Bilateral renal skarlı çocuklarda hipertansiyon tanısında ambulatuar kan basıncı ve standart kan basıncı ölçümünün karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PINAR DEMİR ŞİMŞEK
Danışman: Erkin SERDAROĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızda ürolojik nedenli bilateral renal skarlı çocuklarda hipertansiyon tanısında standart kan basıncı ölçüm tekniği ile ABPM tekniğini karşılaştırmak, ABPM' nin erken tanıda daha üstün olup olmadığını değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: S.B.Ü Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Nefroloji Polikliniğinde DMSA' ya göre bilateral renal skar tanısı ile takip edilen 79 olgu değerlendirmeye alındı. Hastaların rutin poliklinik kontrollerinde bakılan serum ve idrar biyokimyası parametreleri kullanıldı. Hastaların standart kan basıncı değerlendirilmesinde son üç kan basıncı değerlerinin ortalaması alındı. ABPM ile elde edilen verilere göre SDS değerleri tanımlandı. ABPM ile hipertansif saptanan hastalarda EKO aracılığı ile LVKİ hesaplandı ve hastaların hipertansif retinopati açısından göz dibi bakıları yapıldı. Bulgular: Çalışmamızda yer alan 79 hastanın 35' i erkek (%44,3), 44' ü kız (%55,7) cinsiyette olup yaş ortalamaları 12,25 ± 4,04 yıldı. Standart kan basıncı ile ölçümde 6 (%7,6) hasta hipertansif saptanırken, ABPM ile değerlendirme yapıldığında 28 (%35.5) hastanın hipertansif olduğu görüldü. Hastaların standart kan basıncı ölçümü ile ABPM ölçümü arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptandı. ABPM' de hipertansif ve normotansif olan hastalar cinsiyet ve yaş ortalaması açısından değerlendirildiğinde anlamlı fark olmadığı görüldü. Hastalar benzer şekilde serum kreatinin değerleri açısından karşılaştırıldığında istatiksel anlamda fark saptanmamasına rağmen hipertansif olan hastaların ortalama serum kreatinin değerlerinin daha yüksek olduğu görüldü. ABPM' de hipertansif ve normotansif olan hastaların GFR değerlerinin ortalaması karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı ilişki olduğu görüldü. Hipertansif olan hastaların ortalama GFR değeri normotansif olan hastalara göre daha düşüktü. Hastaların renal skar dereceleri ile ABPM ölçüm sonuçları arasında istatiksel ilişki saptanmamasına rağmen, grade 1 renal parankimal skarı olan hastaların tümünün normotansif olması dikkat çekiciydi. ABPM' de hipertansif olarak değerlendirilen 10 (%37) hastada proteinüri, 6 (%27,2) hastada mikroalbuminüri olduğu görüldü. Hastaların idrar mikroprotein/kreatinin değerleri ile ABPM SDS leri arasında korelasyon saptanmadı. İdrar mikroalbumin/kreatinin değerlerinin ABPM' de hipertansif olan hastalarda normotansif olanlara göre yüksek olduğu görüldü. Mikroalbuminüri düzeyi normal ve artmış olan hastalar arasında gündüz sistolik SDS, gündüz MAP SDS ve tüm gün sistolik SDS değerleri açısından istatiksel olarak anlamlı fark saptandı. 4 (%14,2) hastada sol ventrikül hipertrofisi olup, bu hastaların dipper ve nondipper özellikleri ile LVH arasında anlamlı ilişki olmadığı görüldü. LVH olan hastalar ile olmayan hastalar arasında SDS değerleri arasında anlamlı fark yokken, hipertansif olan hastaların ABPM SDS değerleri ile LVKİ değerleri karşılaştırıldığında gündüz sistolik SDS, gündüz MAP SDS, gece sistolik SDS ve tüm gün MAP SDS değerleri ile LVKİ arasında zayıf pozitif korelasyon olduğu görüldü. 6 (%21,4) hastada hipertansif retinopati bulgusu saptandı. Tedavi altında olan 9 hastanın tümü standart kan basıncı ölçümünde normotansif olarak değerledirilirken, ABPM ile %66,7' sinin hipertansif olması da dikkat çekiciydi. Sonuç: Renal skarlı olgularda hipertansiyon önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Erken tanı ve tedavi ile hipertansiyonu kontrol altına almak bu hastaları hipertansiyona bağlı gelişebilecek uzun dönem komplikasyonlardan korumak için büyük önem taşımaktadır. Çalışmamız ürolojik nedenli bilateral renal skarı olan çocuklarda kan basıncı takibinde standart kan basıncı ölçüm yönteminin yeterli olmadığını, ABPM 'nin bilateral renal skarlı hastalarda hipertansiyon tanısında ve tedavi izleminde standart kan basıncı ölçümünden daha duyarlı olduğunu göstermiştir. Bu sonuç renal skarlı hastalarda kan basıncı ölçümünde ABPM' yi kullanarak erken tanı koyabileceğimizi ve hipertansiyonu erken dönemde kontrol altına alarak uzun dönem komplikasyonların önüne geçebileceğimizi göstermektedir. Anahtar kelimeler: renal skar, ambulatuvar kan basıncı monitörizasyonu, hipertansiyon