BI-RADS 3 ve BI-RADS 4A lezyonlarda shear wave veserbest el us (strain) elastografi yöntemlerinin etkinliğinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, RADYOLOJİK BİLİMLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SELEN YAKIŞTIRAN
Danışman: Pelin Seher ÖZTEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Meme ultrasonografisinde elastografi yöntemleri, özellikle düşük ve orta düzey malignite olasılığı taşıyan BI-RADS 3 ve 4A lezyonlarının değerlendirilmesinde tamamlayıcı bir araç olarak giderek daha fazla kullanılmaktadır. Shear wave elastografi (SWE) dokunun mutlak sertliğini kPa cinsinden ölçerken, strain elastografi (SE) oran temelli bir değerlendirme sunmakta ve iki yöntem farklı biyomekanik prensiplere dayanmaktadır. Literatürde elastografinin özellikle gereksiz biyopsilerin en yoğun görüldüğü 4A grubunda özgüllüğü artırabileceği bildirilmiştir. Bu çalışmada, BI-RADS 3 ve 4A kategorilerindeki lezyonlarda shear wave ve strain elastografinin tanısal performanslarının karşılaştırılması, optimal eşik değerlerin belirlenmesi ve iki yöntem arasındaki ilişki ve uyumun kapsamlı biçimde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Eylül 2024–Kasım 2024 tarihleri arasında kliniğimizde değerlendirilen ve BI-RADS 3 veya BI-RADS 4A olarak sınıflandırılan toplam 111 kitle lezyon incelenmiştir. Çalışma rutin kontrole gelen BI-RADS3 ve BI-RADS 4A lezyonu mevcut olan hastalar üzerinden prospektif olarak gerçekleştirilmiştir.Tüm olgularda B-mod ultrasonografi eşliğinde shear wave elastografi (kPa) ve strain elastografi (ratio) ölçümleri yapılmıştır. SWE ölçümleri lezyonun en sert bölgesine yerleştirilen ROI kullanılarak en az üç ölçüm yapılmış ve bunların ortalaması kullanılmıştır.Strain ratio ise lezyon–komşu yağ dokusu karşılaştırmasıyla elde edilmiş bu ölçümde en az üç kere tekrar edilmiş ve ortalama değer kullanılmıştır. Tüm elastografi ölçümleri 5 yıldan az deneyime sahip bir radyolog ile deneyimli bir meme radyoloğu ile birlikte gerçekleştirilmiş ve değerlendirmeler iki radyologun ortak kararı ile sonlandırılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede tanımlayıcı analizler, ROC eğrileri, Spearman korelasyonu, Passing–Bablok regresyonu, Lin's CCC, ICC ve Bland– Altman analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Olguların %57,7'si BI-RADS 3, %42,3'ü BI-RADS 4A olarak sınıflanmıştır. Shear wave için ortalama elastisite 42,5 ± 30,1 kPa, medyan 35 kPa olup değerlerin geniş bir dağılım gösterdiği saptanmıştır. Strain elastografi için ortalama 2,0 ± 1,4, medyan 1,5 olarak bulunmuş ve benign ağırlıklı popülasyonla uyumlu ix karakterde bir dağılım göstermiştir. ROC analizinde SWE için optimal kesme değeri >48,6 kPa olup yüksek özgüllük (%87,5) sağlasa da duyarlılık sınırlı kalmıştır. Strain elastografi için optimal sınır >3,45 olarak belirlenmiş, özgüllük %100'e ulaşmış ancak duyarlılık düşük saptanmıştır. Shear wave ve strain elastografinin AUC değerleri birbirine yakın olup iki yöntem arasında tanısal performans açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Korelasyon analizlerinde yöntemler arasında yalnızca zayıf bir ilişki saptanmış; CCC, ICC ve Bland–Altman analizlerinde iki yöntemin ölçümsel uyumunun düşük olduğu gösterilmiştir. Bu bulgular, SWE ve strain elastografinin benzer tanısal performansa sahip olmakla birlikte ölçüm düzeyinde birbirinin yerine geçemeyen, fakat klinik süreçte birbirini tamamlayıcı yöntemler olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç:Bu çalışma, shear wave ve strain elastografinin BI-RADS 3–4A düzeyindeki düşük ve hafif şüpheli meme lezyonlarında benzer tanısal performans sunduğunu, ancak farklı klinik avantajlara sahip iki tamamlayıcı yöntem olduklarını göstermektedir. SWE özellikle 4A kategorisinde yanlış pozitifliği azaltmada güçlü bir araç olarak öne çıkarken, strain elastografinin düşük SR değerleri güvenilir bir negatif belirleyici olarak kullanılabilir görünmektedir. İki yöntem arasındaki korelasyonun sınırlı ve uyumun zayıf bulunması, elastografinin tek bir biyomekanik ölçüm olarak değil, farklı bilgileri sağlayan çift yönlü bir değerlendirme aracı olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu bulgular elastografinin BI-RADS 4A grubundaki heterojen risk profilini daha rafine alt kategorilere ayırmada kullanılabileceğini desteklemekte ve gelecekte daha geniş popülasyonlu, uzun dönem takip içeren çalışmaların yapılması gerektiğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Shear wave elastografi, Strain elastografi, BI-RADS 3, BI-RADS 4A, Meme ultrasonografisi, Meme lezyonları