Diabetes mellitus tanısı olan hastalarda serum asprosin düzeyinin kardiyovasküler komplikasyonlar ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL YİĞİTDÖL

Danışman: Hilmi Erdem SÜMBÜL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Diabetes Mellitus (DM) hastalığı, birçok organı etkileyerek komplikasyonlara yol açabilen geniş spektrumlu bir metabolizma hastalığıdır. Diyabetli hastalardaki morbidite ve mortalitenin majör nedeni kardiyovasküler hastalıklardır ve bu hastalarda koroner arter hastalığı (KAH) riski artmıştır. Diyabetik hastalardaki komplikasyonların erken fark edilebilmesi hastalık ilişkili morbidite, mortalite ve sağlık maliyetlerinin azaltılması açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla bu amaçla kullanılabilecek olası belirteçlerle ilgili birçok araştırma ve çalışma yapılmaktadır. Çalışmamızda bu olası belirteçlerden asprosinin DM hastalarında KAH şiddetini öngören prediktif bir belirteç olarak kulanılabilirliğinin araştırılması ve diyabetik hastaların serum asprosin düzeylerinin koroner anjiografi görüntülemelerindeki SYNTAX skorları ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda toplam 241 kişi incelendi (181 DM hastası ve 60 sağlıklı kontrol). Kontrol grubu ile hasta grubu demografik ve biyokimyasal parametreler açısından karşılaştırıldı. Diyabetik hastalardaki KAH'ın derecesi SYNTAX skorları kullanılarak değerlendirildi. Daha sonra KAH'ı olan diyabetik hastalar SYNTAX skoru düşük (≤ 22) ve SYNTAX skoru orta-yüksek (> 22) olarak ikiye ayrıldı. Böylece diyabetik hastalar Grup-1 (KAH'ı olmayanlar), Grup-2 (SYNTAX skoru düşük hastalar) ve Grup-3 (SYNTAX skoru orta-yüksek hastalar) şeklinde 3 gruba ayrılarak kendi aralarında karşılaştırıldı. Serum asprosin seviyeleri ELISA (enzyme-linked immunosorbent assay) yöntemi kullanılarak ölçüldü. Bulgular: Serum asprosin düzeyleri hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu [kontrol ve hasta gruplarında sırasıyla medyan değerler(IQR) 8,08(5,18-13,5) ve 21,6 (19,5-23,6) idi] (p <0,001). DM süreleri açısından Grup-1 ile Grup-2 ve Grup-1 ile Grup-3 arasında anlamlı farklılık saptandı (p <0.001). Grup-1, Grup-2 ve Grup-3 hastalarının asprosin düzeylerinin medyan değerleri (IQR) sırasıyla 19.1(17.9-22.4), 21.5(19.6-23.2) ve 23.0(21.4-26.2) idi ve Grup-3'teki asprosin düzeyleri Grup-1 ve Grup-2'ye göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p =0,002). Lojistik regresyon analizinde asprosin düzeyinin koroner anjiografi görüntülemelerinde orta-yüksek SYNTAX skoru olan hastaları bağımsız olarak öngördüğü görüldü. Bu analize göre serum asprosin seviyesindeki her 1 ng/mL artışın koroner anjiografi görüntülemesinde orta-yüksek SYNTAX skoruna sahip olma riskini %14,1 oranında artırdığı bulundu. Ayrıca, asprosin düzeyinin eşik değeri 22,17 ng/ml alındığında, %63,6 duyarlılık ve %62,6 özgüllük ile orta-yüksek SYNTAX skoru olan hastaları öngördüğü bulundu. Son olarak, çok değişkenli regresyon analizinde SYNTAX skoru ve DM süresinin serum asprosin seviyeleri ile bağımsız olarak korele olduğu bulundu. Sonuç: Bildiğimiz kadarıyla çalışmamız DM hastalarında asprosin düzeyi ile KAH arasındaki ilişkiyi inceleyen ve KAH'ı olan diyabetik hastalarda asprosin düzeyi ile SYNTAX skorları arasında pozitif korelasyonun saptandığı literatürdeki ilk çalışmadır. Bu hastalarda vekil biyobelirteçlerle SYNTAX skorunun öngörülebilmesi, ileride radyasyon içeren ve invazif bir işlem olan koroner anjiografi görüntülemesine gerek kalmadan KAH'ın şiddeti hakkında fikir edinilebilmesine ve revaskülarizasyon stratejisi kararlarının verilmesine katkı sağlayabilir.