Acil servise başvuran akut kolesistit hastalarının prognoz ve şiddet tayininde soluble urokinase plasminogen activator receptor (suPAR)'ın yeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DERYA BÜYÜKAVCI
Danışman: Halil KAYA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Akut kolesistit, acil serviste karın ağrısının önemli nedenlerinden biri olup gangren, perforasyon ve apse gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. CRP ve prokalsitonin gibi akut faz reaktanlarının prognostik değerinin sınırlı olması, daha stabil biyobelirteçlere olan ihtiyacı artırmıştır. Çalışmamızda akut kolesistitli hastalarda suPAR düzeylerinin TG18'e göre hastalık şiddeti ve klinik prognoz ile ilişkisini değerlendirdik. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız prospektif olarak, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği'nde 15.04.2024–15.04.2025 tarihleri arasında yürütüldü. Tokyo kriterlerine göre akut kolesistit tanısı alan, ≥18 yaş, gebe olmayan, bilgilendirilmiş onam veren ve verilerine eksiksiz ulaşılan toplam 146 hasta çalışmaya dahil edildi.. Başvuru anında alınan venöz kan örneklerinden serum suPAR düzeyleri SunRed Human Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (ELISA) kiti ile ölçüldü. Hastaların klinik, laboratuvar ve görüntüleme bulguları kaydedildi.; TG18'e göre şiddet sınıflaması yapıldı ve 90 gün boyunca mortalite, yeniden başvuru ve komplikasyon gelişimi açısından izlendi. Bulgular: Çalışmaya akut kolesistit tanılı 146 hasta dahil edildi. Hastaların ortanca yaşı 60 yıl olup %55,5'i kadındı. En sık başvuru şikâyeti sağ üst kadran ağrısı (%92,5), en sık fizik muayene bulgusu sağ üst kadran hassasiyeti (%95,9) olarak saptandı. Hastaların %62,3'ünde en az bir komorbidite bulunurken, en sık eşlik eden hastalık hipertansiyondu (%45,2). Görüntülemede olguların %75,3'ünde safra kesesi taşı izlendi. Doksan günlük izlemde hastaların %52,7'si aynı şikâyetlerle yeniden başvurdu, %28,8'inde komplikasyon ve %3,4'ünde mortalite gelişmiştir. SuPAR düzeyleri cinsiyet, başvuru şikâyeti ve radyolojik bulgularla ilişkili bulunmazken; sağ üst kadranda kitle, kronik böbrek hastalığı, malignite varlığı ve 90 gün içinde yeniden başvuru ile anlamlı ilişki gösterdi. Mortalite öngörüsünde prokalsitonin, NLO ve CLO yüksek ayırt edici performans sergiledi. Sonuç: Bu çalışmada suPAR düzeylerinin TG18 şiddet evrelemesi, hastane içi ve 90 günlük mortalite ile anlamlı ilişkili olmadığı ve CRP ile prokalsitoninle korele olmadığı gösterildi. Buna karşın suPAR, kronik böbrek hastalığı, malignite varlığı ve 90 gün içinde aynı şikâyetle yeniden başvuru ile anlamlı ilişki görüldü. Ayrıca suPAR'ın şok indeksi ile pozitif, sodyum düzeyi ile negatif yönde zayıf fakat anlamlı korelasyon gösterdiği saptandı. Bu bulgular, suPAR'ın mortalite veya akut hastalık şiddetini öngörmekten çok, kronik inflamatuvar yük ve orta vadeli klinik seyri yansıtan tamamlayıcı bir biyobelirteç olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: suPAR , biyobelirteç, mortalite, TG18, CRP, PCT