Optik nörit prezantasyonlarına göre farklı multipl skleroz altgruplarında moleküler ve radyolojik belirteçlerin ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYÇA SİMAY ERSÖZ

Danışman: Recai TÜRKOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, optik nörit (ON) başlangıçlı MS ve ON geçirmemiş MS hastalarında beyin omurilik sıvısı (BOS) ve serum biyobelirteç düzeylerinin (nörofilament hafif zincir (NfL), beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), Runt-ilişkili transkripsiyon faktörü 1 (RUNX1), nörogranin (NRGN)) ve Difüzyon Tensör Görüntüleme (DTG) bulgularının; görsel fonksiyonlar, hastalık aktivitesi, prognoz ve takip sonu beyin hacmi ile ilişkisi araştırıldı. Ayrıca, optik nöritin (ON) oksipital korteks bölümlerinin hacmi üzerindeki etkisini ve optik sinir hasarının saptanmasında DTG'nin olası rolünü değerlendirmek amaçlandı.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada ON başlangıçlı 18 RRMS, ON geçirmemiş 15 RRMS hastası ve 10 sağlıklı gönüllü değerlendirildi. Takip sonunda kranyal MRG ve DTG çekimleri yapılmış olan hastaların, tanı anında alınmış olan BOS ve serum örneklerinde; NfL, BDNF, RUNX1 ve Nörogranin biyobelirteç düzeyleri "Enzyme linked immunosorbent assay" (ELISA) testi ile ölçüldü. Ak madde ve korteks hacimleri FreeSurfer ile analiz edilmiş olup, DTG verilerinden optik sinir FA ve MD değerleri elde edildi. Klinik takip verileri ve nörooftalmolojik muayene kaydedildi. Bulgular: ON başlangıçlı MS ve ON geçirmemiş MS hastaları arasında çalışmaya dahil edildikleri yaş haricinde (p = 0,033), klinik ve demografik verileri açısından anlamlı farklılık mevcut değildi. ON başlangıçlı MS grubunda 1. yılda MRG aktivitesi daha sık (p=0,037) ve bazal BOS NfL düzeyi daha yüksek idi (p = 0,023). ON geçirmiş gözlerde FA değerleri anlamlı olarak daha düşük, MD değerleri ise belirgin şekilde daha yüksek saptandı (p = 0,03 ; p = 0,009). BOS NfL düzeylerinin, biyobelirteç örneklemesi sonrası erken dönemdeki (ilk 2 yıl) atak sayısı ile anlamlı pozitif ilişki gösterdiği tespit edildi (p = 0,018). Klinik dizabilite progresyonu (CDP) gelişen hastalarda tanı anında bakılan BOS BDNF düzeyleri daha düşük saptanmış olup (p=0,001), kesme değeri 222,6 pg/mL olarak belirlendi. BOS BDNF düzeyi, biyobelirteç örneklemesi sonrası ilk 2 yıldaki atak sayısı, yıllık atak oranı (ARR) ve ilk 5 yıldaki atak sayısı ile anlamlı düzeyde negatif korelasyon gösterdi (p = 0,048 ; p = 0,012 ; p=0,018). Tanı anındaki BOS NfL düzeyinin takip sonu total ak madde hacmi üzerinde anlamlı negatif yönlü bir etkisi bulundu (B = -8,972 ; p = 0,006). RUNX1 düzeyinin ise takip sonu total ak madde hacmi üzerinde pozitif yönlü bir etkisi gösterildi (B = 26,993 ; p = 0,018). Sonuç: Bu çalışma, ON başlangıçlı MS hastaları ve ON geçirmemiş MS hastalarında hastalık seyrinin benzer olduğunu göstermektedir. MS hastalarında tanı anında BOS'ta ölçülen NfL ve BDNF düzeyleri, yalnızca mevcut nöroaksonal hasarı değil, aynı zamanda hastalığın seyrini ve takip sonu total ak madde hacmini öngörmede prognostik değer taşımaktadır. Ayrıca DTG parametreleri, optik sinirdeki mikroyapısal değişikliklerin saptanması ve optik sinir tutulumunun gösterilmesinde tamamlayıcı bir paraklinik yöntem olarak potansiyelini ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: beyin volümetrisi, biyobelirteç, difüzyon tensör görüntüleme, multipl skleroz, optik nörit