Gerçek damlasız katarakt cerrahisi ve postoperatif topikal tedavi protokolleri arasında ameliyat sonrası sonuçların karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET EMRE AYAN

Danışman: Kenan SÖNMEZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı katarakt cerrahisi sonrası posterior subtenon triamsinolon uygulanan "damlasız" yaklaşımın; klinik inflamasyon (lazer flaremetre), maküler kalınlık ve OKT/OKTA mikrovasküler parametreler üzerindeki etkilerini standart topikal tedavi protokolü ile karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2026–Nisan 2026 tarihleri arasında Ankara Etlik Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğinde yürütülen bu prospektif randomize çalışmaya, dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 84 olgu alındı. Dört olgunun çalışma dışı bırakılmasının ardından analizler 80 hasta üzerinden gerçekleştirildi. Olgular, cerrahi öncesinde uygulanacak olan postoperatif antiinflamatuvar tedavi protokolüne göre 1:1 merdiven tarzı randomizasyon yöntemiyle iki gruba ayrıldı. Randomizasyon sonuçlarına göre, damlasız gruba posterior subtenon bölgeye 20 mg triamsinolon asetonid uygulanırken, damlalı gruba postoperatif dönemde 10 gün süreyle moksifloksasin ve 1 ay süreyle deksametazon topikal damla tedavisi verildi. Tüm olgulara komplikasyonsuz fakoemülsifikasyon ve göz içi lens (GİL) implantasyonu uygulandı. Tüm olgular preoperatif dönemde ve postoperatif 10. gün, 5. hafta ve 3. ayda değerlendirildi. Postoperatif değerlendirmeyi yapan araştırmacılar hastanın hangi gruba dahil olduğunu bilmiyordu. Spektral domain optik koherens tomografi (SD-OKT) ile fovea kalınlığı, subfoveal koroidal kalınlık (SFKT) ve koroidal vaskülarite indeksi (KVI) ölçümleri yapıldı. Spektral domain optik koherens tomografi anjiyografi (SD-OKTA) ile foveal avasküler zon alanı ve sirkülaritesi ile süperfisyal kapiller pleksus (SKP) ve derin kapiller pleksus (DKP) düzeyindeki vasküler dansite parametreleri analiz edildi. Gruplar arası karşılaştırmalarda, başlangıç ölçümlerinin etkisini dikkate alan istatistiksel analizler gerçekleştirildi. Bulgular: Preoperatif dönemde en iyi düzeltilmiş görme keskinliği(EİDGK), flare değerleri, GİB, fovea kalınlığı, SFKT, KVI, FAZ alanı ve sirkülaritesi, SKP ve DKP seviyesinde vasküler dansite parametreleri (VAD ve VSD) gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Postoperatif 3. ayda düzeltilmiş analizlerde EİDGK ve GİB açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (sırasıyla p=0,728 ve p=0,53); flare değeri de gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermedi (damlasız 6,56 {6,2–7,7}ve damlalı 7,6{6,9–8,4}; p=0,068). Fovea kalınlığı damlasız grupta daha düşük bulundu (219,8 {215,2–224,3} ve 227 {222,5–231,6}; p=0,029) ve KVI damlasız grupta daha yüksek saptandı (0,36 {0,33–0,40}ve 0,32 {0,27–0,36}; p=0,008). OKTA verilerinde FAZ alanı ve sirkülaritesi açısından fark yokken (her ikisi p=0,24), yüzeyel kapiller pleksusta (SKP) VAD ve VSD; ayrıca derin kapiller pleksusta (DKP) VAD ve VSD değerleri damlasız grupta anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,001; p=0,046; DKP-VAD p<0,001; p=0,009). Sonuç: Posterior subtenon triamsinolon ile uygulanan "damlasız" yaklaşım, inflamatuvar parametreler açısından en az topikal protokol kadar güvenilir görünmekte; üçüncü ayda EİDGK ve flare düzeyi benzer seyrederken, maküler kalınlık ve özellikle OKTA kapiller yoğunluk metriklerinde damlasız grupta daha olumlu bir profil izlenmektedir. Bu bulgular, özellikle damla uyumunun zor olduğu hasta gruplarında damlasız protokolün uygulanabilir bir alternatif olabileceğini düşündürmektedir.