Oturur pozisyonda interskalen blok ile omuz cerrahisi yapılan hipertansif hastalarda peroperatif hemodinami
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MAHMUT SAMİ TUTAR
Danışman: Betül KOZANHAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Omuz cerrahisinde, anestezi amacı ile uygulanan, interskalen blok (İSB) işlemi daha az postoperatif ağrı skoru ve azalmış opioid gereksinimi gibi avantajlara sahiptir. Ancak İSB ile ilişkili çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. İSB sonrası hipertansiyon (HT) gelişimi henüz tıbbi literatürde yeterli olarak yer almayan bir komplikasyondur. Bu komplikasyon muhtemelen lokal anestezik maddenin, karotis sinüs baroreseptörlerine yayılımı ve baroreseptörlerinin blokajı sonucunda gelişmektedir. Hipertansif hastalarda İSB ile ilişkili HT'un gelişimi ve önemi yeterince bilinmemektedir. Çalışmamızda omuz cerrahisi geçirecek hipertansif hastalarda İSB uygulamasının kan basıncı değişiklikleri üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçladık. Araştırmaya 18-80 yaş arası, İSB ile elektif omuz cerrahisi uygulanması planlanan, normotansif (n=32) ve hipertansif (n=32) olan ASA I-II grubu hastalar dahil edildi. İSB, ultrasonografi eşliğinde, %0,5 Bupivakain 15cc ve %2 Lidokain 5cc ile uygulandı. Hastaların kan basıncı ve kalp hızı değerleri 5'er dakikalık aralıklar ile 60 dakika boyunca kayıt edildi. Sistolik kan basıncında (SKB) premedikasyon uygulandıktan sonra ve İSB yapılmadan önceki zamana göre %20 veya daha fazla artış olması HT olarak tanımlandı. Gruplar arasında yaş ortalaması, vücut kitle indeksi (VKİ) ve taraf cerrahisi açısından istatistiksel olarak fark yoktu (sırasıyla p=0.17, p=0.10 ve p=0.29). Grup H'de kadın cinsiyet daha fazla sayıda idi (n=28) ve cinsiyet dağılımı açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardı (p=0.005). Grup N'de hiçbir hastada SKB'da %20 veya daha fazla artış görülmezken Grup H'de 20 (%62.5) hastada SKB'da %20 veya daha fazla artış görüldü. Grup H'deki bu artış istatisiksel olarak anlamlı idi (p<0.0001). Grup H'deki hastalar, SKB'da %20 veya daha fazla bir artış olup olmamasına göre kendi içinde değerlendirildi. Bu hastalarda VKİ, cinsiyet, yaş ve taraf cerrahisinin SKB üzerine etkisine bakıldığında, yüksek VKİ, ileri yaş, kadın cinsiyet ve sol taraf cerrahisi uygulananlarda SKB'da %20 veya daha fazla bir artış olduğu görüldü. Ancak bu artışlar istatistiksel olarak anlamlı değildi (sırasıyla p=0.45, p=0.44, p=0.58 ve p=0.52). Grup H'de 4 (%12.5) hastada İSB uygulaması sonrası hipertansif kriz gözlendi. Bu hastaların sistolik kan basıncı 180 mmHg ve üzerinde iken diyastolik kan basıncı 110 mmHg altında idi. Sonuç olarak çalışmamızda omuz cerrahisi uygulanacak medikal tedavi ile kontrol altındaki hipertansif hastalarda, ultrasonografi eşliğinde düşük doz lokal anestezik ile gerçekleştirilen İSB uygulamasının, kan basıncı değerinde yükselme ile sonuçlandığı gözlenmiştir. Günlük pratikte, HT'u kontrol altında olmayan ve akut kan basıncı yükselmesini tolere edemeyecek ek komorbiditeleri olan hastalarda rejyonel anestezi seçiminde kar-zarar ilişkisi göz önüne alınmalıdır. Anahtar kelimeler: İnterskalen blok, omuz cerrahisi, hipertansiyon.