Toraks duvarı tutulumu olan küçük hücreli dışı akciğer kanserinde cerrahi tipi ve invazyon derinliğinin prognoza etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALİ CAN KAYAASLAN

Danışman: İlteriş TÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç Akciğerin küçük hücreli dışı kanserine bağlı olarak toraks duvarı tutulumu görülebilmekte ve bu durum tümör evresi üzerinde değişikliklere neden olmaktadır. Çalışmamız bu hasta grubunda evrelemeden bağımsız olarak cerrahi tipinin ve invazyon derinliğinin sağkalım üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Yöntem ve Gereç T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Atatürk Sanatoryum Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde Ocak 2013 ile Aralık 2023 tarihleri arasında akciğerin küçük hücreli dışı kanserine sekonder toraks duvarı tutulumu olan 124 hasta opere edildi. Neoadjuvan tedavi sonrası toraks duvar rezeksiyonu yapılanlar, Pancoast (superior sulkus) tümörleri, toraks hacmini küçültme amaçlı ve akciğer dışı malignitelerin toraks duvarı metastazları nedeniyle duvar rezeksiyonu yapılan hastalar ile non-anatomik akciğer rezeksiyonları çalışmada yer almadı. İntraoperatif yapışık olarak değerlendirilerek ekstraplevral rezeksiyon yapılan olgularda, postoperatif patolojide pariyetal plevra invazyonu net olarak belirtilmeyen hastaların çalışmadan çıkarılması sonucu 74 hasta dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen 74 olgunun dosyaları retrospektif incelenerek demografik ve radyolojik veriler, cerrahi parametreler, postoperatif patoloji ve evreleme ile ilgili bulgular, hastalıksız sağkalım ve genel sağkalım verileri kaydedildi. Postoperatif patolojileri incelenerek tümörün toraks duvarına invazyon derinliği belirlendi. Yumuşak doku ve kot tutulumu nedeniyle en-blok toraks duvarı rezeksiyonu (TDR(İNVAZE)) yapılan, toraks duvarı rezeksiyonu yapılmış olup sadece pariyetal plevra tutulumu olan (TDR(PL3)) ve ekstraplevral rezeksiyon yapılıp pariyetal plevra tutulumu (ekstraplevral(PL3)) olanlar olmak üzere hastalar 3 gruba ayrıldı. Tek ve çok değişkenli analizlerle sağkalım üzerine etkili faktörler belirlendi. Bulgular Hastaların 73(%98,6)'ü erkek, 1 (%1,4) tanesi kadındı. Yaş ortalaması 61,49'du (47-77). Yaş ile sağkalım arasında negatif ilişki vardı (p:0,034). Birden fazla ek hastalığı olan 22 (%19,7) hasta bulunuyordu, bu hastaların sağkalım süresi daha düşüktü (p:0,035). Başvuru şikayetlerine göre 26 hastada (%35,1) göğüs ve sırt ağrısı vardı. İnvazyon derinliği fazla olan grupta en sık başvuru şikayeti göğüs ve sırt ağrısıydı, hemoptizi ile başvuran hastaların sağkalım süreleri daha düşüktü (p:0,006, p:0,001) Hastaların 57'si (%77) N0, 11'i (%14,9) N1 ve 6'sı (%8,1) N2a evresindeydi. Patolojik TNM evreleri incelendiğinde hastalarda %67,6 (n=50) ile en çok evre IIB, 21 hastada (%28,4) IIIA ve 3 hastada (%4,1) evre IIIB izlendi. N0 evre hastaların N1'e göre, evre IIIA hastaların evre IIB'ye göre sağkalım sürelerinin daha uzun olduğu saptandı (p:0,006, p:0,007). Hastaların 57'sine (%77) lobektomi, 9'una (%12,2) pnömonektomi yapılırken 4'er (%5,4) hastaya bilobektomi ve segmentektomi uygulandığı görüldü. Makroskopik tümör içeren cerrahi sınıra sahip (R2) hasta bulunmuyordu. Tüm hastaların 63'ü (%85,1) R0, 11'i (%14,9) ise R1'idi. R1 hastalarda sağkalım süresi daha düşüktü (p:0,001). Hastaların 37'sinde (%50) skuamöz hücreli karsinom, 31'inde (%41,9) adenokarsinom ve 6 hastada (%8,1) adenoskuamöz hücreli kanser saptandı. Rezeke edilen akciğer parankimindeki ortalama tümör büyüklüğü 5,67 cm (2,5-12) olarak bulundu. Tümör büyüklüğü arttıkça sağkalım süresinin azaldığı tespit edildi (p:0,001). Hastaların postoperatif patolojilerine bakıldığında; 47'si (%63,5) TDR(İNVAZE), 11'i (%14,9) TDR(PL3) ve 16'sı (%21,6) ekstraplevral(PL3) gruplarına ayrıldı. Gruplar arasında sağkalım açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmedi. İnvazyon derinliği fazla olan grupta rezeke edilen kot sayısı anlamlı derecede fazlaydı (p:0,01). Hastalar cerrahi tipinden bağımsız olarak invazyon derecesine göre karşılaştırıldığında sağkalım oranları birbirine benzerdi. İnvazyondan bağımsız cerrahi tipine göre bakıldığında ise toraks duvar rezeksiyonu (TDR) uygulanan grupta 5 yıllık sağkalım %27,5 iken ekstraplevral rezeksiyon grubunda bu oran %41,7 idi. Sonuç Ağrı şikayeti toraks duvarı invazyonunun önemli bir belirtecidir ve hemoptizi ile başvuran hastalarda prognoz daha kötü seyretmektedir. Diğer akciğer malignitelerinde olduğu gibi toraks duvar tutulumuna bağlı opere edilen küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında da tümör büyüklüğü, lenf nodu tutulumu, R1 durumu, patolojik tümör nod metastaz evre yüksekliği sağkalım süresini kısaltmaktadır. İnvazyon derinliğinin artması daha fazla sayıda kotun rezeke edilmesi ile ilişkili iken, R1 hastalar toraks duvarına invaze grupta daha çok görülmektedir. Kendi başına sağkalım süresinin azalmasına neden olabilen TDR'den, invazyon derinliğinin doğru şekilde tespit edilerek sadece PL3 görülen hastalarda kaçınılması, toraks duvarı invazyonu durumunda ise TDR'nin daha geniş sınırlarla uygulanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Toraks duvarı rezeksiyonu, invazyon, sağkalım, akciğer kanseri