Konvansiyonel ve distal radyal erişim tekniklerinin radyal arter yapısı ve vasküler fonksiyonları üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CAN ÖZKAN

Danışman: Ender ÖRNEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Transfemoral (TFR) girişime göre hasta ve operatöre birçok avantaj sunması nedeniyle son yıllarda transradyal (TRA) yaklaşım invaziv kardiyoloji dünyasında giderek artan bir popülerlik kazanmıştır. Transradyal girişimin de radyal arter (RA) spazmı, RA stenozu, RA oklüzyonu gibi komplikasyonları vardır. Ayrıca yapılan çalışmalarda TRA girişim sonrası RA çap ve fonksiyonlarında azalmalar tespit edilmiştir. Radyal arterlerin, koroner arter bypass greft (KABG) ameliyatı, hemodiyaliz fistül hazırlığı ve tekrarlanan perkutan koroner girişimler için korunması gerekmektedir. Bu sebeplerden dolayı distal transradyal (DTRA) girişim umut vaad edici bir girişim bölgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız konvansiyonel RA ve distal RA (DRA) kanulasyonu yapılmış olan hastalarda işlem öncesi ve sonrası RA çaplarını, intimal kalınlıklarını ve vasküler fonksiyonlarını araştırmak ve karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Nisan 2019 ve Eylül 2019 tarihleri arasında koroner anjiyografi (KAG) yapılan toplam 40 hasta alındı. Bunların 20'sinde konvansiyonel TRA (KTRA) ve 20'sinde de DTRA erişim tekniği kullanıldı. Hastalar ardışık olarak iki yöntemden birine sırası ile tek tek alınarak randomize edildi. İşlem öncesi, işlem sonrası 1.gün ve 1.ay RA ultrasonografi (USG) ve doppler parametreleri kullanılarak RA akım hızları, çapları, intima kalınlıkları, akım aracılı vazodilatasyon cevapları (AAV) kaydedildi. AAV ''AAV = [(Maksimum Çap – Bozulmuş Çap) / Bozulmuş Çap] x10'' formülü ile tanımlandı. Her iki işlem başarısı ve komplikasyonları üzerine etkileri araştırıldı. Bulgular: Distal transradyal yol ile gerçekleştirilen işlemlerde ponksiyon sayısının (KTRA: 1-2 kez, DTRA: 4-6 kez, p: <0,001) ve kılıf yerleştirme süresinin (KTRA: 100 sn, DTRA: 150 sn, p: 0,001) konvansiyonel TRA'ya göre anlamlı olarak daha fazla olduğu saptandı. Konvansiyonel TRA ve DTRA gruplarının RA çapları karşılaştırıldığında iki grup arasında bazal, 1.gün ve 1.ay değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmadı (KTRA: 2,36±0,45 cm, DTRA: 2,5±0,38 cm, p: 0,327). Her iki grup arasında DRA çapları karşılaştırıldığında, iki grup arasında bazal 1. gün ve 1.ay değerlerinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmadı (KTRA: 1,97±0,42 cm, DTRA: 2,15±0,3 cm, p: 0,143). Radyal arter akım hızları karşılaştırıldığında her iki grup arasında bazal, 1.gün ve 1.ay değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (KTRA: 48,6±18,5 cm/s DTRA: 57,5±16,6 cm/s, p: 0,990). Radyal arter intima kalınlıkları karşılaştırıldığında bazal ve 1.gün intima kalınlıkları benzer ancak 1.ayda KTRA grubundaki intima kalınlığı, DTRA grubundakilere göre istatistiksel açıdan anlamlı olarak fazla bulundu (KTRA: 0,39±0,10 mm, DTRA: 0,32±0,07 mm, p: 0,016). Distal RA intima kalınlıkları karşılaştırıldığında, bazal ile 1.ay intima kalınlıkları arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmadı (KTRA: 0,31±0,09 mm, DTRA: 0,27±0,08 mm, p: 0,293). Birinci gün ve 1.ay AAV değerleri karşılaştırıldığında her iki grup arasında gruplarında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmadı (KTRA: %10,7, DTRA: %9,04, p: 0,828). Çalışmamızda 1.ayda KTRA girişim grubunda radyal arter oklüzyonu (RAO) 3 (%15) hastada saptandı, DTRA grubunda ise hiçbir hastada saptanmadı ancak hasta sayısının yetersiz olmasından nedeniyle istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmadı (KTRA: 3 hasta, DTRA: 0 hasta, p: 0,072). Sonuç: Endotel fonksiyonları açısından AAV ile değerlendirilen her iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmasa da numerik olarak incelendiğinde KTRA grubunda endotel fonksiyonlarında azalma olduğu söylenebilir. Konvansiyonel TRA grubundaki intimal kalınlaşmanın istatistiksel olarak daha fazla artış göstermesi, KTRA'nın endotel fonksiyonları yanı sıra radyal arter daralması açısından daha fazla risk taşıdığı ve KTRA grubunda %15 oranında radyal arter oklüzyonu saptanması ve DTRA grubunda RAO saptanmaması nedeniyle DTRA girişimin radyal arter sağlığı açısıdan daha iyi olduğu söylenebilir. Bulgularımıza ve kateterizasyondan sonra radyal arter greftlerinin açıklığının azaldığını gösteren çalışmalara dayanarak, bir KABG ameliyatı endike olduğunda, radyal arter greftlerine uygun olabilecek hastalarda koroner kateterizasyon sırasında, radyal artere erişimde girişimsel kardiyologlar tarafından dikkatli olunmalıdır. Bu çalışmada KTRA grubunda, DTRA grubuna göre RA intima kalınlığı artışı, RAO oranı, AAV ile değerlendirilen endotel disfonksiyonu daha fazla bulundu. Geleceklerinde bypass grefti, hemodiyaliz fistülü ve tekrar RA erişim ile girişim ihtiyacı olabilecek hastalarda DTRA tekniği, KTRA tekniğe göre tercih edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Radyal Arteryel Erişim, Koroner Anjiyografi, Enfiye Çukuru, Endotel Fonksiyonu.