İç hastalıkları kliniğine başvuran hastalarda frank's sign ile hepatosteatoz indeksleri arasındaki ilişki
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CANSU CANTÜRK
Danışman: Funda Müşerref TÜRKMEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Frank's işareti (FS)'nin kardiyovasküler hastalıklar (KVH) ile periferik ve serebrovasküler hastalıklar gibi diğer vasküler hastalıklarla bağımsız bir ilişki gösterdiği ortaya konmuştur. Biz de çalışmamızda, FS bulunan hastaların kardiyovasküler riskini ve hepatosteatoz sıklığını belirlemeyi amaçladık. Hepatosteatozu olan ve olmayan hastaların, Fibrozis-4 İndeksi (FIB-4), Framingham Steatoz İndeksi (FSI) ve Hepatik Steatoz İndeksi (HSI) skorlarını karşılaştırmayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'ne; dahil edilme ve dışlama kriterlerine göre 20.01.2021–01.01.2024 tarihleri arasında başvuran 302 hasta ile yapıldı. Çalışmaya dahil edilen hastaların HIS (Health Information Systems) üzerinden radyolojik görüntülemeleri değerlendirilerek hepatosteatoz durumları kayıt altına alındı. Çalışmadaki hastaların FIB-4, HSI ve FSI indeksleri hesaplandı. Kardiyovasküler olay açısından yüksek riskli olmayanların, 10 yıllık kardiyovasküler olay riskini Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC)'nin önerdiği HeartScore kullanarak hesapladık. İstatistiksel analizler için IBM SPSS 25 programı kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya FS olan 158 hasta ile FS olmayan 144 hasta dahil edildi. FS olan hastalarda erkek oranı, FS olmayanlara göre daha fazla olup istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,044). Hastalar FS derecesine göre 3 gruba ayrıldı. FS derecesi arttıkça hastaların yaşları anlamlı olarak artıyordu (p<0,001). FS iki taraflı, tam olan hastalarda kadın oranı en düşük iken, erkek oranı en yüksek oranda saptandı. FS olan hastaların yaş ortalaması 62,39±10,24 yıldı. FS olmayan hastaların yaş ortalaması 55,93±13,72 yıldı. FS olan hastaların yaşları istatistiksel olarak daha büyüktü (p<0,001). FS olan hasta grubunda, koroner arter hastalığı (KAH), Tip 2 diyabetes mellitus (DM), kalp yetmezliği ve periferik arter hastalığı (PAH) / inme komorbiditelerini anlamlı olarak fazla saptadık. FS derecesi arttıkça, bu hastalıkların eşlik etme oranının arttığını gördük. FS olan hastaların antikoagülan ve beta bloker kullanımları FS olmayan gruba göre anlamlı olarak fazlaydı. Tip 2 DM tanısı olan hastalarda kardiyovasküler hastalık öyküsü ve FS oranı, Tip 2 DM tanısı olmayan hastalara göre daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,040, p=0,002). FS olan hastalarda FIB-4 skoru anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Hepatosteatozu olanlarda FSI skorunun ortanca değeri (-)0,17, hepatosteatozu olmayanlarda ise (-)0,91 olup istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptadık (p=0,005). İki grup arasında FIB-4 ve HSI skorlarında ise anlamlı farklılık saptanmadı. Çok yüksek kardiyovasküler hastalık riskine sahip hastaların ortanca FSI skoru (-)0,55 olup en yüksek iken, düşük kardiyovasküler hastalık riskine sahip hastaların ortanca FSI skoru (-)2,11 değeriyle en düşük olarak görüldü (p=0,001). Sonuç: Çalışmamızda, FS bulunan hastalara, KAH, tip 2 DM, hipertansiyon (HT), kalp yetmezliği, PAH/inme komorbiditelerinin daha sık eşlik ettiğini ve bu hastaların kardiyak primer ve sekonder korumada kullanılan ilaçları daha fazla kullandığını saptadık. Bu durum FS, bulunan hastaların DM, DM komplikasyonları, kardiyovasküler hastalıklar yönünden detaylı olarak incelenmesi gerektiğini bizlere gösteriyor. FS olan ve olmayan hastalar arasında hepatosteatoz yönünden anlamlı bir fark bulunmasa da, FS olan hastalarda FIB-4 skoru anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Bu bize, FS olan hastalarda FIB-4 skorunun hepatosteatoz tahmininde kullanılabileceğini göstermektedir. Hepatosteatozu olan hastalarda FSI skorunu daha yüksek saptadık, bu durum üç non invaziv skor arasından FSI skorunu öne çıkarmaktadır. Aynı zamanda çok yüksek kardiyovasküler hastalık riskine sahip hastaların FSI skorunu en yüksek saptarken, düşük kardiyovasküler hastalık riskine sahip hastaların FSI skorunu en düşük saptadık. FSI skoru ile, kardiyovasküler olay riski arasında bulduğumuz bu bağlantı, FS ile hepatosteatoz ve hepatosteatoz indeksleri arasında pozitif bir ilişki olabileceğini bizlere gösteriyor. FS'nin daha ileri tetkikler ve karşılaştırmalı çalışmalarla KVH ve hepatosteatoz tayininde anlamlılığı artacaktır. Prospektif, çok merkezli, hastaların hepatosteatoz açısından aynı yöntem ve kişi tarafından değerlendirildiği, daha geniş hasta grubunda yapılan, antihiperlipidemik ilaç kullanmayan hastaların karşılaştırıldığı uluslararası çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.