Pron pozisyonda cerrahi geçiren hastalardapostoperatif havayolu ödeminin değerlendirilmesinde ultrason kilavuzluğu


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NİLGÜN EREN ÇAKAROĞLU

Danışman: Betül GÜVEN AYTAÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Genel anestezi altında yapılan operasyonlarda hastaların pozisyonuna bağlı olarak üst havayolu ödemi gelişebilir. Özellikle pron pozisyonda yapılan operasyonlarda, supin pozisyonda yapılanlara göre üst havayolu ve çevre dokularda daha fazla ödem oluştuğu gözlenmiştir. Bu ödem, ekstübasyon zorluğu ve postoperatif solunum komplikasyonlarına yol açabilir. Çalışmamızın amacı supin ve pron pozisyonda PNL operasyonu geçiren hastalarda preoperatif ve postoperatif ultrason ölçümleriyle üst havayolu ödemindeki değişimleri incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 18-75 yaş arasındaki, ASA I-IV risk grubunda olan, PNL operasyonu geçirecek 62 hasta (30 supin, 32 pron) dahil edildi. Hastaların preoperatif dönemde cinsiyeti, yaşı, vücut ağırlığı, boyu, boyun çevresi, ASA skoru, Mallampati sınıflaması, STOP-BANG skoru ve Charlson komorbidite indeksi kaydedildi. Preoperatif, postoperatif ekstübasyon sonrası hemen ve postoperatif 2. saat ultrasonografik ölçümler yapıldı. Ultrason cihazı ile dil genişliği, dil kalınlığı, median sagital dil kesit alanı, lateral parafaringeal duvar kalınlığı ölçüldü. Boyun çevresi ölçüldü. Bulgular: Supin pozisyon grubundaki hastaların preoperatif ve postoperatif ölçümlerinde, dil genişliği ve dil hacminin postoperatif olarak arttığı, ancak dil kalınlığı, median sagital dil kesit alanı ve lateral parafaringeal duvar kalınlığında istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik olmadığı görülmüştür. Pron pozisyon grubunda ise postoperatif 2. saat dahil olmak üzere preoperatif ölçümlere kıyasla dil genişliği, dil hacmi, median sagital dil kesit alanı ve lateral parafaringeal duvar kalınlığında anlamlı bir artış saptanmıştır. Sonuç: Ultrasonografi, anestezi uygulamalarında giderek daha fazla kullanılmakta ve üst hava yolu değerlendirmelerinde önemli bir role sahip olmaktadır. Postoperatif hava yolu ödemine bağlı komplikasyonlar, özellikle başarısız ekstübasyon sonrası re-entübasyon gibi ciddi durumlara yol açabilir. Bu bağlamda, preoperatif ve postoperatif erken dönemde uygulanan ultrasonografik değerlendirme, olası komplikasyonların erken öngörülmesi ve gerekli önlemlerin alınması açısından kritik bir katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler:Üst hava yolu ödemi, pron pozisyon, ultrasonografik havayolu ölçümleri