Pertrokanterik femur kırıklarında iki farklı fiksasyon yönteminin (pfn-dhs) etkinliğinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMRE FİDAN

Danışman: Hasan Ulaş OĞUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Pertrokanterik Femur Kırıklarında İki Farklı Fiksasyon Yönteminin (Pfn-Dhs) Etkinliğinin Karşılaştırılması Amaç: Pertrokanterik femur kırıkları tedavisi zor ve implant seçiminde tartışmaların olduğu kırıklardır. Bu çalışmamızda amaç pertrokanterik kırıklarda iki farklı fiksasyon yönteminin (pfn-dhs) birbirine üstünlüklerinin radyolojik ve klinik sonuçlar ile birlikte değerlendirilmesi, farklı kırık tiplerinde yetmezlik nedenlerinin belirlenmesi ve hastaların reoperasyon riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktır. Gereç ve Yöntem: S.B.Ü Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ortopedi kliniğinde eylül 2014 ve eylül 2016 tarihleri arasında pertrokanterik femur kırığı tanısıyla pfn ve dhs ile osteosentez uygulanan hastalar yaş sınırı ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin retrospektif olarak değerlendirildi. Hastalar uygulanan implant tipine göre DHS uygulanan, 2. jenerasyon lag vidası ve antirotasyon kaması içeren PFN(PFN2)uygulanan ve 3. jenerasyon helikal bladeli PFNA(PFN3) ile fiksasyon yapılan hastalar olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Kırık tipleri AO sınıflamasına göre değerlendirildi, stabil ve instabil olarak sınıflandırıldı. Postoperatif grafilerde PFN ve DHS uygulanan hastalarda tip apex mesafesi ile boyun cisim açısının ölçümleri yapıldı ve lag vidasının femur başı içindeki konumu değerlendirildi. Hastaların fonksiyonel klinik sonuçları Harris kalça skoruna göre, radyolojik sonuçlar Baumgaertner redüksiyon ölçütlerine göre değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 103(30-97) hasta dahil edildi. Hastaların ortalama takip süresi 13 ay(6-24) idi. 103 hastadan 19'una (%18.4) PFNA, 52'sine (%50.4) DHS,32'sine(%31.2) ise lag vidası ve antirotasyon kaması içeren 2. jenerasyon PFN uygulandı. DHS grubunda hastaların %46.2'si, PFN2 grubunda hastaların %65.6'sı ve PFN3 grubunda ise hastaların % 68.4'ü instabil kırık olarak sınıflandırıldı. DHS uygulanan grupta yetmezlik %7.6 oranında görülürken, PFN2 uygulanan grupta yetmezlik %12.5,PFNA uygulanan grupta yetmezlik %5.8 oranında görüldü. PFN grubunda yetmezlik gelişen hastaların %80'inin, DHS grubunda ise %75'inin CDA ölçümleri 130 derecenin altında olduğu tespit edildi. DHS ve PFN grubunda yetmezlik gelişimi ile kollodiafizer açı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu görüldü( p<0,05).Yetmezlik görülen hastalarda lag vidasının en fazla %33.3 oranında 2.kadranda olmakla beraber %22.2 oranında 1.kadran,%22.2 oranında 3.kadrana yerleştirildiği ve en fazla yetmezlik gelişiminin superior kadranlarda olduğu görüldü. DHS ve PFN grubu hastalarda baumgaertner redüksiyon ölçütlerine göre iyi olan grupta olan hastaların Harris skorlarının kabul edilebilir ve kötü olan gruptaki hastalara göre daha yüksek oranda olduğu, baumgaertner redüksiyon ölçütleri ile Harris kalça skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu görüldü(p<0,05). İnstabil kırıklı hasta grubunda ise DHS,PFN2 ve PFNA grupları arasında Harris skoru oranlarının istatiksel olarak anlamlı düzeyde birbirinden farklı olduğu görüldü. Gruplar arası farkın sebebi diğer gruplara göre PFNA grubu daha yüksek oranda mükemmel (%31)fonksiyonel sonuç ve daha düşük oranda kötü (%8)fonksiyonel sonuç, DHS grubunda diğer gruplara göre daha düşük oranda iyi(%13) fonksiyonel sonuç olduğu tespit edildi (X2=14,23,p=0,01,p<0,05). İnstabil kırıklarda fonksiyonel sonuç bakımından PFN grubunun DHS'den daha üstün olduğu fakat PFN tipleri içindede PFNA'nın fonksiyonel sonuç bakımından daha üstün olduğu görüldü. Sonuç: Stabil kırıklarda PFN ve DHS'nin her ikiside tercih edilebilecek fiksasyon yöntemleridir. İnstabil Kırıklarda PFN biyomekanik olarak daha üstün olduğundan daha etkin bir yöntemdir. Özellikle 3. jenerasyon helikal blade sistemli çiviler, çift lag vidalı sistemlere göre yetmezlik açısından ve fonksiyonel açıdan daha üstündür. Her iki implantta da kollodiafizer açının 130 derecenin altında olması implant yetmezliği için belirgin risk oluşturur. Yetmezlik gelişmesinde kollodiafizer açının yanında lag vidasının uygun kadrana yerleştirilmesi de önemlidir. Anahtar Sözcükler: Pertrokanterik kırık, tip-apex mesafesi, dinamik kalça vidası, proksimal femur çivisi