Kardiyopulmoner resüsitasyon esnasında spontan dolaşımın yeniden sağlanmasını öngörmek amacı ile serebral perfüzyon monitorizasyonunun kullanımı
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖKSELİN BELELİ YAŞAR
Danışman: Abdullah ALGIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) esnasında ETCO2, arteriyel kan basıncı, koroner perfüzyon basıncı gibi parametrelerin monitorizasyonu KPR kalitesini artırmak ve iyi nörolojik sonlanım sağlamak amaçlı kullanılan birtakım fizyolojik parametrelerdir. Son yıllarda serebral perfüzyonun monitörizasyonu da bu parametreler arasına girmiş olmakla birlikte, spontan dolaşımın yeniden sağlanmasındaki (SDYS) rolü ve kullanım şekli henüz netleşmemiştir. Çalışmamızda, serebral bölgesel oksijen saturasyonu (rSO2)'nun SDYS'yi öngörmedeki tanısal değerliliğini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız prospektif gözlemsel bir tanısal değerlilik çalışması olarak dizayn edilmiştir. Çalışmaya 18 yaş üstü kardiyak arrestler dahil edildi ve travmaya bağlı arrestler ile başlangıç rSO2 değerleri ölçülemeyen hastalar dışlandı. Çalışmaya dahil edilen hastaların resüsitasyon süreçleri 2015 İleri Yaşam Desteği kılavuzuna göre yönetildi. Hastaların müdahalesi başladığı andan itibaren INVOSTM 500 serebral oksimetre cihazı ile monitorize edildi. Hastaların başlangıç rSO2 ayrıca SDYS anı rSO2 manuel olarak kayıt altına alındı. Ortalama rSO2 ve rSO2 değişimi (ΔrSO2) cihazın grafiğinden elde edilen verilerle hesaplandı. Elde edilen veriler uygun istatiksel yöntemler ile karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların başlangıç rSO2 değerleri SDYS gruplarına göre karşılaştırıldığında, SDYS sağlanan hastaların başlangıç rSO2 değeri (p:0,002), ortalama rSO2 değeri (p<0.001) ve ΔrSO2 değerleri (p<0.001) istatiksel anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Başlangıç rSO2, ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerleri için Receiver Operating Characteristic (ROC) eğrisi çizildiğinde, eğri altında kalan alanın sırasıyla 0.723, 0.929 ve 0.980 olduğu görüldü. Başlangıç rSO2, ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerleri sırasıyla duyarlılık ve özgüllüklerinin toplamının en yükseğe ulaştığı %20,%21.3 ve %3.3 eşik değerlere göre dikotomize edildikten sonra, SDYS'yi öngörme açısından tanısal test performansları hesaplandı. Sonuç: Sonuç olarak, kardiyak arrest hastalarında özellikle ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerlerinin SDYS öngörmede etkin yöntemler olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. ΔrSO2 ve ortalama rSO2 negatif prediktif değerleri çalışmamızda oldukça yüksek bulunmuştur (%100, %94,59). Bu nedenle resüsitasyonu sonlandırma kararında bu değerlerin diğer parametrelerle birlikte etkili olması mantıklıdır. Yüksek tanısal test performansı ile tek başına dahi SDYS'yi öngörmede etkin olarak kullanılabilecek olan ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerlerinin gereksiz yere nabız kontrolü amaçlı KPR duraklatılmasını minimalize etmek amaçlı kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Çalışma sonuçlarımız daha yüksek örnekleme sahip çalışmalarda valide edilirse nabız kontrolünü rutin bakıdan ziyade, ortalama rSO2 ve ΔrSO2 değerlerinin yüksek olduğu zaman diliminde nabız kontrolü yapılarak KPR duraklatılması minimalize edilmiş olacaktır.