Laparoskopik ve abdominal histerektominin QT intervali ve QT dispersiyonuna etkilerinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YASEMİN TEZCAN
Danışman: Sinan UZMAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Jinekolojik laparoskopi, intraperitoneal karbondioksit insuflasyonu ile yaygın olarak, hastanın litotomi ve Trendelenburg pozisyonlarındayken gerçekleştirilen özellikli girişimlerdir. Pnömoperitonyum ve trendelenburg pozisyonun multisistemik etkileri mevcuttur. Özellikle hemodinaminin bozulmasına ve kardiyak aritmilere neden olabilirler. QT aralığı ventriküler aktivasyon süresini gösterir. QT dispersiyonu, maksimum ve minimum QT aralığı arasındaki fark olarak tanımlanır ve aritmi riskini gösterir. Cerrahi operasyon geçirecek hastalar QTc uzamasına neden olduğu bilinen birçok intravenöz ilaca maruz kalırlar. Buna ilaveten stres, hipotermi ve elektrolit bozuklukları, özellikle hipokalemi ve hipomagnezemi gibi QTc uzamasına neden olan koşullar da majör cerrahi sırasında sık görülür. Amaç: Bu çalışmada amacımız genel anestezi altında laparoskopik histerektomilerde kullanılan pnömoperitonyumun ve trendelenburg pozisyonunun abdominal histerektomiye göre QT intervaline ve QT dispersiyonuna etkilerini karşılaştırmak Gereç ve Yöntem: Genel anestezi altında elektif laparoskopik ve abdominal histerektomi planlanan asa 1-2, yaş>18 olan toplamda 48 hasta çalışmaya dahil edildi. Laparoskopik histerektomi yapılan 24 hasta grup TLH'a, açık histerektomi olan 24 hasta grup TAH'a dahil edildi. Çalışmada hasta özellikleri (yaş, ağırlık, boy, beden kitle indeksi, asa skoru, yandaş hastalıklar, kullandıkları ilaçlar), genel anestezi uygulamasında kullanılan ilaçlar ve dozları, indüksiyon öncesinden ektübasyon sonrasına kadar non invaziv kan basıncı, kalp hızı, solunum hızı, etCO2, spO2, QT, QTc, QTd, değerleri ile pnömoperitonyum ve pozisyon başlangıç bitiş zamanları kaydedildi. Bulgular: Grup TLH'da 10(%41.7), grup TAH 'da ise 13(%54.2) hastada vazoaktif ajan ihtiyacı olmaksızın sıvı ressüsitasyonu ile kısa sürede düzelen sistolik 80-90 mmHg arasında seyreden hafif hipotansiyon meydana geldi ve her iki grupta anlamlı fark yoktu.Bradikardi görülme sıklığı grup TLH ve grup TAH 'da sırayla %37.5(9 hasta) ve %45.8(11 hasta ) olarak bulundu ve her iki grup arasında anlamlı farklılık yoktu.Kalp hızı hiçbir hastada 50 atım/dakika altına inmedi ve atropin tedavisine ihriyaç duyulmadı.Grup TLH'da operasyon süresi boyunca pnömoperitonyum basıncı 12-14 mmHg düzeyinde sürdürüldü ve etCO2 basınçları 32-36 mmHg arasında seyretti.Grup TLH'deki insüflasyon ve desuflasyon sonrası QT ve QTc ölçümlerinin karşılığı olarak grup TAH'de sırasıyla entübasyon sonrası 15. Dakika ve 90. Dakikalardaki QT ve QTc değerleri olarak belirlendi.Elde edilen sonuçlara göre tüm ölçüm zamanlarında iki grup arasında anlamlı fark yoktu. QT değerlerinin grup içi değerlendirilmesinde grup TLH'de indüksiyon öncesi değerlere göre indüksiyon sonrası entübasyon öncesi ve sonrası anlamlı değişiklik olmazken insüflasyon sonrası desuflasyon sonrası ve ekstübasyon sonrası QT sürelerinde anlamlı artış meydana geldi. Grup TAH'de ise indüksiyon öncesi değerlere göre indüksiyon sonrası entübasyon öncesi ve sonrası anlamlı değişiklik olmazken entübasyon sonrası 15. Dakika , 90. Dakika ve ekstübason sonrası QT süresinde artış meydana geldi.Tüm ölçüm zamanlarında QTc değerleri bakımından her iki grup arasında anlamlı fark olmadı.Grup içi değerlendirildiğinde grup TLH'de indüksiyon öncesi değerlerine göre entübasyon öncesi sonrası insüflasyon sonrası desuflasyon sonrası ve ekstübasyon sonrası dönemlerde QTc değerleri artarken, grup TAH'de indüksiyon öncesi değerlere göre entübasyon öncesi sonrası 15. dakika 90. dakika ve ekstübasyon sonrası dönemde QTc değerinde anlamlı artış gözlemlendi.Elde ettiğimiz veriler sonucunda her iki grupta QT ve QTc dispersiyonları bakımından anlamlı fark gözlenmedi. Sonuç: QTd'nin en önemli avantajı ventriküler aritmi riskini basit ve noninvaziv bir şekilde göstermesidir. Verilerimizde her iki grup arasında QTd açısından bir farklılık olmasa da her iki yöntemin de kendine özgü avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Laparoskopik cerrahinin avantajları çok olsa da pnömoperitonyumun ve trendelenburg pozisyonunun hemodinamik parametreler üzerindeki olumsuz etkileri önlemler alınarak azaltılabilir. Anahtar kelimeler: Pnömoperitonyum, trendelenburg pozisyonu, QT aralığı, laparoskopik cerrahi