Robotik radikal prostatektomi sonrası erektil disfonksiyonun gelişimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve önlenmesi için bir risk skoru modelinin geliştirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAKAN KARACA

Danışman: Resul SOBAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Robotik radikal prostatektomi sonrası erektil disfonksiyonu öngörebilecek parametreleri belirlemek, bu parametrelerin erektil disfonksiyon üzerindeki etkisini değerlendirmek ve klinik uygulamalarda kullanılabilecek bir tahmin modeli oluşturmak Gereç ve Yöntem: SBÜ Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 01/01/2018 ile 01/01/2022 tarihleri arasında prostat kanseri nedeniyle robot yardımlı radikal prostatektomi operasyonu uygulanan hastalar retrospektif olarak analiz edildi. Preoperatif transüretral prostatektomi cerrahisi geçirmiş, preoperatif radyoterapi veya hormonoterapi öyküsü olan, 80 yaş üzeri hastalar çalışma dışı bırakıldı. Erkeğin başarılı vajinal penetrasyon için yeterli penil ereksiyon elde edememesi ve/veya sürdürememesi erektil disfonksiyon olarak değerlendirildi Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların yaşları 45 ile 76 arasında değişmekte olup, ortalama 61,18 ± 6.72 yıl idi. Erektil disfonksiyon olan hastaların yaşları, ereksiyonunu korumuş olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0,004; p<0,01). Ereksiyonunu korumuş olan hastaların Charlson komorbidite indeks ortalaması 3,63 ± 0,85 olup tam erektil disfonksiyonu olan olgulara göre anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır (p=0,004; p<0,01). Preoperatif IIEF skoru tam erektil disfonksiyonu olan hastalarda 14,29 ± 5,34 olup anlamlı düzeyde düşük izlenmiştir. Obturatuar internus kalınlığı tam erektil disfonksiyonu olan hastalarda 20,61 ± 2,91 olup ereksiyonunu korumuş olan hastalara göre anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. İntraprostatik üretra uzunluğu tam erektil disfonksiyonu olan hastalarda 36,48 ± 9,3 olup ereksiyonunu korumuş olan hastalara göre anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. Ereksiyonu korumuş olgularda cerrahi yöntem olarak modifiye (ultrapreservation anterior sparing RARP) teknik uygulanma oranı anlamlı düzeyde yüksek saptanırken (p=0,002; p<0,01), tam erektil disfonksiyon gözlenen olgularda konvansiyonel teknik uygulanma oranı anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0,007; p<0,01). Ereksiyonu korunmuş olgularda bilateral sinir koruyucu teknik uygulanma oranı anlamlı olarak yüksek olarak bulunmuştur (p=0,003 p<0,01). Sonuç: Çalışmamızda, yaş, charlson komorbidite indeksi, preoperatif IIEF, obturatuar internus kalınlığı, intraprostatik üretra uzunluğu, cerrahi teknik ve sinir koruma derecesi kullanılarak oluşturduğumuz nomogramın klinisyenler için günlük pratik kullanımda hastaların postoperatif erektil disfonksiyonunda öngörmede faydalı olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Erektil disfonksiyon, Tahmin modeli, Prostat kanseri, Robotik Radikal prostatektomi