Kliniğimizde IVF uygulanan hastalarda luteal destek için verilen farklı progesteron protokollerine göre siklus sonuçlarının incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ONUR BURAK ÇEĞİLLİ
Danışman: Ebru ŞAHİN GÜLEÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın amacı, in vitro fertilizasyon (IVF) uygulanan kadınlarda luteal faz desteği sağlamak için tek başına verilen günlük 90 mg vajinal progesteron jel ile 90 mg vajinal progesteron jel ile eşzamanlı verilen oral progesteron didrogesteron'un siklus sonuçlarını ve canlı doğum oranlarını incelemektir. Materyal ve Metot: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi'ne infertilite tanısıyla başvurup IVF yapılan hastalar dahil edildi. Tüm hastalar ICSI (intrasitoplazmik sperm injeksiyonu) uygulanan hastalardan seçildi. Kriterlerimize uyan toplam 291 hasta bulundu. Buna göre çalışmaya dahil edilen hastalar luteal faz desteği için %49.1'i (n=143) tek başına vajinal progesteron jel (Crinone® %8, Merck ilaç Darmstadt, Almanya) verilen kadınlar ve %50.9'u (n=148) vajinal progesteron jel ile birlikte oral progesteron didrogesteron (Duphastone® 10 mg tablet, Abbott ilaç, Şikago, Illinois, ABD) verilen kadınlar olmak üzere iki gruba ayrıldı. Bilgiler hastane bilgi yönetim sistemi (HBYS) ve hastaların medikal kayıtlarından retrospektif olarak elde edildi. Verilerin analizinde Statistical Package for the Social Sciences 22.0 sürümü (IBM Corporation, Armonk, New York, US) paket programı kullanıldı. Bulgular: Siklus başına gebe kalma oranı, siklus başına devam eden gebelik oranı (12 haftayı geçen gebelik), embriyo transferi başına devam eden gebelik oranı (12 haftayı geçen gebelik) ve canlı doğum oranı (500 gram üzeri fetal ağırlık) açısından gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı farklılık izlenmedi. Pik progesteron düzeyi (hCG enjeksiyon gününde bakılan progesteron) vajinal progesteron jel ile birlikte oral didrogesteron verilen grupta daha yüksek ölçülse de, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Oocyte pick-up (OPU) günü bakılan E2 değeri açısından tek başına vajinal progesteron jel verilen grupta anlamlı derecede yüksek idi (p=0,010). OPU günü toplanan oosit sayısı sadece vajinal progesteron jel verilen grupta daha yüksek ölçülse de, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Overyan yanıtlar toplanan oosit saysına göre zayıf (≤3 oosit), normal (4–18 oosit) ve aşırı yanıt (>18 oosit) olarak sınıflandırıldı. Buna göre aşırı yanıtlı hasta sayısı (≥18 oosit) vajinal progesteron jel ile eşzamanlı oral didrogesteron verilen grubunda daha az izlendi (p=0,015). Sonuç: Literatürde luteal destek amaçlı yalnız vajinal progesteron jel ile yalnız oral didrogesteron verilen grupların karşılaştırıldığı çalışmalar bulunmaktadır ve gruplar arası anlamlı farklılık izlenmemiştir. Çalışmamız luteal faz desteğinde vajinal progesteron jel ile eşzamanlı verilen oral didrogesteronun gebelik sonuçlarına olan etkisinin incelendiği literatürdeki ilk çalışma olmuştur. Yine diğer çalışmalardan farklı olarak sadece ICSI yöntemi ile IVF uygulanan sikluslar incelemeye alınmıştır. Bizim çalışmamızda IVF-ET-ICSI uygulanan kadınlarda luteal faz desteği sağlamak için yalnızca vajinal progesteron jel veya oral didrogesteron ile eşzamanlı verilen vajinal progesteron jel kullanımına göre; gebelik, siklus başına devam eden gebelik (12 haftayı geçen), transfer başına devam eden gebelik (12 haftayı geçen) ve transfer başına canlı doğum sayısı (500 gram üzeri fetal ağırlık) oral + vajinal progesteronu beraber kullanan grupta daha fazla görülmekle birlikte gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Sonuçlar yeni çalışmaların önünü açmakla birlikte optimal luteal faz desteği protokolünün berlirlenmesi ve progesteron tipinin-kombinasyonun ve uygulama yolunun uygun şartlarda kullanılabilmesi için randomize kontrollü prospektif ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.