Trombositopenili gebelerin takibi ve doğum şekli açısından karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BİLGE GÖKTAŞ
Danışman: Cemal Reşat ATALAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Trombositopeni, gebelik sırasında anemiden sonra en sık karşılaşılan hematolojik komplikasyon olup tüm gebeliklerin %6-10'da izlenmektedir. Birçok durumda trombositopeni gebede ve fetusta herhangi bir olumsuz etki oluşturmazken, fetusun ve annenin hayatını tehdit eden boyutlara da ulaşabilmektedir. Amaç:Bu çalışmada trombositopeni nedeniyle takip edilen gebelerin, takiplerinde ortaya çıkan farklılıkları belirlemeyi ve doğum şekli açısından farklılık olup olmadığını saptamayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışma Ocak 2010 ve Ocak 2019 tarihleri arasında kliniğimize başvuran ve trombositopeni nedeniyle takip edilen 150 gebe hasta arasında yapıldı. Takibe gelmeyen 7 hasta ve dış merkezde doğum yapan 6 hasta çalışma dışı bırakıldı. Bulgular: Hastaların %43.1'inde gestasyonel trombositopeni, %32.1'inde ITP, %8'inde preeklampsi, %6.6'sında psödotrombositopeni, %2.9'unda lenfoproliferatif hastalık, %2.2'sinde eklampsi, %2.2'sinde HELLP, %1.5'inde talasemi taşıyıcılığı ve 1'er kişide maternal malignite ve aplastik anemi görülmüştür. Doğum şekline göre trombositopeni dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p:0.001; p 0.05); Vajinal doğum yapan hastaların doğum sonrası hemoglobin ve hematokrit düzeyleri, Sezaryen doğum yapan hastalardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir (p:0.003; p2:0.008; p 0.05); Vajinal doğum yapan hastaların doğum sonrası platelet düzeyleri, Sezaryen doğum yapan hastalardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşüktür (p:0.039; p 0.05). Vajinal doğum yapan hastaların %23.1'inde, Sezaryen doğum yapan hastaların %27.8'inde platelet transfüzyonu ihtiyacı görülmüş olup, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Trombositopeni sınıflamasına göre eritrosit transfüzyonu ihtiyacı görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Ağır trombositopenili hastalarda platelet transfüzyonu ihtiyacı görülme oranı (%92.6), hafif (%0) ve orta (%11.6) trombositopenili hastalardan anlamlı şekilde yüksektir (p:0.000; p 0.05). Sonuç:Trombositopeni nedeniyle takip edilen gebelerin çoğunda rutin obstetriyle ilişkili bakım dışında ek girişime gerek yoktur. Çalışmamızda normal doğum yapan hastaların doğum sonrası hemoglobin ve hematokrit düzeylerinin sezaryen ile doğum yapan hastalara kıyasla istatistiksel olarak daha yüksek saptanmasına karşın, doğum sonrası trombosit düzeylerinin daha düşük saptanması, yalnızca trombositopeniye göre doğum şekline karar verilmemesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle trombositopeni nedeniyle takip edilen gebelerde doğum şekline obstetriyle ilişkili endikasyonlara göre karar vermek daha doğru olacaktır. Anahtar kelimeler: Gebelik, trombositopeni, ITP,