Karpal tünel sendromunda yüksek yoğunluklu lazer tedavisi ve düşük yoğunluklu lazer tedavisinin etkinliğinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SİDAR BURCU ATEŞ

Danışman: Zuhal ÖZİŞLER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Karpal Tünel Sendromunda Yüksek Yoğunluklu Lazer Tedavisi ve Düşük Yoğunluklu Lazer Tedavisinin Etkinliğinin Karşılaştırılması Amaç: Karpal tünel sendromu en sık görülen tuzak nöropati olup klinik pratikte yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır. Tipik bulguları; ağrı, uyuşma ve median sinir trasesinde karıncalanmadır. Bu şikayetlerin özellikle geceleri şiddetlenmesi karakteristiktir. Tedavisinde standart bir protokol bulunmamakla birlikte öncelikle konservatif tedavi yöntemleri tercih edilmektedir. Literatürde konservatif tedavi metodlarından olan düşük ve yüksek yoğunluklu lazer tedavisinin karpal tünel sendromu üzerinde etkinliğini değerlendiren kısıtlı sayıda çalışma mevcuttur. Çalışmamızda karpal tünel sendromlu hastalarda yüksek ve düşük yoğunluklu lazer tedavisinin etkinliğini klinik olarak karşılaştırmayı amaçladık. Beraberinde elektromiyografi ve ultrasonografi gibi objektif yöntemler ile değerlendirerek literatüre katkı sağlamayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Ankara Şehir Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği'nde yürütüldü. Çalışma protokolü prospektif, randomize, kontrollü, tek merkezli olarak tasarlandı. Kliniğimize karpal tünel sendromu kliniği ile başvuran, 18-65 yaş arası, elektrofizyolojik olarak hafif ve orta derece karpal tünel sendromu tanısı alan, 63 hasta ve 114 el çalışmaya dahil edildi. Hastalar bağımsız bir araştırmacı tarafından tabakalı randomizasyon ve minimizasyon metodu ile 3 gruba ayrıldı. Her üç gruba da uygun ölçüde, nötral el bilek splinti kullanması önerildi. Birinci grupa sadece el - el bilek splinti tedavisi verilen hastalar dahil edildi. İkinci gruba el el bilek splinti yanında, düşük yoğunluklu lazer tedavisi (DYLT) uygulanan hastalar; üçüncü gruba ise el el bilek splinti yanında yüksek yoğunluklu lazer tedavisi (YYLT) uygulanan hastalar dahil edildi. Lazer tedavileri gün aşırı toplam 10 seans uygulandı. Tüm gruplar, tedavi başlangıcında, tedavi sonrası 1. ay ve 3. ayda klinik, elektrofizyolojik ve ultrasonografik olarak değerlendirildi. Klinik değerlendirmede dinamometre ile el kavrama kuvveti, pinçmetre ile parmak kavrama kuvveti, Boston karpal tünel sendromu değerlendirme skalası ile semptom ve fonksiyonel durum değerlendirildi. Elektrofizyolojik değerlendirmede median ve ulnar sinir duyusal ve motor sinir iletim çalışmaları yapıldı. Ultrasonografik değerlendirmede ise proksimal karpal tünel düzeyinden median sinir kesit alanı ve yassılaşma oranı ölçüldü. Bulgular: Çalışmamızda üç grubun yaş ortalamaları, kadın erkek dağılımı, öğrenim durumu, dominant el, semptom tarafı, beden kitle indeksi ortalamaları ve semptom süresi yönünden istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı görüldü (p>0,05). Tedavi öncesinde; gruplar arasında, klinik bulgular, elektrofizyolojik ve ultrasonografik ölçümler arasında anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Hem lazer gruplarında hem de kontrol grubunda elektrofizyolojik, sonografik ve klinik istatistiksel anlamlı iyileşme izlenmiş olup; tedavi etkinlikleri kıyaslandığında lazer grupları kontrol grubuna göre karpal tünel sendromu tedavisinde daha etkin bulunmuştur (p>0,001). DYLT ve YYLT arasında ise istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Ayrıca değerlendirilen parametrelerden; Boston semptom şiddet skalası, parmak kavrama kuvvetleri (üçlü ve lateral kavrama), median sinir duyu iletim hızı ve median sinir kesit alanında sadece splint tedavisi verilen kontrol grubunda tedavi sonrası 1. ayda istatistiksel anlamlı değişim izlenmezken; DYLT ve YYLT gruplarında erken dönemde de istatistiksel anlamlı fark izlenmiştir. Sonuç: Çalışmamızdan elde edilen bulgulara göre splint tedavisinin karpal tünel sendromunda tek başına tedavi edici olabildiği ancak konservatif tedavi metodlarından olan lazer tedavisinin tedaviye eklenmesinin etkinliği belirgin bir şekilde artırdığı görülmüştür. Düşük yoğunluklu lazer tedavisi ile yüksek yoğunluklu lazer tedavisi arasında ise tedavi etkinliği açısından belirgin fark görülmemiştir. Sonuç olarak; hafif ve orta düzey karpal tünel sendromlu hastalarda el - el bilek splintinin yanında, DYLT ve YYLT'nin tedavide kullanımının faydalı olduğunu, iki lazer modalitesi arasında ise hasta bazlı değerlendirerek karar verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Düşük yoğunluklu lazer tedavisi, Karpal tünel sendromu, Yüksek yoğunluklu lazer tedavisi