil edilen hastalarda en sık tanı %51,4'ünde (n=381) enfeksiyon hastalıkları oldu. Enfeksiyon hastalıkları, ABH gelişen olguların %71,6'sında (n=96), ABH gelişmeyenlerin ise %47,0'sinde (n=285) saptanmıştır(p <0.001). Bunu travma ve nörolojik hastalıkları izlemektedir. Kronik hastalık varlığı tüm olguların %39 'unda olup, ABH gelişen grupta bu oran %56 olup kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulundu (p<0.001). Klinik parametrelerden ise şok varlığı ve sepsis ABH gelişiminde en önemli risk faktörleri olarak saptanmıştır (p<0.001). Bununla beraber yüksek VİS skoru,inotrop ya da vazopressör ilaç ihtiyacı ve İMV süresi anlamlı olarak hasta grubunda yüksek tespit edildi (p<0.001). Skorlama sistemlerini ABH öngörme gücü açısından kıyasladığımız ROC analizimizde ise RAİ en yüksek ayırt edici güce sahip olarak ön plana çıktı (AUC=0.924). RAI'yi sırasıyla PELOD-2 skoru (AUC=0.885) ve PRISM-III skoru (AUC=0.878) takip etti. HRA skoru ise diğer skor sistemlerine kıyasla daha düşük bir AUC değeri göstermiştir (AUC=0.825). Sonuç: Çalışmamız ÇYBÜ'de yatan hastalarda ABH'ı öngörmede RAİ,HRA,PRISM-III,PELOD-2 indekslerinin kullanılabilir,yararlı belirteçler olduğunu desteklemektedir. RAİ bu sistemler içinde en güçlü öngörüyü sağlayan skorlama sistemi olmakla beraber klinik veriler ve muayne bulguları ile elde edilmesi ile de avantaj sağlamaktadır.ÇYBÜ'de ABH sıklığına dikkat çekmek ve skorlama sistemlerinin ABH'ı öngörme gücünü belirlemek anlamında literatüre katkı sağladığımızı düşünmekteyiz.