Primer non-reflüksif megaüreterli çocuk hastaların klinik radyolojik ve laboratuvar verilerinin analizi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CANAN HALİDENUR ÇORUH

Danışman: Sevgi YAVUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı primer non-ferluksif megaüreter tanısı almış hastaların demografik, klinik ve radyolojik verilerinden oluşan parametreler ile prognoz arasındaki ilişkinin incelenmesi. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada 01 Haziran 2020 - 31 Ekim 2024 tarih aralığında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Nefrolojisi polikliniğinde takip edilen primer non-reflüksif megaüreter tanısı almış 0-18 yaş aralığında 68 hastanın klinik, laboratuar ve radyolojik verilerinin retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların demografik özellikleri, tanı taşı, başvuru şikayetleri, idrar yolu enfeksiyonu (İYE) öyküsü, ek üriner ve sistemik anomali varlığı, sintigrafik renal ölçümleri, tutulum tarafı, spontan rezolüsyon ve cerrahi ihtiyacı, eşlik eden komorbidite ve komplikasyonların varlığı, distal üreter çaplarının ölçümü değerlendirilerek istatistiksel analizleri yapıldı. Bulgular: Hastaların büyük çoğunluğunun erkek olduğu (%79), yarısından fazlasının antenatal tanı ile başvurduğu (%54,4), %42,6'sında megaüreterin sol taraflı olduğu, yaklaşık dörtte birinde (%26,5) spontan rezolüsyon görüldüğü, %31'inde sintigrafik değerlendirmede renal skar mevcut olduğu, %45'inin obstruktif pattern gösterdiği, bilateral tutulum, distal üreter çapı , etkilenen böbreğe ait DMSA fonksiyon değeri ve MAG-3 obstrüksiyon varlığı cerrahi müdehale gereksinimiz açısından bağımsız prediktörler olduğu, ilk distar üreter çapı ölçümünün spontan resolüzyon için bağımsız prediktör faktör olduğu saptandı. Sonuç: Primer non-reflüksif megaüreterli hastalar çoğunlukla antenatal dönemde saptanan hidronefroz nedeniyle değerlendirmeye alınmakta ve olguların önemli bir kısmı asemptomatik seyretmektedir. Çalışmamızda hastaların yaklaşık yarısı antenatal anomali nedeniyle yönlendirilmiş, semptomatik başvuruların en sık nedeni idrar yolu enfeksiyonu olmuştur. Hastaların önemli bir bölümünde konservatif izlem yeterli olmakta ve spontan rezolüsyon izlenebilmektedir. Spontan düzelme olasılığı özellikle tanı anında distal üreter çapı daha küçük olan olgularda daha yüksek bulunmuştur. Buna karşın distal üreter çapının artması, obstrüktif patern varlığı ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları cerrahi gereksinimi ile ilişkili olabilecek klinik parametreler olarak dikkat çekmektedir. Bu nedenle tanı anındaki distal üreter çapı ve fonksiyonel görüntüleme bulgularının düzenli takibi, cerrahi müdahale gerektirebilecek hastaların erken dönemde belirlenmesine katkı sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Primer non-reflüksif megaüreter, Antenatal Hidronefroz, Distal üreter çapı, Spontan rezolüsyon