Metimazol kullanan hastalarda gelişebilecek hepatotoksisiteye, eşlik eden diabetes mellitus varlığının etkisinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BÜŞRA SAKAL DURAN
Danışman: Osman İNAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Diyabet ve tiroid fonksiyon bozuklukları sıklıkla bir arada bulunma eğilimindedir. Hem hipotiroidizm hem hipertiroidizm diyabet hastalarında diyabetik olmayanlara göre daha yaygındır. Metimazole (MMI) bağlı hepatotoksisite az görülen bir yan etkidir ancak ciddi seyredebilen kolestatik hepatit tablosu gelişebilir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu genellikle tedavinin başlamasından sonraki 2 gün-3 ay içinde ortaya çıkar ve ilacın kesilmesini takiben normal değerlere dönmesi yaklaşık 20 ayı bulabilir. Çalışmamızda, MMI tedavisi başlanan hipertiroidizm hastalarında, eşlik eden Diabetes Mellitus (DM) varlığının MMI kullanımına bağlı gelişen karaciğer fonksiyon testi (KCFT) bozukluğu üzerindeki etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Şubat 2019-Aralık 2023 yılları arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Endokrinoloji Kliniği'nde hipertiroidi etyolojisi toksik adenom (TA), toksik multinodüler guatr (TMNG) ve Graves hastalığı olan ve MMI tedavisi ile takipli 500 hastanın verisi retrospektif olarak incelendi. DM, prediyabet, hipertansiyon (HT), hiperlipidemi (HL) tanıları olan hastalar çalışmaya dahil edilirken, gebelik, bilinen karaciğer hastalığı,viral hepatit, kronik böbrek hastalığı, alkol-madde-herbal kullanımı, KCFT'yi etkileyebilecek ilaç kullanımı olan hastalar çalışmadan dışlandı. Hipertiroidi tanısı olup, MMI kullanan ve ek hastalığı olan hastaların verileri, hipertiroidi dışında hiçbir ek hastalığı olmayan kontrol grubu hastalarının laboratuvar verileri ile karşılaştırıldı. Ayrıca MMI tedavisi başlangıcındaki KCFT ve TFT ile, tedavinin 1. ve 3. ayındaki KCFT ve TFT değerleri de karşılaştırılarak analiz edildi. Bulgular: Çalışmamıza 148 erkek (%29,6), 352 kadın (%70,4) toplam 500 hasta dahil edildi. Herhangi bir ayda MMI tedavisine bağlı KCFT yüksekliği gelişmeyen hasta sayısı 306 (%61,2) idi. Birinci ve üçüncü ayda, hem diyabeti olan hem de olmayan grupta en sık yükselen parametre ALP, en az yükselen parametreler ise total ve direkt bilirubin olarak saptandı. Cinsiyet dağılımı açısından KCFT yüksekliği olan ve olmayan gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı ancak KCFT yüksekliği görülen hastaların istatistiksel olarak daha genç olduğu tespit edildi (p=0,02). Diyabet varlığı ile KCFT yüksekliği arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Graves hastalarında KCFT yüksekliği, TMNG ve TA hastalarına kıyasla anlamlı olarak daha sık görüldü (p<0,001). Ayrıca, ≥20 mg/gün metimazol kullanan hastalarda KCFT yüksekliği gelişme riski anlamlı derecede daha yüksekti (p<0,001). Sonuç: Çalışmada MMI ile KCFT yüksekliği gelişen grupta Graves hastalığı sıklığı, ≥20 mg/gün metimazol kullanımı, başvurudaki ALT, AST, ALP, GGT düzeyleri, başvurudaki sT3 ve sT4 düzeyleri anlamlı yüksek, başvurudaki TSH düzeyi anlamlı düşük bulundu. Cinsiyetin ve eşlik eden DM varlığının KCFT yüksekliği gelişimine anlamlı etkisi olmadı. Hem DM olan hem DM olmayan grupta en sık yükselen parametrenin ALP olduğu görüldü. DM olup KCFT yüksekliği olan grupta başlangıç GGT düzeyleri, 1. ay GGT düzeyleri ve 3. ay GGT düzeyleri DM olmayan gruba göre anlamlı yüksek bulundu.