Komplet TUR-M (transüretral mesane tümörrezeksiyonu) operasyonu yapılan ve evresi T1(lamina propria invazyonu) olan hastaların tümüne Re-TUR operasyonu yapılmalı mı?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PARVIZ MAMMADOV

Danışman: Ercan YENİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, T1 evresinde tanı alan ve ilk TUR-M sonrasında Re-TUR uygulanan hastalarda tümör saptanma oranlarını değerlendirmek, Re-TUR pozitifliği ile ilişkili klinik ve patolojik faktörleri belirlemek ve T1 hastaların yönetiminde Re-TUR'un gerekliliğini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif vaka-kontrol çalışmasına, 1 Haziran 2019 ve 1 Ekim 2025 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği'nde komplet TUR-M yapılmış, patolojisi T1 olarak raporlanmış ve takip sürecinde ReTUR uygulanan hastalar dâhil edildi. Yaş aralığı 18-90 yıl olmak üzere, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın toplam 3261 hastaya ait 5594 TUR-M patoloji raporu tarandı ve çalışma kriterlerini karşılayan 170 hasta analize dahil edildi. TUR-M patolojisi T1 olarak raporlanmasına rağmen örneklerinde detrusor kası bulunmayan olgular, T1 lezyona eşlik eden CIS (karsinoma in situ) saptanan hastalar ve çalışma protokolünde tanımlanan diğer klinik ve patolojik dışlama kriterlerini karşılayan olgular çalışma dışı bırakıldı. Dahil edilen hastalara ait klinik özellikler, tümör boyutu ve sayısı, tümör grade'i, histopatolojik alt tipler ve Re-TUR bulguları istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya alınan toplam 170 hastanın 56'sında (%32,9) Re-TUR patolojisinde tümör tespit edilirken, 114 hastada (%67,1) Re-TUR materyali tümör açısından negatif bulundu. Böylece hasta grupları TM+ (rezidü tümör var) ve TM- (rezidü tümör yok) olarak iki ana gruba ayrıldı. TM+ grubunda ortalama tümör boyutu 3,85 ± 1,37 cm iken, TM- grubunda 3,31 ± 1,34 cm olarak bulunmuştur (p = 0.015). ix Çok odaklı tümör oranı TM+ grubunda %64,3, TM- grubunda ise %46,5 olarak saptanmıştır (p = 0,029). Histolojik derecelendirmede TM+ olguların %91,1'i yüksek dereceli (HG), TM- olguların ise %77,2'u HG tümör olarak değerlendirilmiştir (p = 0,028). Primer ve sekonder ayrımı incelendiğinde TM+ grubunda sekonder tümör oranı %25,0 iken, TM- grubunda bu oran %11,4 olarak bulunmuş ve gruplar arasında anlamlı fark saptanmıştır (p = 0,023). Varyant histoloji açısından değerlendirildiğinde ise TM+ hastalarda varyant alt tip oranı %48,2 olup, TM- gruptaki %29,8'e kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p = 0,019). Sonuç: T1 mesane tümörlerinde Re-TUR, özellikle yüksek derece (HG), büyük tümör boyutu, multifokalite ve yetersiz ilk rezeksiyon gibi yüksek risk özellikleri bulunan hastalarda rezidü tümör saptanma olasılığının artması nedeniyle kritik bir basamaktır. Bu hastalarda Re-TUR hem doğru evrelemeyi sağlamakta hem de tedavi kararlarının güvenilir şekilde yönlendirilmesine katkı sunmaktadır. Buna karşın, düşük dereceli tümör yapısına sahip, tek odaklı, küçük boyutlu ve eşlik eden CIS ya da varyant histoloji saptanmayan seçilmiş T1 olgularda, ilk TUR'un yeterli yapıldığı durumlarda Re-TUR gerekliliği daha tartışmalı olup, bu nedenle ReTUR'un uygulanmasına ilişkin kararın, her hastanın tüm klinik özellikleri ve genel durumu dikkate alınarak planlanması uygun olabilir.