Demodeks enfestasyonu ile tiroid otoimmünitesi arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KAYSERİ ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUHAMMED BURAK YÜCEL

Danışman: Ragıp ERTAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Demodeks akarları, insan derisinde özellikle ve pilosebase ünitelerinde kommsensal olarak yaşayan mikroflora üyesi ektoparazitlerdir ve sayıları belli seviyenin üzerine çıktığında konakçı ile ilişkisini parazitizme çevirerek demodikozis hastalığına neden olurlar. Demodikozis, primer olarak veya çeşitli immünsüpresif hastalıklar ve tedavilere bağlı sekonder olarak ortaya çıkabilir. Deri, öte yandan tiroid hormonları açısından önemli bir hedef organdır. Tiroid hormonları, deri üzerinde reseptörlere sahiptir ve nükleer sinyaller yoluyla başta epidermis proliferasyonu ve inflamasyon olmak üzere birçok immün aracılı etkiye sahiptir. Tiroid hormonlarındaki değişikliklerin deri üzerinde birçok klinik etkisi mevcuttur. Çalışmamızda, demodikozis kliniğinde sık görülen bulgulardan kserozis, spinülat ve dikensi cilt yapısı, papüller ve pürüzlü cilt görünümünün, otoimmün tiroid hastalıklarında da görülebilmesi ve otoimmün tiroid hastalığı patogenezinde meydana gelen ve iç içe geçmiş görünen immün disregülasyon ve immünsüpresyon durumlarının demodikozis kolonizasyonunun artması ve inflamatuar sürecin tetiklenmesi ile klinik bulgulara yol açabilmesi hipotezinden yola çıkarak, demodikozis hastalarında otoimmün tiroid hastalığı gelişebilme riski ortaya konmaya çalışılmıştır. Materyal ve Metod: Çalışmamız; Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevî Hastalıkları Polikliniklerine Eylül 2019 – Eylül 2023 tarihleri arasında başvuran, 18-95 yaş arası ve Demodikozis yahut Rosacea tanısı almış toplam 2304 hastadan, son bir yıl içerisinde demodeks tahlilleri ile tiroid hormon ve otoimmünite paneli birlikte istenen ve poliklinik başvurusundan önceki son bir ay içerisinde herhangi sistemik veya topikal akarisidal tedavi almamış olan 201 hasta ile planlandı. Bulgular: Ortalama hastalık süresi, anti-TPO pozitif ve tip 2 demodikosize sahip hastalarda daha fazladır (p=0.031), (p<0.001). Serbest T3 (p=0.01), serbest T4 (p=0.034) ve anti-TPO (p<0.001) değerleri ile hastalık klinik tipi arasında istatistiksel anlamlı fark gözlenmiştir. Buna göre serbest T3 değerleri, tip 2 demodikozis hastalarında istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek, serbest T4 düzeyleri daha düşük ve anti-TPO düzeyleri pozitiftir. Anti-TPO seviyesi pozitif olan hastalarda ölçülen ortalama demodeks sayısı daha yüksektir (p=0.008). Tip 2 demodikozise sahip hastalarda 1 cm2'de ölçülen ortalama demodeks sayısı daha yüksektir (p<0.001). Anti-TPO seviyesi negatif olan hastalarında demodeks seviyeleri negatif ve daha az iken, anti-TPO seviyesi pozitif hastalarda ise demodeks seviyeleri pozitif ve daha yüksektir (p=0.007). Tip 1 demodikozise sahip hastalarda ölçülen ortalama demodeks seviyeleri negatif ve daha az iken, tip 2 demodikozise sahip hastalarda ise demodeks seviyeleri pozitif ve daha yüksektir (p<0.001). Tip 1 demodikozis hastalarında anti-TPO seviyeleri negatif iken, tip 2 demodikozis hastalarında anti-TPO seviyeleri pozitiftir (p<0.001). 1 cm2'de ölçülen ortalama demodeks sayısı, hasta yaşı (r:0.247, p:0.000), hastalık süresi (r:0.407, p:0.000) ve anti-TPO seviyeleri (0.144, p:0.043) ile pozitif korelasyon gösterir iken, serbest T3 seviyeleri (r:-0.157, p:0.030) negatif korelasyon gösterir. Hastalık süresi, yaş (r:0.635, p:0.000), demodeks sayısı (0.407, p:0.000) ve anti-TPO seviyeleri (r:0.200, p:0.005) ile pozitif korele iken, serbest T3 seviyeleri (r:-0.338, p:0.000) ile negatif korelasyon gösterir. Anti-TPO seviyeleri, 1 cm2'de ölçülen ortalama demodeks sayısı (r:0.144, p:0.043) ve hastalık süresi (r:0.200, p:0.005) ile pozitif korelasyon gösterirken, mutlak beyaz küre sayıları (r:-0.143, p:0.047) ve serbest T3 seviyeleri (r:-0.158, p:0.029) negatif korelasyon gösterir. Serbest T3 seviyeleri, yaş (r:-0.378, p:0.000), 1 cm2'de ölçülen ortalama demodeks sayısı (r:-0.157, p:0.030), hastalık süresi (r:-0.338, p:0.000) ve anti-TPO seviyeleri (r:-0.158, p:0.029) negatif korelasyon gösterirken, eozinofil sayıları (r:0.181, p:0.013) ile pozitif korelasyon gösterir. 1 cm2'de ölçülen ortalama demodeks sayılarının artması, 0.6138918 kuvvetiyle anti-TPO pozitifliği açısından predikte ettirici değere sahiptir (p=0.004). Sonuç: Çalışmamız, tip 2 demodikozis kliniğine ait olan eritem, papül, püstül ve zaman zaman görülebilen süpüratif apseler gibi bulgulara sahip hastalarda otoimmün tiroid hastalığı sıklığının istatistiksel açıdan anlamlı şekilde artmış olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca demodeks sayılarındaki pozitifleşme ve artma, anti-TPO pozitifliği dolayısıyla otoimmün tiroid hastalığı riski açısından predikte ettirici değere sahiptir. Sonuç olarak, klinik pratikte demodikozis veya rosacea bulgularına sahip hastalardan tiroid otoantikoru çalışılması, otoimmün tiroid hastalığı açısından hastalara erken tanı ve tedavi imkânı sağlayabilecektir. Anahtar Kelimeler: Demodex, Demodeks, Demodikozis, Hashimoto Tiroiditi, Otoimmün Tiroid Hastalığı.