Ergenlerde ilk atak psikoz ve riskli mental durumlarda serum kompleman protein seviyelerinin sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY PROF. DR. MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMA SEÇİL AĞDERE
Danışman: Gül KARAÇETİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: İlk atak psikoz ve riskli mental durum hastalarının serum C3, C4, C1q düzeylerinin benzer yaş ve cinsiyetteki sağlıklı kontroller ile kıyaslanarak i) periferik kompleman protein düzeylerinin hastalığın farklı evrelerinde değişip değişmediğini araştırmak ii) kompleman protein seviyesinin klinik semptom şiddeti ile korelasyonu olup olmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmamıza psikotik spektrum tanısı konulan 68 hasta ve 31 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Sosyodemografik bilgiler, araştırmacı tarafından hazırlanmış sosyodemografik veri formuyla çalışmaya dahil edilen çocuk ve ebeveynlerinden alınmıştır. İlk atak psikoz tanılı hastalara, hastalık kliniğinin derecelendirilmesi için Pozitif ve Negatif Semptom Ölçeği (PANSS), Negatif Semptomları Değerlendirme Ölçeği (SANS) ve Pozitif Semptomları Değerlendirme Ölçeği (SAPS) ve Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-12) kullanılmıştır. Riskli mental durumların değerlendirilmesi için Psikoz Risk Sendromları İçin Yapılandırılmış Görüşme (SIPS) formu kullanılmıştır. Tüm katılımcılardan 12 saat açlık sonrası, sabah saat 08:00-12:00 aralığında serum C3, C4 ve C1q düzeylerine bakmak amacıyla 5 mL kapasiteli ethylene diamine tetraacetic acid (EDTA) 'lı tüplere kan örnekleri alınmıştır. BULGULAR: 99 çocuk ve ergen (68 olgu ve 31 kontrol) çalışmaya dahil edildi. Psikotik spektrum (PS) tanısı konan hastalar, ilk atak psikoz (İAP, n=37) ve riskli mental durum (RMD, n=31) şeklinde iki ayrı grup olarak incelenmiştir. PS hasta grubunda serum C1q düzeyi sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı yüsek saptanmıştır (p=0,035). Serum C3 ve C4 düzeylerinde PS ve sağlıklı grup arasında istatistiksel anlamlı değişiklik saptanmamıştır. RMD ve İAP gruplar arası kompleman değerleri karşılaştırıldığında C3, C4 ve C1q seviyelerinde istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır. PS hastalarında hastalığın başlangıcından itibaren geçen süre ile serum C1q seviyeleri arasında pozitif korelasyon saptanmıştır (p=0,042, r=0,248). Olgular ilaç kullanan ve kullanmayan olarak 2 gruba ayrılıp incelendiğinde ilaç kullanmayan hastalarda serum C1q düzeyi sağlıklı kontrollere göre yüksek saptanmıştır. İAP hastalarında SANS aloji, avolusyon-apati alt ölçek skorları ile C3 ve C4 arasında, SANS Dikkat alt ölçek skoru ile C1q arasında ve SANS toplam ölçek puanı ile C4 kompleman düzeyi arasında pozitif yönde korelasyon saptanmıştır. İAP hastalarında PANSS negatif, genel psikopatoloji ve toplam PANSS skorları ile C3 arasında pozitif yönde korelasyon saptanmıştır. İAP hastalarının SAPS skorları ile kompleman düzeyleri arasında herhangi bir korelasyon saptanmamıştır. RMD tanısı olan 31 olgu hafif pozitif semptom sendromu (APS, n:23, %74.1), kısa-sınırlı aralıklı psikotik sendrom (BLIPS, n:5, %16,1) ve genetik risk ve işlevsellikte azalma sendromu (GRD, n:3, %9,8) olarak sınıflandırılmıştır. RMD alt tiplerine göre kompleman düzeyleri arasındaki fark incelendiğinde istatistiksel anlamlılık saptanmamıştır. RMD hastalarına uygulanan SOPS alt ölçek skorları ve GAF skorları ile kompleman düzeyleri arasında herhangi bir korelasyon saptanmamıştır. SONUÇ: Ergenlik döneminde fizyolojik bir süreç olan sinaptik budama, kompleman sisteminde yaşanan olası bir patolojik aktivasyon sonucu psikotik sendrom gelişimde rol oynuyor olabilir. Psikotik spektrum tanılı ergenlerde serum C1q düzeyinde bulunan farklılık, henüz ergenlik döneminde ve hastalığın akut evresinde, kompleman sistemi aktivasyonunun, hastalığın nörolojik patogenezine katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir. İlk atak psikoz hastalarında negatif belirti şiddeti arttıkça bazı kompleman düzeylerinin artması, hastalığın özellikle negatif semptom şiddeti ile nöro- inflamasyon arasında ilişki olduğunu düşündürmektedir.