Esansiyel trombositemi, primer ve sekonder miyelofibroz tanılı hastalarda calreticulin(CALR) mutasyonunun klinik seyir üzerine etkisinin retrospektif olarak incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL OKMEYDANI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ABDUSSAMET ÇELEBİ
Danışman: Mehmet KÜÇÜK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ : 2016 yılında Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) esansiyel trombositemi (ET) ve primer miyelofibrozun (PMF) tanı kriterlerindeki güncellemeleri ile JAK2, MPL ve CALR mutasyonları pozitifliği tanı kriterlerinde yerini almıştır. Son dönemde yapılan çalışmalarda bu hasta gruplarında JAK2 mutasyonu tüm vakaların %60-65'inde, MPL mutasyonu %5-10'unda ve CALR mutasyonu %20-25 hastada izlenmektedir. Ayrıca başta CALR mutasyonu olmak üzere MPL ve JAK2 mutasyonlarının yaş, cinsiyet, hemoglobin, lökosit ve trombosit sayısı, LDH düzeyi, kosntitüsyonel semptomlar, major kanama, major tromboz, splenomegali, blast oranı-lösemik dönüşüm riski, kemik iliği retikülin lif derecesi hakkında prediktif değeri olduğu konusunda veriler mevcuttur. Çalışmamızda da temel olarak kliniğimizde takip ettiğimiz ET, PMF ve sekonder MF tanılı hastalarda bu mutasyonların sıklığını, klinik seyir ilişkilerini ve prognoz üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM : Çalışmada 24 ET, 23 PMF ve 14 sekonder MF toplamda 61 hasta dosyası incelendi. Tüm hastaların dosyalarında klinik takipleri, laboratuar sonuçları, JAK2, MPL ve CALR mutasyon sonuçları yer alıyordu. Hastaların tanıları 2016 yılında güncellenen yeni tanı kriterleri ile tekrar değerlendirildi. BULGULAR : ET tanılı hastaların %46'sında JAK2, %35'inde CALR, %8'inde MPL pozitif saptanmıştır. PMF tanılı hastaların ise %38'inde JAK2, %34'ünde CALR, %14'ünde MPL pozitif saptanmıştır. Sekonder MF'lu hastalarda PV sonrası gelişen MF'lu 9 hastanın tamamında JAK2 pozitif, 1 hastada CALR ve JAK2 pozitif izlenmiştir. ET sonrası gelişen MF'lu 5 hastanın tamamında CALR mutasyonu pozitif, 1 hastada JAK2 ve CALR pozitif birlikteliği izlenmiştir. ET ve PMF tanılı hastalarda JAK2 mutasyonu pozitifliği ile hemoglobin değeri yüksekliği arasında ve PMF tanılı hastalarda CALR mutasyonu pozitifliği ile hemoglobin değeri düşüklüğü arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. PMF tanılı hastalarda JAK2 negatifliği ile ateş terleme şikayeti arasında anlamlı ilişki saptanmış, JAK 2 pozitif hastalarda blast ve dipps skoru anlamlı düşük saptanması JAK2 pozitifliğinin PMF tanılı hastalarda iyi prognoz göstergesi olduğu izlenmiştir. Primer MF tanılı hastalarda CALR mutasyonu pozitifliğinin prognoz skorlama sistemlerindeki anlamlı değişikliklerden anlaşıldığı üzere kötü prognoz kriteri ve ortalama yaşam süresinini kısaltacağı izlenmiştir. SONUÇ: CALR başta olmak üzere JAK2 ve MPL mutasyonları içeren hastalarda mutasyonların neden olduğu laboratuar değişkenlikleri olmaktadır. Bu mutasyonlar hastaların klinik takipleri ve prognozları hakkında yol gösterici niteliktedir. Çalışmamız da CALR, MPL ve JAK2 mutasyonlarının; klinik kullanımda, takiplerde ve klinik seyir ilişkisinindeki önemini vurgulamak istedik. ANAHTAR KELİMELER: CALR, MPL, JAK2, Esansiyel trombositemi, Miyelofibroz