Tepe inspiratuar akış hızı kılavuzlu inhaler cihaz seçiminin taburculuk sonrası 90 günlük koah atak sayısına etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. SUAT SEREN GÖĞÜS HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HASAN DEMİR
Danışman: Ali Kadri ÇIRAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: İnhalasyon cihazının seçimi, hastanın tedaviye bağlılığını, ilacın etkinliğini ve uzun dönem sonuçları etkilediği için KOAH tedavisinde önemli bir adımdır. KOAH'ta verilen inhaler ilaçlar, ölçülü doz inhalerler (ÖDİ'ler), kuru toz inhalerler (KTİ'ler) veya nebülizatörler aracılığıyla verilebilir. ÖDİ'ler, basınç yoluyla tutarlı ve güvenilir dozlama sağlar, ancak hasta koordinasyonu, kullanımdan önce uygun hazırlık ve bazı durumlarda etkili inhalasyon için rezervuar cihazının (spacer) kullanılmasını gerektirir. KTİ'ler nefesle aktive edilir. KTİ'lerde, ilacın uygun şekilde ayrıştırılması ve dağıtımı için cihazın iç direncinin üstesinden gelen bir tepe inspiratuar akış hızına (PIFR) ihtiyaç duyulur. Optimum PIFR oluşturma yeteneği, başarılı KTİ kullanımında önemlidir. İnhalasyon tedavisi sırasında yetersiz veya istenenden yüksek inspiratuar akış hızı, ilaç iletimi üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Bu çalışma ile taburculuğu planlanan KOAH alevlenme hastalarında tepe inspiratuar akış hızı ölçümü kılavuzlu inhaler cihaz seçiminin taburculuk sonrası 90 günlük yeniden başvuru sayısı ve hastaların semptomları üzerindeki etkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: 01 Nisan 2022 – 30 Haziran 2023 tarihleri arasında, KOAH alevlenmesi nedeniyle hastanemiz göğüs hastalıkları servislerine yatırılmış olan ve tedavisi tamamlanıp taburculuğu planlanan 128 hasta ile randomize olarak çalışma ve kontrol grubu oluşturuldu. Tüm hastaların yatışı sırasındaki yaş, cinsiyet, Charlson komorbidite indeksi, CAT skoru, mMRC skoru, kullandıkları inhaler cihazlar kaydedildi. Tüm hastalara, tarafımıza hibe edilen In-Check Dial G16 cihazı ile cihaz ÖDİ kademesinde (dirençsiz) iken ve daha sonra hastaların kullandıkları inhaler cihaza göre direnç ayarı yapılarak 3'er PIFR ölçümü yapıldı, en yüksek PIFR ölçümleri kaydedildi. Kontrol grubundaki hastalara kendi inhaler cihazları için eğitim verildi ve hastalar aynı inhaler cihaz ile taburcu edildi. Çalışma grubundaki hastaların kullandıkları inhaler cihaza göre ölçülen PIFR değeri uygun aralıkta ise cihaz değişimi yapılmadı, kullandıkları inhaler cihaza göre ölçülen PIFR değeri düşük veyaistenenden yüksek ise hastaya uygun PIFR değeri ölçülen başka bir inhaler cihaz önerildi. Çalışma grubundaki hastalara da taburculuk sonrası kullanacağı inhaler cihazlar için eğitim verildi. Tüm hastaların 30. ve 90. gündeki CAT ve mMRC skorları, bu süre içinde KOAH nedeniyle rutin kontrol dışındaki hastane başvuruları hastane kayıtları ve telefon ile sorgulanarak kontrol edildi. Bulgular: Çalışmamızda kontrol ve çalışma grubunun demografik verileri benzerdi. İki grup arasında, KOAH alevlenmesi nedeniyle başvuru sayısı medyan değeri ve alevlenme gelişen hasta oranında 30. günde istatistiksel farklılık yokken, 90. günde kontrol grubunda çalışma grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek bulundu. Sonuç: KOAH akut alevlenme ile yatış sonrası taburculuğu planlanan hastalarda tepe inspiratuar akış hızı kılavuzlu inhaler cihaz seçimi ile taburculuk sonrası 90 gündeki akut alevlenme sayısının kontrol koluna göre daha az olduğu gösterilmiştir. Tepe inspiratuar akış hızı kılavuzlu müdahale ile inhaler cihaz seçiminin hasta uyumunu artıracağına ve taburculuk sonrası alevlenme sayısını azaltabileceğine inanıyor ve klinik kullanımını araştıran geniş popülasyonlu çalışmalarla bu verinin araştırılmasını öneriyoruz.