Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde takip edilen 34. gebelik haftasından önce doğan prematürelerde D vitamini düzeyleri ile neonatal morbiditeler arasındaki ilişkisinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GİZEM GÜNGÖR
Danışman: Gökhan BÜYÜKKALE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Yenidoğanda iskelet sistemi, immün sistem ve nöromusküler gelişim üzerine D vitaminin önemli bir etkisi olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda inflamatuvar mekanizmada düzenleyici rolü olduğu da düşünülmektedir. Nekrotizan Enterokolit (NEK) gelişen, 36. gestasyon haftasından küçük prematüre yenidoğanlarda maternal/neonatal D vitamini düzeylerinin NEK gelişmeyen yenidoğanlara oranla daha düşük olduğu saptanmıştır. 32. gestasyon haftasından küçük doğan yenidoğanlardan Bronkopulmoner Displazi gelişen ve gelişmeyenlerde maternal/neonatal D vitamini düzeyi arasında farklılık saptanmıştır. Fetal akciğer gelişiminde D vitamini düzeyinin belirgin etkisi olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda prematüre doğum öyküsü olup Respiratuvar Distres Sendromu olan yenidoğan bebeklerin D vitamini düzeyi oldukça düşük saptanmıştır. Çalışmamızda öncelikle tek merkezli olarak İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde 2018-2020 tarihleri arasında tedavi alan 34. gebelik haftasından önce doğan prematüre bebeklerin serum D vitamini düzeyleri karşılaştırılarak yenidoğan morbiditelerinin gelişimini öngören bir gösterge olarak kullanılıp kullanılamayacağı değerlendirilecektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde 2018-2020 tarihleri arasında tedavi alan ve kriterlerimize uyan hastalar çalışma kapsamında değerlendirildi. 10.08.2023 tarihinde KAEK/2023.08.106 sayılı etik onay alındı. Hastaların demografik verileri fizik muayene, tetkik, konsültasyon ve görüntüleme sonuçları geriye dönük olarak hasta dosyalarından ve hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden elde edilmiştir. İstatistik analizlerin tamamı R yazılımı (versiyon 4.2.0) ile gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya 270 hasta (145 (%54) erkek, 125 (%46) kadın) dahil edildi. Hastaların, gestasyonel hafta ortalaması 30,7 ± 3,0 , ortancası 31,9 (28,6-33,1) idi. 61 (%23) hastada BPD, 77 (%29) hastada ROP, 36 (%13) hastada NEK, 106 (%39) hastada EKO'da PDA, 77 (%29) hastada İVK, 9 (%3,3) hastada PNA ve 151 (%56) hastada sepsis atağı görüldü. Hastaların sepsis atağında CRP değeri ortalaması 36,4 ± 53,9 mg/L idi. Hastaların hastanede kalış süresi ortalaması 38,4 ± 35,9 gündü. Hastaların D vitamini düzeyi ortalaması 20 ± 12 ng/mL, ortancası 18 (12-27) ng/mL idi. 49 (%18) hastada D vitamini eksikliği, 103 (%38) hastada D vitamini yetersizliği, 118 (%44) hastada D vitamini normaldi. <25 gestasyonel haftadaki hastaların çeşitli parametreleri ile serum D vitamini düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Buna göre D vitamini düzeyi ile yalnızca sepsis atağındaki CRP değeri arasında anlamlı negatif yönlü orta düzey bir ilişki saptanmıştır (r=-0.57, p=0.006). Çalışmamızda, BPD, ROP, NEK, PDA, İVK, PNA varlığı ile D vitamini eksikliği, yetersizliği ve normal olan gruplarla arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı saptanmadı. Sonuç: Yenidoğanlarda D vitamini eksikliği önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durum olduğu halde ülkemizde çok yaygın olduğu çalışmamızda gösterilmiştir. Bu nedenle, D vitamini düzeylerinin daha spesifik olarak değerlendirebilmesi ve etkilenen faktörlerin araştırılması için yeni ve geniş kapsamlı prospektif kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. Sağlık personelinin bu konuda daha özenli ve dikkatli olması sağlıklı nesillerin gelişmesi açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Prematürite, morbidite, D vitamini