Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında tolvaptan kullanan hastaların depresyon, anksiyete ve yaşam kalitesi düzeyleri ve kronik böbrek hastalığı evresi ile ilişkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİYE ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SELİME ÇAPAR

Danışman: Kadir Gökhan ATILGAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç; Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı olan (ODPBH) bireylerde anksiyete, depresyon oranlarının yüksek olduğu yakın dönem çalışmalarında gösterilmiştir. Bu durumun yaşam kalitesini de olumsuz etkilediği bilinmektedir. Çalışmamızda ODPBH'nda halen kabul edilen tek tedavi olan Tolvaptan tedavisi almakta olan hastalarda duygu durum bozuklukları ve yaşam kalitesine olan etkilerini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız 1 Ocak 2024 ile 1 Ocak 2025 tarihleri arasında yürütülmüştür ve Etlik Şehir Hastanesi Nefroloji Kliniğinde ODPKBH ile takip edilen tGFR değeri >25 ml/dk olan tolvaptan tedavisi alan 38 hasta dahil edilmiştir. Katılımcıları KDIGO evrelendirmesine göre grup 1(evre 1 ve 2) grup 2 (evre 3 ve 4) olmak üzere 2 grupta incelendi. Çalışmamızdaki hastalara beş ölçek uygulanmıştır. Bu beş ölçek; EQ-5D Yaşam Kalitesi İndeksi, EQ-5D Visual Analog Skala (VAS), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS), Hasta Sağlığı Anketi (PHQ-9) ve Genetik Psikososyal Risk Aracı (GPRI) şeklindedir. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 40,1 ± 9,2 yıl olan 38 hasta (erkek: %57,9; kadın: %42,1) dahil edildi. Hastaların ortalama takip süresi 42,32 ± 36,3 ay idi. Hastaların ortalama VKİ (Vücut kitle indeksi) değeri 27,1 ± 4,5 kg/m² ile hafif şişman sınıfındaydı. Hastaların %68,4'ünde hipertansiyon mevcuttu ve %60'ı en az bir antihipertansif ilaç kullanıyordu. Serum kreatinin düzeyleri 6, 12, 18 ve 24. aylarda değerlendirildi. Değerlerde dalgalanma görülse de 18. ve 24. ay değerlerinde başlangıç değerlerine göre anlamlı değişiklik gözlenmedi. Kolesterol düzeylerinde 12. ayda anlamlı artış (p=0,008), hemoglobin düzeylerinde ise 24. ayda anlamlı düşüş (p=0,025) saptandı. Diğer biyokimyasal parametreler, karaciğer enzimleri (AST, ALT) ve lipid profilinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik gözlenmedi. Çalışmaya dahil edilen hastalarda EuroQol-5D-3L, MSPSS, PHQ-9 ve GPRI anketleri değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler incelendiğinde, EuroQol-5D-3L alt gruplarının incelenmesinde, hastaların büyük çoğunluğunun seviye 1'de (sorun yok) yer aldığı, yalnızca ağrı ve rahatsızlık boyutunda seviye 3 düzeyinde (%7,9) hasta bulunduğu saptanmıştır. KBH evrelerine göre karşılaştırmada yalnızca anksiyete alt grubunda istatistiksel olarak anlamlı fark (p=0.031) belirlenmiş; diğer parametrelerde ise anlamlı fark olmadığı görülmüştür. MSPSS anketine göre hastaların %60,5'i yüksek, %31,6'sı orta, %7,9'u düşük düzeyde algılanan sosyal desteğe sahip bulunmuştur. KBH evresi ile algılanan sosyal destek düzeyi arasında anlamlı fark saptanmamış; her iki grupta da sosyal desteğin yüksek olduğu belirlenmiştir. PHQ-9 anketinde hastaların depresyon düzeylerinin genellikle düşük olduğu, depresyon ve işlevsellik açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. GPRI (Genetik Psikososyal Risk İndeksi) anketinde hastaların yarısının (%50) "Hayatımda daha fazla problemim olacak" ifadesine katılmadığı, ancak ileri evre KBH grubunda "tamamen katılıyorum" yanıtlarının nispeten arttığı görülmüştür. Hastaların çoğu "aile ilişkilerinde zorluk", "partner ilişkilerinde bozulma" ve "çocuklarıyla kalıtım konusunu konuşma" gibi ifadelere düşük puan vermiştir. "Kalıtsal geçiş nedeniyle suçluluk" ifadesinde ise hastaların büyük çoğunluğu katılmadığını belirtmiştir. Buna karşın, "ODPBH'nın böbrek yetmezliğine gitme riski" ifadesine hastaların %63,2'si yüksek puan (tamamen katılıyorum) vermiş, bu oran ileri evre KBH grubunda daha belirgin bulunmuştur. Genel olarak, GPRI verileri hastaların ODPBH'nin kalıtsal yönü ve gelecekteki etkileri konusunda belirli düzeyde farkındalık taşıdıklarını, ancak psikososyal düzeyde yüksek kaygı bildirmediklerini göstermektedir. Hastaların yaşam kalitesi değerlendirmesinde ortalama sağlık durumu puanı 68,16 ± 22,04 olarak ölçüldü. Hastaların yaşam kalitesi değerlendirildiğinde gruplar arasında belirgin farklılık olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte anksiyete ve depresyon semptomlarında çalışma sonunda KBH evrelerine göre artış olmadığı gözlendi.(p<0.05) Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı (ODPBH) olan bireylerde tolvaptan tedavisinin hem fizyolojik hem de psikososyal açıdan önemli etkiler olduğunu göstermektedir. Anket verileri hastalığın psikolojik ve sosyal boyutuna ışık tutmaktadır. Tolvaptan tedavisi alan hastaların önemli bir kısmında PHQ-9 anketine göre hafif düzeyde depresoyn tespit edildi.(phq9 skoru ortalama 9 (0-27) idi.) Yaşam kalitesi puanları 0,84(0,59-1) olarak bulunmuştur. Aile öyküsü ve bakım yükünün hastalığın psikososyal yükünü artırdığı, hastaların büyük çoğunluğunun ailelerinde ODPBH'na bağlı renal replasman tedavisi ihtiyacı ve ölümlerin yaşamış olmasının ise genetik kaygı ve belirsizliği derinleştirdiği görülmüştür (p<0,029). Buna karşın, çok boyutlu sosyal destek algısının nispeten yüksek olması psikolojik tabloya olumlu katkı sağlamıştır. Sonuç olarak, ODPBH'nin yönetiminde renal parametrelerin yakın takibinin yanı sıra, psikolojik destek, genetik danışmanlık ve aile merkezli bakım yaklaşımlarının da entegre edildiği bütüncül bir tedavi modelinin benimsenmesi önerilmektedir. Hastalığın nesiller arası etkisi dikkate alınarak, aileleri de kapsayan multidisipliner bir yaklaşımın geliştirilmesi gerekliliği ortadadır. Tolvaptan tedavisi almayan hasta grubunun çalışıldığı Ayşenur Miray ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada anket skorları incelendiğinde EQ-5D-3L, MSPSS,PHQ-9 ve GPRI skorlarının ortalam değerleri sırasıyla 0,73, 5,46, 7,50 ve 41 şeklindedir. Bizim çalışmamızda ise bu skorlar sırasıyla 0,847, 5,47, 9 , 25 şeklinde olup karşılaştırıldığında tolvaptan tedavisi altında yaşam kalitesinin daha yüksek skora sahip olduğu (EQ-5D-3L) görülmektedir.