Endoskopik üreterolitotripside retrograd taş migrasyonunun prediktif faktörleri ve yeni bir "dar geçit" parametresi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BURTAÇ TALHA AKKURT

Danışman: Serkan AKAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, üreter taşlarında endoskopik lazer litotripsi sırasında operasyon başarısını sınırlayan önemli bir komplikasyon olan retrograd taş migrasyonunun (RTM) öngörücü faktörlerini belirlemek ve literatürde ilk kez tanımlanan yeni bir parametrenin öngörücü değerini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, 2020-2025 yıllarıarasındaüreter taşı nedeniyle lazer üreteroskopik litotripsi uygulanan 270 hasta dâhil edilmiştir. Hastalar, operasyon sırasında RTM gelişen (n = 60) ve RTM gelişmeyen kontrol grubu (n = 210) olarak iki gruba ayrılmıştır. Demografik veriler, tıbbi özgeçmiş ve radyolojik taş, üreter ve renal pelvis ölçümleri dahil olmak üzere çeşitli klinik ve radyolojik parametreler değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizlerde tanımlayıcı istatistikler, ikili grup karşılaştırmaları, lojistik regresyon analizleri ve ROC eğrisi analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 270 hastanın %22,7'sinde RTM gelişmiştir. RTM gelişen grupta taşların daha sık proksimal yerleşimli, oval şekilli ve impakte olduğu; ayrıca taş boyutları, hacmi, ortalama Hounsfield ünitesi (HU) değerleri, renal pelvis boyutları ve hacminin anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır (p < 0,05). Buna karşılık taş ile üreteropelvik bileşke arası mesafe (X-UP), taş ile üreteropelvik bileşke arası mesafe/tüm üreter boyu oranı (X-UP/U), taş aksiyel çap/proksimal üreterçapı oranı (XAD/PUD)vetaş heterojenite indeksi (SHI)değerleri RTM olmayan grupta daha yüksek bulunmuştur. İki aşamalı gerçekleştirilen çok değişkenli lojistik regresyon analizinde taş şekli, X-UP/U, ortalama HU, SHI ve XAD/PUD bağımsız prediktif faktörler olarak belirlenmiştir. İkinci aşamada XAD/PUD değişkeninin eklenmesiyle modelin ayırt edici gücü artmış (AUC: 0,90) ve tanısal performans ölçütleri yüksek duyarlılık (%88,3) ve özgüllük (%79,5) ve yüksek negatif prediktif değer (%96) ile doğrulanmıştır. Sonuç: Preoperatif bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinden yapılabilen ölçümler ile RTM riski öngörülebilmektedir. XAD/PUD, RTM gelişimini öngörmede güçlü ve bağımsız bir prediktördür. Bu sayede RTM gelişmeyecek hastalar önceden belirlenerek gereksiz ekipman hazırlığı ve maliyetinden kaçınılabilir. Prospektif ve çok merkezli çalışmalar ile modelin öngörücü gücü artırılarak klinik uygulamayakatkı sağlayabilir.