Neoadjuvan kemoterapi alan meme kanseri hastalarında inflamatuar ve nutrisyonel parametrelerle patolojik tam yanıtın ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALİ CAN MEMİŞ
Danışman: Kadem ARSLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Meme kanserinde etkili bir tedavinin sağlanmasında en önemli parametre neoadjuvan kemoterapi (NAKT) sonrası elde edilen patolojik tam yanıttır. Ancak neoadjuvan kemoterapiye yanıtı öngörebilen klinik ve patolojik parametreler hala net olarak ortaya konabilmiş değildir. Çalışmamızda, ucuz ve kolay ulaşılabilen inflamatuar ve nutrisyonel beliteçlerle patolojik tam yanıt (pCR) arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı. Bu parametrelerin patolojik tam yanıtı öngördürücü etkilerinin değerlendirilmesi hedeflendi. Gereç ve Yöntem: Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Polikliniği'ne Aralık 2022-Aralık 2024 tarihleri arası başvuran 18 yaş üstü, NAKT almış lokal ileri evre kadın meme kanseri hastaları çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların demografik verileri, antropometrik ölçümleri, komorbiditeleri, kan grupları, menopoz durumları, aldığı kemoterapi rejimleri, tümör histopatolojk özellikleri Tıbbi Onkoloji arşivindeki hasta dosyalarından kaydedildi. Hasta grubu patolojik tam yanıt olan ve olmayan olmak üzere iki gruba ayrıldı. Hastaların kemoterapi öncesi ve operasyon öncesi olmak üzere nötrofil/lenfosit oranı (NLR), platelet/lenfosit oranı (PLR), prognostik nutrisyonel indeksi (PNİ), yaygın kanser inflamasyon indeksi (ALİ), controlling nutritional status (CONUT) skorları hesaplandı. Bu parametreler patolojik tam yanıt olan ve olmayan gruplar arasında karşılaştırıldı. Elde edilen verilerle istatistiksel analizler yapıldı. Bulgular: Çalışmaya 73 hasta dahil edildi ve ortalama yaş 52,86±10,85 yıldı. Hastaların 56'sında östrojen reseptörü (ER) pozitifliği, 49'unda progesteron reseptörü (PR) pozitifliği mevcuttu. Ortanca ER değeri %80 (2-95) olarak, ortanca PR değeri %30 (0-70) olarak, ortanca Kiel 67 antijeni (Ki-67) değeri %30 (20-60) olarak saptandı. Çalışmadaki hastaların 28'inde insan epidermal büyüme faktörü (HER2) pozitifliği mevcuttu. 6 hastanın silver in situ hybridization (SISH) testi sonrasında HER2 pozitifliği saptandı. Hastalar basit moleküler alt tiplerine göre sınıflandırıldığında: 34'ü HER2+ (HR+/-), 31'i HER2 – (HR+) ve 8'i üçlü negatifti. Patolojik yanıt durumlarına göre değerlendirildiğinde; 24'ünde (%32,9) pCR (RCB0) olduğu saptandı. Tam yanıt olmayanlarda MD Anderson skoru ortanca değeri 3,19 (1,79-3,95) saptandı. HER2 pozitifliği olanların ve HER2+ (HR+/-) moleküler alt tipinde olanların patolojik tam yanıt oranı daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,002, p=0,001). Tedaviye patolojik tam yanıtı olan hastalarda HER2 hedefli tedavi alanların oranı, tedaviye tam yanıt olmayan hastalara göre daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,005). Çalışmadaki hastaların patolojik yanıtlarına göre NAKT öncesi ve operasyon öncesi laboratuvar parametreleri değerlendirildiğinde anlamlı fark saptanmadı. İnflamatuar ve nutrisyonel belirteçler olan NLR, PLR, ALİ, PNİ belirteçlerinin patolojik tam yanıt yani tedaviye yanıt durumu ile anlamlı bir ilişkisi bulunmadı. Hastaların patolojik yanıtları lipit profili ve CONUT skoruna göre değerlendirildiğinde; HDL-Kolesterol, LDL-Kolesterol, trigliserid, CONUT skorunda anlamlı fark saptanmadı. Total kolesterol düzeyinde fark saptandı. Tedaviye yanıtı tam olan hastalarda total kolesterol düzeyi, tedaviye tam yanıt olmayan hastalara göre daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,024). Tedaviye tam yanıt olan hastalarda sigara kullanım oranı, tedaviye tam yanıt olmayanlara göre daha düşük olup istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,046). Sonuç: Çalışmamızda HER2 pozitif tümörlerde daha yüksek oranda pCR olduğunu ve HER2 hedefli tedavinin başarılı etkisini gösterdik. Bir prognostik faktör olarak sigara kullanımının pCR üzerinde negatif etkide olduğunu gözledik. Çalışmamızda, İnflamatuar ve nutrisyonel belirteçler olan NLR, PLR, ALİ, PNİ ve CONUT skorlaması ile NAKT almış meme kanserli hastalarda pCR arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Total kolesterol düzeyi yüksek olan hastaların, pCR oranının daha fazla olduğunu ortaya bulduk. İlerleyen yıllarda yapılacak daha kapsamlı çalışmalardan elde edilecek sonuçlarla meme kanserli hastalarda total kolesterol düzeyinin baz alındığı yeni prognostik belirteçler oluşturulabilir. Anahtar Kelimeler: Meme kanseri, Neoadjuvan kemoterapi, Patolojik tam yanıt, Prognostik nutrisyonel indeks, Yaygın kanser inflamasyon indeks