Yaşlı kadın hastalarda sarkopeni ile pelvik taban disfonksiyonları arasındaki ilişkinin ve sarkopeninin pelvik taban disfonksiyonu şiddetine etkisinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMANUR KOMAN
Danışman: Selcen KANYILMAZ TURGUT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın amacı, yaşlı kadın popülasyonda sarkopeni ve idrar kaçırma (İK), pelvik organ prolapsusu (POP), fekal inkontinans (Fİ), konstipasyon gibi pelvik taban disfonksiyonları (PTD) arasındaki ilişkiyi araştırmak ve sarkopeni şiddeti ile PTD ve şiddeti arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve gözlemsel olarak planlanan klinik çalışmaya 8 Temmuz 2024 - 1 Mart 2025 tarihleri arasında hastanemiz polikliniklerine başvuran 65 yaş ve üzeri 182 gönüllü kadın hasta dahil edildi. Hastaların yaş, boy, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi (VKİ), eğitim durumu, sigara ve alkol kullanımı bilgilerini içeren sosyodemografik verileri, doğum/zor doğum/epizyotomi öyküleri, mevcut hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar olgu rapor formuna not edildi. İdrar kaçırma, gaita kaçırma, kabızlık ve pelvik organ prolapsusu (POP) belirtileri sorgulanarak kaydedildi. Hastalar, kas gücü, kas kütlesi ve fiziksel performansları bakımından değerlendirilip sarkopeni olmayan, muhtemel sarkopeni ve sarkopeni olarak 3 gruba ayrıldı. Hastaların kas gücü ölçümü için el dinamometresi, kas kütlesi tespiti için DXA, fiziksel performans değerlendirmesi için yürüme hızı ve Kısa Fiziksel Performans Bataryası (KFPB) kullanıldı ve tüm bu bilgiler olgu rapor formuna (Bkz. Ek-4) not edildi. Gönüllülere ayrıca PTD değerlendirmesi amacıyla pelvivajinal muayene yapıldı. Katılımcıların sarkopeni taramaları SARC-F anketiyle, idrar kaçırma (İK) durumları ise ICIQ-SF anketiyle değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamıza 182 hasta dahil edildi. Hastaların yaşlarının medyan değeri 66,5 (65-79) olarak saptandı. Çalışmamızda hastaların %73,1'i muhtemel sarkopeni, %5,4'ü sarkopeni (%2,7 kesin/doğrulanmış sarkopeni, %2,7'si şiddetli sarkopeni) olarak bulundu. Yaş, VKİ , ek hastalık ve sigara kullanımının sarkopeni açısından ilişkisi anlamlı bulunmadı. Sarkopeni ile İK ve İK tipleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı, fakat İK olanlarda muhtemel sarkopeni prevalansı İK olmayanlara kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek bulundu. Azalmış kas kuvveti, yürüme hızı ve KFPB ile İK arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Regresyon analizinde kas kuvvetindeki azalmanın idrar kaçırma için bağımsız bir risk faktörü olduğu saptandı ve el kavrama gücü arttıkça hastaların idrar kaçırma durumunda azalma olduğu tespit edildi. Kas kütlesinin vücut ağırlığına ve VKİ'ye oranlanarak elde edilen değerleri ile İK arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Azalmış yürüme hızı, KFPB ve ASM değeri İK şiddeti ile ilişkili bulundu ve şiddetli sarkopenisi olan hastalarda sarkopenisi olmayanlara kıyasla İK şiddetinin anlamlı olarak daha fazla olduğu saptandı. Sarkopeni ve kas kütlesi ile PTD ilişkisi saptanmadı fakat azalmış yürüme hızı ve KFPB ile PTD arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Şiddetli sarkopenisi olan hastalarda kesin/doğrulanmış sarkopenisi olanlara kıyasla PTD'nin anlamlı derecede daha fazla olduğu saptandı. POP, POP evresi, POP kompartmanı, Fİ ve ROMA IV kriterlerini karşılayan kabızlık ile sarkopeni ve sarkopeni belirteçleri arasında ilişki saptanmadı. SARC-F değeri ile İK ve PTD arasında ilişki saptandı, SARC-F değeri ile İK şiddeti (ICIQ-SF) arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyde bir ilişki bulundu. Sonuç: Sarkopeni ve pelvik taban disfonksiyonları kadınlarda ilerleyen yaşla birlikte görülme sıklıkları artan tıbbi durumlardır. Çalışmamız sonuçlarında sarkopeninin İK, POP ve PTD ile anlamlı ilişkisi gösterilmemekle birlikte; bulgularımız, sarkopeni belirteçlerinin yaşlı kadınlarda idrar kaçırma ve pelvik taban disfonksiyonu açısından önemli klinik göstergeler olabileceğini ortaya koymuştur. Özellikle düşük el kavrama kuvveti, sarkopeni kriterleriyle benzer şekilde İK için anlamlı bir belirteç olarak öne çıkmakta ve düşük kavrama kuvveti olan bireylerin İK açısından taranmasının klinik açıdan değer taşıdığı görülmektedir. Elde edilen bulgular, kas kuvveti ve fiziksel performansın yapısal kas kütlesinden daha önce bozulabildiğini ve yapısal kas kütlesine kıyasla İK/PTD gelişiminde daha belirleyici bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Bu doğrultuda, klinisyenlerin yaşlı kadın hastalarda PTD değerlendirmesi yaparken kas kuvveti ölçümüne ve yürüme hızı gibi fonksiyonel testlere öncelik vermesi önem arz edebilir. Bulgular ayrıca fiziksel performans ve kas kütlesindeki azalmaların yalnızca idrar kaçırmanın varlığıyla değil, aynı zamanda idrar kaçırmanın şiddetiyle de ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. SARC-F anketinin İK, PTD ve İK şiddetini büyük oranda öngörme potansiyeline sahip olduğu görülmüş, bu yönüyle SARC-F'nin klinik karar süreçlerinde önemli olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayanarak yaşlı kadın hastalarda yalnızca sarkopeni veya yalnızca PTD'ye odaklanmak yerine hastaya bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmanın, hem erken müdahale fırsatlarını artırabileceği hem de uzun vadede morbidite ve mortalitenin önüne geçilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: sarkopeni, pelvik taban disfonksiyonu, idrar kaçırma, pelvik organ prolapsusu