Kardiyak üfürüm saptanan akut bronşiolitli hastalarda konjenital kalp hastalığı sıklığının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZEYNEP ERDEM AKBAY
Danışman: Zafer BAĞCI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Akut bronşiolit, iki yaşından küçük çocuklarda bronşiollerin inflamasyonu sonucunda öksürük, hırıltılı solunum, takipne, interkostal veya subkostal çekilmelerle seyreden bir alt solunum yolu enfeksiyonudur. Genellikle viral etkenlerin neden olduğu bu enfeksiyon, iki yaşından küçük çocuklarda hastaneye başvuruların ve hastanede yatışın en sık sebeplerinden biridir. Konjenital kalp hastalığı (KKH), akut bronşiolitin risk faktörleri arasında yer alır. Kalp veya büyük damarlardan en az birinin doğuştan gelen işlevsel ve yapısal anormallikleri, konjenital kalp hastalıkları olarak adlandırılır. KKH, canlı doğumların %0.8-1'inde görülmekte olup, yenidoğan dönemindeki ölümlerin en önemli sebeplerinden biridir. Kardiyak üfürümler, çocuklarda sık rastlanan bir fizik muayene bulgusudur ve kardiyoloji uzmanına sevk edilme nedenleri arasında en yaygın olanıdır. Pediatrik hastalarda üfürümlerin çoğu normal veya masum olarak kabul edilir. Ancak, önemli yapısal kalp hastalığına bağlı üfürümlerden ayrılmalıdır. Bu çalışmada, kardiyak üfürüm saptanan akut bronşiolitli hastalarda konjenital kalp hastalığı sıklığı ile akut bronşiolitin hastalık derecesi ve klinik seyri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Bu tez çalışması retrospektif tipte kesitsel bir çalışmadır. Pediatri servisi ve yoğun bakım ünitesinde, Ocak 2022 ve Haziran 2024 tarihleri arasında akut bronşiolit tanısıyla yatırılan, kardiyak üfürüm saptanan ve yaşları 1-24 ay arasında olan 281 olgu çalışmaya dahil edildi. Hastaların verileri geriye dönük olarak incelendi ve pediatrik kardiyolog tarafından değerlendirilmiş olanlar kaydedildi. Hastalar, kardiyak değerlendirme sonucuna ve Wang Klinik Skorlama Sistemi kullanılarak akut bronşiolitin klinik derecesine göre gruplara ayrıldı. Olguların sosyo-demografik özellikleri, acil servis başvurusundaki kan oksijen saturasyonu (SpO2) değerleri, ilk yatış yeri, laboratuvar tetkikleri, ekokardiyografi raporları, toplam oksijen alma süreleri ve hastanede yatış süreleri değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 6,57 ± 6,08 ay olup, tüm olguların %61,21'i erkekti. Tüm hastaların ilk başvurudaki ortalama SpO₂ değeri 88,74 ± 4,18, ortalama yatış süresi 9,85 ± 4,43 gün ve ortalama oksijen ihtiyacı süresi 4 gündü. Hastaların %78,29'u orta bronşiolit, %21,71'i ağır bronşiolit tanısı almıştı; hafif bronşiolit olgusu saptanmadı. Ağır bronşiolit grubunun, orta dereceli bronşiolit grubuna kıyasla acil servis başvurusundaki SpO₂ düzeyi ve kan gazı pH değeri istatistiksel olarak anlamlı düşük; kan gazı parsiyel karbondioksit basıncı (pCO₂), hastanede yatış süresi ve oksijen ihtiyacı süresi ise istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Bronşiolit grupları, diğer laboratuvar değerleri açısından benzerdi. Hastaların %31,32'sinde kardiyak patoloji saptanmazken, %37,36'sında patent foramen ovale (PFO), %19,93'ünde sekundum atriyal septal defekt (ASD) ve %3,56'sında ventriküler septal defekt (VSD) saptandı. Kardiyak patolojisi olmayan hastalar kontrol grubunu, PFO ve sekundum ASD'si olan hastalar vaka gruplarını oluşturdu. Kontrol ve vaka grupları, cinsiyet, boy ve kilo persentili, akut bronşiolitin klinik şiddeti, hastanede yatış süresi, acil servis başvurusundaki SpO₂ değeri, hemogram ve c-reaktif protein (CRP), parametreleri açısından benzerdi. Kontrol grubunun yaş ortalaması, PFO ve sekundum ASD grubundan daha yüksekti. PFO ve sekundum ASD grubunda oksijen ihtiyacı süresi ve kan gazı pCO₂ düzeyi, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Sonuç: Akut bronşiolitin klinik şiddetini öngörmede laboratuvar tetkikleri yeterli değildir. Sağlıklı görünen çocuklarda üfürümler genellikle normal veya masum olsa da, konjenital kalp hastalığı şüphesi göz ardı edilmemelidir. Komorbiditesi olmayan akut bronşiolit olgularında, başvuru sırasında yüksek pCO2 düzeyi ve uzamış oksijen ihtiyacı durumunda PFO ve ASD akla gelmelidir. Çalışmamızda, PFO'nun subklinik tablodan uzaklaştığını gösteren veriler elde edilmiştir ve bu konuda prospektif tipte ek çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Akut bronşiolit, konjenital kalp hastalığı, kardiyak üfürüm