Allojenik hematopoetik hücre transplantasyonunda periferik kan kaynaklı hücrelerin kriyoprezervasyonunun transplant sonuçları üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖKCEN BOZAN

Danışman: Tuğçe Nur YİĞENOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Tüm dünyada ve ülkemizde, özellikle yaşanan SARS-CoV-2 pandemisi sonrası allojenik hematopoetik hücre transplantasyonunda (HHT) kriyoprezerve edilmiş hematopoetik hücre kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu durum kriyoprezervasyonun engraftman, transplantasyona bağlı komplikasyonların görülme sıklığı ve hastaların sağkalım süreleri üzerine etkisinin önemini arttırmıştır. Bu çalışmada hematolojik hastalığı olan, 18 yaş üzeri allojenik HHT yapılan hastalarda periferik kan kaynaklı kriyoprezerve hücre alan hasta grubu ile taze ürün alan hasta grubu arasında transplant sonuçlarının karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya hematolojik hastalığı olan 18 yaş üzeri allojenik HHT yapılan toplam 222 hasta dahil edildi. Kriyoprezerve ürün alan hasta grubu ile taze ürün alan hasta grubunda nötrofil engraftman süresi, trombosit engraftman süresi, hastalıksız sağ kalım, genel sağkalım, graft versus host hastalığı insidansı, sitomegalovirüs reaktivasyon/enfeksiyon ve transplant ilişkili ölüm oranları retrospektif olarak incelenerek karşılaştırıldı. Bulgular: Kriyoprezerve ve taze ürün alan grup arasında medyan yaş, cinsiyet, vücut kilosu, hematolojik hastalık alt tipi, HHT öncesi hastalık durumu, Sorror komorbidite indeksi, kan grubu uyumu, hazırlama rejimi yoğunluğu açısından anlamlı fark saptanmadı. Öte yandan taze hücre alan grupta haploidentik HHT sayısı daha yüksekti. Kriyoprezerve ürün alan hastaların aldığı CD34+ kök hücre sayısı taze ürün alan hastaların aldığı CD34+ kök hücre sayısından daha azdı. Kriyoprezerve ve taze ürün alan grup arasında trombosit, nötrofil engraftman süresi, engraftman yetersizliği oranı, HHT'den sonraki ilk 100 günde sitomegalovirüs reaktivasyon/enfeksiyon oranı, graft versus host hastalığı gelişimi, transplant ilişkili ölüm, hastalıksız sağ kalım ve genel sağkalım açısından anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Donör kaynaklı aksaklıklar nedeni ile hastanın nakil sürecinin gecikmesi, hastane yatış süresinin uzaması ve buna bağlı komplikasyonlar gibi olumsuzlukların önüne geçilmesi bakımından kriyoprezervasyon ile hücre saklama oldukça önemlidir. Uygun yöntemler kullanılarak yapılan kriyoprezervasyon ile saklanan hücrelerin kullanıldığı HHT'lerin sonuçları taze hücresel ürünler ile yapılan HHT'ler kadar başarılı olabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kriyoprezerve, engraftman, allojenik hematopoetik hücre transplantasyonu