Asemptomatık proteinüri ile gelen hastalarda etiyolojik değerlendirme


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖMER FURKAN KIZILSOY

Danışman: Hakan ERDOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Proteinüri idrarda normalden yüksek miktarda protein bulunması olarak tanımlanır. Klinik pratikte oldukça sık karşılaşılan proteinüri genellikle ateş, dehidratasyon ve egzersiz gibi geçici nedenlerle ortaya çıkabilmekle birlikte, kronik böbrek hastalıklarının önemli bir göstergesi de olabilir. Proteinüri, temel olarak geçici ve persistan proteinüri olmak üzere iki ana başlık altında incelenir. Geçici proteinüri, hemodinamik değişikliklere bağlı olarak gelişebilir ve çocukların yaklaşık %10'unda yaşamları boyunca en az bir kez görülebilir. Persistan proteinüriler ise genellikle glomerüler veya tübüler hastalıklarla ilişkili olup daha şiddetli seyredebilir. Çocukluk çağında sık rastlanan ortostatik proteinüri benign proteinüriler arasında yer almakta olup, görülme sıklığı %0,65 ile %5 arasında değişmektedir. Bu çalışmanın amacı asemptomatik proteinüri ile başvuran hastalarda etiyolojik faktörleri değerlendirmek ve geçici proteinüri ile ortostatik proteinüride doğum ağırlığı, anne sütü alımı ve vücut kitle indeksi gibi bağımsız değişkenlerle olan ilişkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Prospektif kohort olarak tasarlanan bu çalışmaya çocuk nefroloji polikliniğine başvuran ve ikinci tam idrar tetkikinde protein düzeyi 1+ veya üzeri olan, ayrıca spot idrar protein/kreatin oranı>0,21 olarak saptanan toplam 171 hasta dahil edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların %35'i erkek, %65'i kadındı. Hastalara konulan tanılar içerisinde en yaygın olanı geçici proteinüri olup olguların %79,5'inde saptandı. Ortostatik proteinüri %9,9, nutcracker sendromu %7,6 ve persistan proteinüri %2,9 oranlarında gözlendi. Spot idrarda protein/kreatinin oranı geçici proteinüri grubunda düşük seviyelerde izlenirken, ortostatik proteinüri ve nutcracker sendromu gruplarında anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Sonuç: Çocuk nefroloji polikliniğine yönlendirilen hastalarda en sık geçici proteinüri izlenirken ortostatik ve persistan proteinüri de azımsanmayacak oranlarda tespit edilmektedir. Bu nedenle çocuk nefroloji polikliniğine sevk edilmeden önce hastaların proteinüri durumu ve tipi açısından izlenmesi önerilmektedir. Ancak semptomatik hastalar ile renal hastalıkları düşündüren klinik ve laboratuvar bulgulara sahip olan hastaların doğrudan çocuk nefroloji polikliniğinde değerlendirilmesi ve izlenmesi gerekmektedir.