COVID 19 enfeksiyonu sonrasında kısa ve uzun dönemde ortaya çıkan kronik hastalıklar, klinik semptom ve bulgular


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ECEM ERDEMİR

Danışman: İhsan ATEŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: 2019'un sonunda, Çin'in Hubei Eyaletindeki şehir olan Wuhan'da etiyolojisi bilinmeyen bir dizi pnömoni vakasının nedeni olarak yeni bir koronavirüs türü tanımlandı. Enfeksiyon Wuhan sonrası Çin geneline hızla yayıldı ve küresel bir salgına neden oldu. SARS-CoV-2 damlacık yolu ile bulaşan bir virüstür. COVID-19'a neden olan virüs, akut üst solunum yolu enfeksiyonu etkeni olmakla birlikte yine alt solunum yollarını da etkileyerek şiddetli pnömonilere neden olabilir. Akciğer hasarının yanında çeşitli organ hasarlarına bağlı başka semptom ve hastalıklara da neden olabilir. Çeşitli tedavi yöntemleri ile hastalık geçirilse de birçok hastada semptomların (yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, tat koku değişikliği, baş ağrısı, baş dönmesi, öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, kas ağrısı, duygu durum bozuklukları) kısa veya uzun dönemde kalıcı olduğu görülmüştür. Hastalığın aktif süreci sonrasında hastalığın sebep olduğu klinik durumlar Post-COVİD sendromu olarak adlandırılmıştır. Enfeksiyonun neden olduğu hipoksiye bağlı olarak miyokardın etkilenmesi ile miyokardit, akut koroner sendromlar, aritmi, miyokard infarktüsü, kalp yetmezliğine neden olabilir. COVİD 19 enfeksiyonunun pıhtılaşma bozukluğuna da neden olduğu bilinmektedir. Hiperkoagülabilite sonucunda geçici iskemik atak, pulmoner tromboemboli, venöz tromboemboli, dissemine intravasküler koagülasyon, serebrovasküler olaylar ve yine miyokard infarktüsü oluşabilir. Aktif enfeksiyona verilen sistemik yanıttan kaynaklı nörolojik komplikasyonlar gelişebilir. (guillain barre, multiple skleroz vb) Bununla birlikte hastalığa ya da verilen tedaviye bağlı olarak hastalarda endokrinolojik veya metabolik komplikasyonlar sonucu kalıcı hastalıklar gelişebilir. (diabetes mellitus, dislipidemi, akut ya da kronik böbrek hasarı ve hipertansiyon gibi.) Yapılan araştırmalarda COVİD-19 sırasında olan bir dizi faktöre bağlı bulgu ve semptomlar gözlenmiştir ancak COVİD-19 sonrası kısa ve uzun dönemde hastalarda devam eden semptom ve yeni tanı alınan hastalıkların sıklığı hala aydınlatılamamıştır. Bu çalışma ile COVİD-19 geçirmiş ve enfeksiyon öncesi semptomu olmayan hastalarda kısa dönem (ilk 6 ay) ve uzun dönemde (6 ay sonrasında) görülen kalıcı semptomlar ve yeni tanı alınan hastalıklarının sıklığı ile ilgili veriler sunulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Dahiliye Kliniği poliklinik ve servislerine başvuran 18 yaşını geçmiş, COVİD-19 enfeksiyonu geçirmiş olan hasta ve hasta yakınları dahil edilmiştir. Kesitsel anket çalışması ile bu hastaların Covid-19 enfeksiyonu geçirdikten sonra 6 ay içerisinde veya 6 aydan uzun süren semptomları ve yeni tanı aldığı hastalıkları kaydedildi. Araştırmamıza katılan hastalar COVİD-19 enfeksiyonu sonrası 6 ay ile 1 yıl arasında olanlardı. Çalışmamıza 1808 hasta dahil edildi. Bulgular: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi İç Hastalıkları polikliniğine herhangi bir sebeple ayaktan başvurmuş, COVİD-19 enfeksiyonu sırasında yatarak ya da ayaktan tedavi gören, enfeksiyonun üzerinden en az 6 ay geçmiş olan 1808 hastaya yüz yüze anket çalışması uygulandı. Katılımcıların COVİD-19 enfeksiyonu sonrasında ilk altı ayda ve altı ay üzerinde enfeksiyondan sonra devam eden şikayetleri ve yeni tanı aldıkları hastalıkları kaydedildi. Katılımcıların yaş ortalaması 51,4 ± 16,1 (18-95) olarak bulundu. Kadın ve erkek katılımcı sayısı eşitti. İlk altı ayda devam eden en sık semptomlar halsizlik ve yorgunluk (%53,5), nefes darlığı (%35,6), öksürük (%35), sırt ve bel ağrısı (%34,2) olarak bulundu. Bunlardan halsizlik ve yorgunluk, sırt ve bel ağrısı istatistiksel olarak kadın cinsiyette anlamlı bulundu (p 0,05). KOAH 36-48 ve 57-65 yaş aralığında istatistiksel olarak anlamlı yüksek idi (p<0,05). COVİD-19 enfeksiyonu sonrasında kısa (6 ay) dönemde devam eden semptomlar uzun (6 ayın üzerinde) dönemde devam etse de sıklığı azalmış olarak bulundu, istatistiksel olarak karşılaştırması anlamlı idi (p<0,05). COVİD-19 enfeksiyonu sonrasında ilk altı aydaki ve altı ayın üzerindeki yeni tanı alınan hastalık sıklıkları karşılaştırıldığında, ilk altı ay içerisinde yeni hastalık tanısı alan katılımcı sayısı anlamlı fazla idi, bu hastalıklara altı ayın üzerinde de yeni hastalık tanısı konulan katılımcılar mevcut olsa da ilk altı aylık sürece göre azalmakta olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızdaki SARS-CoV-2 enfeksiyonu sonrasındaki kısa ve uzun dönemdeki semptomlar karşılaştırıldığında, altı ayın üzerinde semptomların azaldığı görülmüştür. Yine bu süreçte yeni tanı alınan hastalıkların sıklığı azalmaktadır, bu demektir ki COVİD-19 enfeksiyonu sonrasında kısa dönemde hastaların semptomlarına daha çok dikkat edilmesi ve buna yönelik önlemlerin alınması durumunda enfeksiyon sonrasında oluşan komorbid hastalıkların önüne geçilebilir ya da erken tanısı konulabilir, hastaların hayat standardında iyileşmeler sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, SARS-CoV-2, uzamış COVID