Kaudal epidural enjeksiyon sonrası kısa ve orta dönem ağrı iyileşmesini öngören epidural kontrast yayılımı ve enjeksiyon volümü: MRI entegrasyonlu çok değişkenli bir çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GAMZE KILAVUZ

Danışman: Ahmet YILMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, kronik bel ve/veya bacak ağrısı nedeniyle floroskopi eşliğinde kaudal epidural enjeksiyon (KEE) uygulanan hastalarda enjeksiyon hacmi, epidural kontrast madde yayılım seviyesi ve preoperatif manyetik rezonans görüntüleme (MRG) bulgularının ağrı, fonksiyonel durum ve hasta tarafından bildirilen klinik sonuçlar üzerindeki etkilerini değerlendirmek; ayrıca klinik olarak anlamlı iyileşmeyi (MCID başarısı) öngören bağımsız faktörleri çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif gözlemsel çalışmada, Ocak 2022–Ekim 2025 tarihleri arasında kronik bel ve/veya bacak ağrısı nedeniyle floroskopi eşliğinde KEE uygulanan 121 hastanın klinik ve radyolojik verileri değerlendirildi. Hastalar uygulanan enjeksiyon hacmine göre 10 mL ve 15 mL gruplarına ayrıldı. Ağrı şiddeti ve fonksiyonel durum işlem öncesinde ve işlem sonrasında 1. hafta, 1. ay, 3. ay ve 6. ayda sırasıyla Görsel Analog skala (VAS) ve Oswestry Engellilik İndeksi (ODİ) kullanılarak değerlendirildi. Epidural kontrast madde yayılım seviyesi floroskopik görüntüler üzerinden sınıflandırıldı ve alt, orta ve üst yayılım grupları olarak analiz edildi. Hastaların MRG incelemelerinde lomber disk hernisi (LDH), santral spinal stenoz, foraminal stenoz, faset artropatisi ve Modic değişiklikleri değerlendirildi. Hasta Genel İyileşme Değerlendirmesi (PGIC), MCID başarısı ve analjezik kullanımındaki değişim klinik sonuç ölçütleri olarak kaydedildi. Kontrast yayılımı, MRG bulguları ve klinik sonuçlar arasındaki ilişkiler uygun parametrik ve nonparametrik testlerle analiz edildi. MCID başarısını öngören bağımsız faktörler çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile araştırıldı ve modelin ayırt edici performansı ROC eğrisi analizi ile değerlendirildi. Bulgular: İşlem sonrası tüm takip dönemlerinde VAS ve ODİ skorlarında başlangıca göre anlamlı düzelme saptandı. Enjeksiyon hacmi açısından 10 mL ve 15 mL grupları arasında ağrı, fonksiyonel iyileşme, PGIC yanıtı, MCID başarısı ve analjezik kullanımındaki değişim bakımından anlamlı farklılık izlenmedi. Buna karşılık kontrast yayılım seviyesinin daha üst lomber segmentlere ulaşması daha düşük VAS ve ODİ skorları, daha yüksek PGIC yanıtı ve daha yüksek MCID başarısı ile ilişkili bulundu. Kontrast yayılım seviyesi ile VAS ve ODİ skorları arasında tüm takip dönemlerinde anlamlı negatif korelasyon saptandı. MCID başarısı alt grupta %0, orta grupta %34,9 ve üst grupta %83,3 olarak bulundu (p<0,001). PGIC skorları da kontrast yayılım grupları arasında anlamlı farklılık gösterdi (p<0,001). MRG değerlendirmesinde özellikle L5-S1 düzeyindeki santral spinal stenoz ve foraminal stenozun kontrast yayılımı ile ilişkili olduğu görüldü. Santral kanal ve foraminal stenoz derecesi arttıkça 6. ay VAS ve ODİ skorlarının yükseldiği saptandı. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde MCID başarısının bağımsız belirleyicisi yalnızca kontrast yayılım seviyesi olarak bulundu (OR=15,64; %95 GA: 4,89–50,04; p<0,001). Regresyon modelinin ayırt ediciliği yüksek düzeydeydi (AUC=0,953; %95 GA: 0,913–0,986). Sonuç: KEE sonrasında klinik sonuçların belirlenmesinde enjeksiyon hacminden ziyade epidural kontrast yayılım seviyesi önem taşımaktadır. Kontrastın daha üst lomber seviyelere ulaşması daha düşük ağrı ve engellilik düzeyleri ile daha yüksek PGIC ve MCID başarısı ile ilişkili bulunmuştur. Enjeksiyon hacminin klinik sonuçlar üzerinde anlamlı bir etkisi gösterilememiştir. Santral kanal ve foraminal stenoz derecelerindeki artış hem kontrast yayılımının azalması hem de daha olumsuz klinik sonuçlarla ilişkili bulunmuştur. Çok değişkenli analizde kontrast yayılım seviyesi MCID başarısının bağımsız belirleyicisi olarak saptanmıştır. Bu bulgular, floroskopik kontrast yayılım değerlendirmesinin tedavi başarısının öngörülmesinde değerli bir klinik gösterge olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Bel ağrısı, kaudal epidural enjeksiyon, epidural steroid enjeksiyonu, kontrast yayılımı, minimal klinik anlamlı değişim, hasta genel iyileşme değerlendirmesi, manyetik rezonans görüntüleme