Menopozdaki kadınlarda c-reaktif protein, ferritin ve kan inflamatuar düzeylerinin genitoüriner sendrom üzerindeki rolü ve hayat kalitesine etkisinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜŞRA GÜNGÖR

Danışman: Yusuf ÜSTÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı, menopoz sonrası dönemde genitoüriner sendrom (GÜS) tanısı almış kadınlarda sistemik inflamasyon belirteçleri (CRP, ferritin, NLR), hormonal parametreler (FSH, E2) ve cinsel işlev, yaşam kalitesi ölçekleri (FSFI, MENQOL) arasındaki ilişkiyi araştırmak ve GÜS'nin klinik, biyokimyasal ve muayene bulgularıyla bütüncül değerlendirmesini sunmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya postmenopozal dönemde olan toplam 60 kadın dahil edilmiştir. Katılımcılar, GÜS tanısı almış 30 hasta ve GÜS tanısı olmayan 30 sağlıklı kontrol grubuna ayrılmıştır. Tüm bireylerden demografik veriler, klinik anketler (FSFI, MENQOL), vajinal muayene bulguları (epitel kuruluk, rugada silinme, elastikiyet kaybı, peteşi/fissür) ile birlikte sistemik inflamasyon ve hormon düzeylerini yansıtan biyokimyasal parametreler (CRP, ferritin, FSH, E2, NLR, PLR, MLR, SII) toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 20 programı ile yapılmış, ROC eğrileri ve lojistik regresyon modelleri kullanılarak tanısal ve prediktif değerler belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan tüm katılımcılar arasında yaş, beden kitle indeksi, menopoz süresi, doğurganlık öyküsü, eğitim düzeyi, sigara kullanımı ve sistemik hastalık varlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Bu durum, grupların temel demografik değişkenler açısından homojen olduğunu göstermektedir. Biyokimyasal değerlendirmede hasta grubunda CRP (medyan: 3,80 mg/L) ve ferritin (medyan: 56,05 ng/mL) düzeyleri sağlıklı gruba göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (sırasıyla p=0,018 ve p=0,040). Bu değerler diğer tüm enfeksiyöz ve inflamatuar durumlar olabildiğince ekarte edilerek saptanmıştır. ROC analizleri sonucunda CRP (>2,85 mg/L), ferritin (>45,50 ng/mL) ve NLR (>1,65) için GÜS tanısını ayırt etmede anlamlı kesim değerleri belirlenmiş; bu parametrelerin tanısal doğruluk açısından anlamlı sensitivite ve spesifite oranlarına sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca FSH düzeyi hasta grubunda medyan 59,90 mIU/mL olup, sağlıklı gruba kıyasla anlamlı düzeyde yüksektir (p=0,040). Bu da FSH arttıkça, östrojen seviyesindeki anlamlı düşüşle beraber genitoüriner sendrom ihtimalinin yükseldiğini göstermektedir. NLR değeri de hasta grubunda anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (p=0,025). PLR, MLR, SII gibi diğer inflamasyon parametrelerinde anlamlı fark olmamakla birlikte hasta grubunda yüksek eğilim görülmüştür. Semptomların süresi ve ciddiyeti menopoz süresi ile ilişkili bulunmuştur. Menopoz süresi >5 yıl olan bireylerde vajinal kuruluk, disparoni, mukozal kuruluk ve rugada incelme gibi bulgular daha şiddetli ve yaygın saptanmıştır. Özellikle vajinal kuruluk, bu grupta %87,6 oranında orta-şiddetli düzeyde rapor edilmiştir. Fizik muayene bulguları açısından en sık gözlenenler mukozal kuruluk (%66,3), rugada incelme (%60), mukozal solukluk (%33,3) ve elastikiyet kaybı (%36,6) olmuştur. Tüm bu bulguların, hasta tarafından bildirilen semptomlarla yüksek düzeyde korele olduğu görülmüştür. Pearson korelasyon analizinde vajinal kuruluk, disparoni ve lubrikasyon kaybı gibi subjektif semptomlar ile mukozal kuruluk, rugada incelme ve elastikiyet kaybı gibi objektif bulgular arasında güçlü ve anlamlı pozitif korelasyonlar saptanmıştır Yaşam kalitesi ve cinsel işlev değerlendirmesinde, MENQOL anketinde fiziksel (p=0,010) ve cinsel (p<0,001) alan puanları hasta grubunda anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş; bu da yaşam kalitesinde ciddi bozulmayı göstermektedir. FSFI toplam skoru hasta grubunda anlamlı düzeyde düşüktür (p=0,026); özellikle lubrikasyon (p=0,043) ve ağrı (p<0,001) alt başlıklarında belirgin farklılık saptanmıştır. Bu da atrofinin, cinsel fonksiyon üzerindeki net göstergelerinden biri olmuştur. Sonuç: GÜS, yalnızca lokal bir vajinal tablo değil, sistemik inflamatuar yanıt ve hormonal değişikliklerle ilişkili kompleks bir sendromdur. Bu çalışmada, CRP, ferritin ve NLR gibi biyobelirteçlerin GÜS varlığında anlamlı şekilde arttığı ve semptom şiddetiyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca cinsel fonksiyon ve yaşam kalitesinde belirgin bozulma saptanmış, fizik muayene bulgularıyla semptomlar arasında güçlü bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Bulgular, GÜS değerlendirmesinde semptom, muayene ve biyobelirteçlerin bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Menopoz, Genitoüriner Sendrom, İnflamasyon, CRP, Ferritin, FSFI, Yaşam Kalitesi