Geriatrik hasta popülasyonunda hızlı seri anestezi indüksiyon ve entübasyonu sırasında roküronyumun ideal ve düzeltilmiş vücut ağırlığına göre uygulanmasının entübasyon kalitesi ve nöromüsküler blok süresi üzerine etkisinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SÜMEYYE KOCAGİL

Danışman: Nadide Aysun POSTACI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, 65 yaş ve üstü geriatrik hastalarda hızlı seri indüksiyon ve entübasyon (HSEİ) sırasında roküronyum dozunun ideal vücut ağırlığına (IBW) veya düzeltilmiş vücut ağırlığına (CBW) göre uygulanmasının entübasyon kalitesi, entübasyona hemodinamik yanıt, entübasyon sırasında dörtlü uyarıya yanıt (Train-of-Four, TOF) ve dörtlü uyarıya ilk yanıt süresinin karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi' nde tek merkezli, prospektif bir çalışma olarak yürütüldü. 65 yaş ve üstü, genel anestezi altında elektif abdominal cerrahi uygulanması planlanan ve nöromüsküler blokör kullanılarak endotrakeal entübasyon uygulanacak ASA I–III risk grubunda yer alan hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalar roküronyum dozunun ideal vücut ağırlığına (IBW) veya düzeltilmiş vücut ağırlığına (CBW) göre hesaplandığı iki ayrı gruba ayrıldı. Her iki grupta da roküronyum priming tekniği kullanılarak uygulandı. Roküronyum priming dozu 0,06 mg/kg olacak şekilde verildi ve ardından her iki grupta da toplam roküronyum dozu 1 mg/kg olacak şekilde tamamlandı. Anestezi indüksiyonu öncesinde tüm hastalara preoksijenizasyon uygulandı ve ardından roküronyum priming dozu verildi. Priming dozunun uygulanmasından 2 dakika sonra hastalar, diplopi ve çift görme gibi nöromüsküler zayıflık belirtileri açısından değerlendirildi. Priming dozundan 2,5 dakika sonra, propofol 1-1,5 mg/kg dozunda ve 20 saniye içerisinde uygulanarak anestezi indüksiyonu sağlandı. Takiben TOF monitörizasyonu başlatıldı, supramaksimal stimülasyon düzeyi belirlendi ve kaydedildi. Toplam roküronyum dozunun uygulanmasını izleyen 60. saniyede endotrakeal entübasyon gerçekleştirildi. Hastaların entübasyon kaliteleri, laringoskopi süreleri, Cormack-Lehane (CL) skorları ve entübasyon sırasındaki TOF oranları (TOF R) kayıt altına alındı. Nöromüsküler blok düzeyi ulnar sinir–adduktor pollisis kası üzerinden kantitatif TOF nöromüsküler monitörizasyonu ile izlendi. Entübasyon koşulları iyi klinik uygulamaları kılavuzunda tanımlanan kriterler doğrultusunda mükemmel, iyi ve kötü olarak uygun ölçek kullanılarak değerlendirildi. Hastalarda ayrıca TOF oranının sıfıra ulaşma (TOF R=0) ve TOF sayısının bire ulaşma (TOF C=1) süreleri kaydedildi. İndüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası ve entübasyon sonrası 1., 3. ve 5. dakika (dk) kalp atım hızları (KAH), sistolik arter basıncı (SAB), diastolik arter basıncı (DAB) ve ortalama arter basıncı (OAB) gibi hemodinamik parametreler kaydedildi. Entübasyon sırasındaki ve entübasyondan sonraki 5. dk bispektral indeks (BİS) değerleri, BİS monitöründeki supresyon süresi (suppression time, ST) kaydedildi. Tüm hastalar nörokognitif fonksiyonlar açısından hemşirelik deliryum tarama ölçeği (nu-DESC) ile değerlendirilerek preoperatif ve postoperatif nu-DESC skorları kaydedildi. Ayrıca postoperatif derlenme ünitesinde kalış süreleri not edildi. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edildi ve p 0.05). Entübasyon süreleri, Cormack-Lehane skorları ve entübasyon kaliteleri açısından iki grup arasında fark saptanmadı (p>0.05). Entübasyon sırasında ölçülen TOF oranı (TOF R) ve TOF oranının sıfıra ulaşma süresi (TOF R=0) IBW grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunurken (sırasıyla p=0,003 ve p<0,001), TOF sayısının bire ulaşma süresi (TOF C=1) CBW grubunda anlamlı olarak daha uzun saptandı (p<0.001). Hemodinamik parametreler incelendiğinde, KAH gruplar arasında tüm zaman noktalarında benzer bulunurken; sistolik ve ortalama arter basıncının indüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası ve entübasyon sonrası 1. dk değerleri IBW grubunda daha yüksek seyrettiği (p<0,05) ancak 3. Ve 5. dk ölçümlerinde iki grup arasında sistolik ve ortalama arter basıncı açısından fark olmadığı saptandı. Diyastolik arter basıncı değerleri tüm zaman noktalarında IBW grubunda daha yüksek olduğu bulundu (p<0.05). Ayrıca gruplar arasında entübasyon sırasındaki BİS değerleri benzer olup; entübasyon sonrası 5. dk BİS değerleri IBW grubunda daha yüksek olarak bulunmuştur (p<0,05). ST, preoperatif ve postoperatif nu-DESC skorlarında gruplar arasında bir fark izlenmedi. Sonuç: Geriatrik hastalarda hızlı seri anestezi indüksiyonu ve endotrakeal entübasyon sırasında roküronyum dozunun ideal vücut ağırlığına (IBW) göre uygulanması, klinik olarak kabul edilebilir entübasyon koşulları sağlamasının yanı sıra, nöromüsküler blokajın başlangıç ve derlenme süreçlerinin daha öngörülebilir ve kontrollü bir seyretmesiyle ilişkili bulunmuştur. Buna karşılık, düzeltilmiş vücut ağırlığına (CBW) göre doz uygulanan grupta maksimum blok düzeyine daha hızlı ulaşılmasına rağmen, blok derinliğinin daha uzun süre korunmasına yol açtığı; ancak entübasyon koşulları açısından ideal vücut ağırlığına (IBW) grubuna bir üstünlük sağlamadığı saptanmıştır.