Erektil disfonksiyon ve prematür ejakülasyon tanısı konulan hastaların eşlerinde/partnerlerinde kadın cinsel fonksiyon bozukluklarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ÖMER BATUHAN AKINCI

Danışman: Fatih HIZLI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Cinsel sağlık, sağlıklı birey olma kavramının bir parçasıdır. Sağlıklı cinsel işlev, cinsel aktiviteden zevk alma ve doyuma ulaşma durumu, fiziksel ve ruhsal iyilik hali ile yakından ilgilidir. Erektil Disfonksiyon (ED) ve Prematür Ejakülasyon (PE) erkeklerde en sık karşılaşılan cinsel işlev bozukluklarıdır. Azalan cinsel işlev kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Sadece erkekler için değil; aynı zamanda kadın partnerleri için de rahatsız edici olmaktadır. Çalışmamızda PE ve ED tanısı alan erkek hastaların partnerlerindeki cinsel işlevin değerlendirilmesini amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya 1 Ocak 2022 – 1 Ocak 2023 tarihleri arasında Dr.Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi üroloji polikliniğine erken boşalma ve sertleşme sorunları ile başvuran 18-70 yaş arası 151 hasta ve onların eşleri/partnerleri dahil edilmiştir. Hastalar kliniğimiz rutin pratiğinde Avrupa Üroloji Derneğinin kılavuzundaki önerilere uygun şekilde değerlendirilmektedir. Bu çerçevede alınan anamnezler, yapılan fizik muayeneler ve doldurulan anketler prospektif olarak incelenmiştir. ED varlığı ve şiddeti muayene esnasında doldurulan Uluslararası Erektil İşlev Formu-15 (IIEF-15) ile, PE varlığı ve şiddeti ise Prematür Ejakülasyon Değerlendirme Anketi (PEDT) ile değerlendirilmiştir. Değerlendirme ölçeklerini eksik şekilde dolduran hastalar ve eşleri çalışma dışı bırakılmıştır. IIEF-15 sonucu 25'in altında olan hastalar ED grubunu, 26 ve üzerinde olanlar kontrol grubunu oluşturmaktadır. PEDT puanı 11 ve üzerinde olan hastalar PE grubunu oluştururken, 10 ve altında puan alan hastalar kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya alınan 151 erkeğin 71'inde (%47) sadece PE, 58'inde (%38) sadece ED, 22'sinde (%14) hem PE hem de ED olduğu görülmüştür. Bu hastaların eşlerindeki cinsel işlevi ve cinsel işlev bozukluklarını değerlendirmek için Kadın Cinsel İşlev Ölçeği (FSFI) ve Kadın Cinsel Sıkıntı Envanteri (FSDS-R) kullanılmıştır. FSFI toplam 19 sorudan oluşan, cinsel isteği, uyarılmayı, lubrikasyonu, orgazmı, memnuniyeti ve ağrıyı değerlendirmek için oluşturulmuş bir ölçektir, FSFI kullanılarak kadın cinsel işlevi temel boyutları ile değerlerlendirildi. FSFD-R ölçeği cinsel disfonksiyon varlığını saptamak için kullanıldı. FSDS-R sonucu 12 ve üzerinde olan kadınlar cinsel işlev bozukluğuna sahip (FSD) olarak kabul edildi. Sonucu 11 ve altı olan kadınlar kontrol grubuna dahil edildi. Bulgular: 151 hastanın 93'ü (%61) PE olan grupta, 58'i (%39) PE olmayan grupta yer almaktadır. PE olan grubun yaş ortalaması 43, eşlerinin ise 44 idi. Kontrol grubundaki erkeklerin yaş ortalaması 40 iken eşlerinin yaş ortalaması 41 idi. 151 hastanın 80'i (%53) ED olan grupta 71'i (%47) kontrol grubunda yer almaktadır. ED grubunun yaş ortalaması 49, eşlerinin 46 idi. ED olmayan gruptaki erkeklerin yaş ortalaması 40, eşlerinin 37 idi. FSDS-R skoru 12 ve üzerinde olup FSD grubuna alınan 59 kadın vardı. FSD grubundaki kadınların eşlerinin %50,8'inde PE, %67,8'inde ED saptandı. Kontrol grubunda yer alan 69 kadının eşlerinde ise PE ve ED sıklığı sırasıyla %24,6 ve %39,1 idi. PE ve ED tanısı alan erkeklerin eşlerinde FSD görülme sıklığı sırasıyla %63,8 ve %59,7 idi. Kontrol grubunda ise %35,8 ve % 31,1 olarak bulundu. Partnerinde PE olan kadınların FSFI alanlarından; cinsel uyarılma skorları (p=0.001), lubrikasyon skorları (p=0.002), orgazm skorları (p=0.001), memnuniyet skorları (p=0,001) ve ağrı/rahatsızlık skorları (p=0.002) kontrol grubunda anlamlı olarak yüksek bulunurken, cinsel istek alan skoru kontrol grubunda daha yüksek olmasına rağmen bu yükseklik istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Partnerinde ED olan kadınların Toplam FSFI skoru dahil tüm FSFI alan skorları kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p=0.001). Eşinde PE olan kadınların ortalama FSDS-R skoru 16,73 iken kontrol grubunda 10,74 idi (p=0,003). Eşinde ED olan kadınların ortalama FSDS-R skoru 15,66 iken kontrol grubunda 9,96 idi (p=0,002). PEDT, IIEF-15 EF ve FSDS-R skorları arasında yapılan korelasyon analizinde PEDT ile FSDS-R skoru arasında orta derecede güçlü (Rho=0,336 p=0,001), IIEF-15 EF ile FSDS-R skoru arasında orta derecede güçlü negatif korelasyon saptandı (Rho=-0,399 p=0,001). Sonuç: PE ve ED toplumda prevelansı oldukça yüksek cinsel işlev bozuklukları olup sadece hastanın kendisini ve cinsel yaşamını değil, aynı zamanda partnerini de etkilemektedir. Çalışmamız sonucunda ED'nin ve PE'nin şiddeti arttıkça, hastalık tablosu ağırlaştıkça eşlerindeki/partnerlerindeki kadın cinsel işlevi anlamlı şekilde bozulmaktadır. Bildiğimiz kadarıyla mevcut çalışmamız erkek cinsel işlev bozukluklarından ED'nin ve PE'nin kadın cinsel işlevine etkisini araştıran en kapsamlı çalışmadır. FSD'leri değerlendirirken PE ve ED ile aralarındaki etkileşim göz ardı edilmemelidir. Çiftlerin cinsel sorunları incelenirken eş zamanlı olarak partnerin de ele alınması gerekmektedir. Çalışmamızdan elde edilen bulguların daha yüksek sayıda örneklem gruplarını içerecek çok merkezli çalışmalar ile konfirme edilmesi prematür ejakülasyon, erektil disfonksiyon gibi erkek cinsel işlev bozukluklarının eşlerinin/partnerlerinin cinsel işlevine olan etkisinin daha iyi anlaşılabilmesine katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz.