Çocuk yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda renal anjina indeksi ile akut böbrek hasarının erken dönemde tanınabilirliğinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİNE ŞEYMA EKEN

Danışman: Nida DİNÇEL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akut böbrek hasarı (ABH) öngörülebilir ve önlenebilinir bir hastalıktır. Akut böbrek hasarı gelişiminden sonra hastalarda morbidite ve mortalite gelişebileceğinden, ABH'nin öngörülebilmesi ve engellenmesi için farklı klinik değerlendirilmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma serum kreatinin değeri yüksekliği başlamadan önce geliştiği bilinen ABH'nin bilinen sınıflandırmalardan daha farklı, kolay uygulanabilir, duyarlı bir yöntemle daha erken tanınabilmesini amaçlamaktadır. Gereç ve yöntem: Çalışma, retrospektif kohort çalışma olarak planlandı. Çalışmaya 2019 yılında S.B.Ü İzmir Dr.Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Kliniğinde yatışı olan 1 ay ve 18 yaş aralığındaki hastalar dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik ve tedavi özellikleri, yatışın 0. ve 3. gününde alınan laboratuar bulguları ve sağkalımları kaydedildi. Yoğun bakım yatışları esnasında akut böbrek hasarı gelişme durumları pediatrik RIFLE (Risk, Hasar, Yetmezlik, Kayıp, Son Dönem) kriterlerine göre yapıldı. Glomerüler filtrasyon hızı değeri pediatrik yaş grubunda kullanılan Schwartz yöntemi ile hesaplandı (Schwartz formülü:GFR=k sabiti*boy(cm)/serum kreatinin(mg/dl)). Bu kritere göre hastalar akut böbrek hasarı gelişen ve gelişmeyen olarak gruplandırıldı. Renal anjina indeksi (RAİ) hesaplamasında öyküde yoğun bakım yatışı varlığı (var ise 1 puan, yok ise 0 puan), kemik iliği transplantasyonu yapılıp yapılmadığı (var ise 3 puan, yok ise 0 puan), mekanik ventilatör (MV) veya inotrop kullanımı (var ise 5 puan, yok ise 0 puan) , sıvı yükü yüzdeleri (%5 in altında ise 1 puan, >%5-%10 arası ise 2 puan, >%10 -%15 arası ise 4 puan, %15'in üstü ise 8 puan) , kreatinin klerensindeki değişiklik yüzdeleri (yok ise 1 puan, %0-25 azalma var ise 2 puan, %25-50 azalma var ise 4 puan, >%50 azalma var ise 8 puan) olacak şekilde puanlandı. Hastalar RAİ≥8 ve RAİ<8 olanlar olarak gruplandırıldı. RAİ 8 puan ve üzerinde olanlar ABH gelişimi açısından pozitif, 7 puan ve altı olanlar negatif olarak kabul edildi. Akut böbrek hasarının tanısında renal anjina indeksi değeri ve pRIFLE kriterleri arasındaki uyumluluk ve bu sınıflamaların hastaların demografik ve klinik özellikleri ile ilişkisi değerlendirildi. Bulgular: Değerlendirmeye alınan 118 hastanın %43,2'si (n=51) kız, %56,8'i (n=67) erkekti. Hastaların yaşları 1-204 ay aralığında olup medyan yaş 6 aydı. Akut böbrek hasarı gelişen 46 (%39) gelişmeyen 72 (%61) hasta mevcuttu. Çalışmaya alınan hastalarımızda, ABH gelişmeyen hastaların yaşları istatistiksel olarak ABH gelişen hastalardan daha yüksekti. Cinsiyet dağılımı ABH gelişme durumuna göre farklı değildi. Akut böbrek hasarı gelişme durumu ile BMI'ın ilişkisine bakıldığında ABH gelişen hastaların BMI (Body Mass Index-Vücut Kitle İndeksi) değerleri istatistiksel olarak ABH gelişmeyen hastalardan düşüktü. Tanı grubu ve ABH gelişme durumunun ilişkisine bakıldığında, ABH gelişen hastalarda kardiyovasküler, gastrointestinal ve hematolojik hastalık tanı grubundaki hasta sayısının; ABH gelişmeyen hastalarda ise respiratuvar hastalık tanı grubundaki hasta sayısının daha yüksek sayıda olduğu tespit edildi (p<0,001). Diğer tanı gruplarının ABH geliştirme durumları arasında anlamlı fark görülmedi. Tanı grupları ile RAİ pozitif ve negatif grup ilişkilendirildiğinde; kardiyovasküler, sepsis ve hematolojik hastalık tanısı alan hastaların ABH gelişen grupta daha çok, nörolojik hastalık tanısı alan hastaların ABH gelişmeyen grupta daha çok görüldüğü belirlendi. Akut böbrek hasarı gelişen hastalarda sıvı yükü, sepsis öyküsü, diüretik ve inotrop kullanımı olan hasta sayısı istatistiksel olarak ABH gelişmeyen hastalardan yüksek olduğu görüldü (p<0,001). Mekanik ventilatörde izlenen hastaların 39'unda (%51), idrar çıkışı azalmış hastaların 17'sinde (%68) ve sıvı yükü olan hastaların 13'ünde (%62) ABH geliştiği görüldü. Bu klinik özelliklere sahip hasta sayısının ABH gelişen hastalarda ABH gelişmeyen hastalara göre daha fazla olduğu tespit edildi (p<0,001). Kullanılan tedavilerde vankomisin, teikoplanin, amikasin, inotrop ve diüretik kullanan hasta sayısına bakıldığında ABH gelişen grupta ABH gelişmeyen gruba göre daha fazla olduğu görüldü (p<0,001). Akut böbrek hasarı olan hastalarda 0. ve 3. gün RAİ≥8 varlığı ile 3. günde kreatinin artışı varlığı sayısı istatistiksel olarak ABH olmayan hastalara göre yüksekti (p<0,001). Akut böbrek hasarı olan hastalarda 0. ve 3. gün RAİ≥8 varlığı ve 3. günde kreatinin artışı varlığı sayısı istatistiksel olarak ABH olmayan hastalara göre yüksekti. Sağkalımlar değerlendirildiğinde yoğun bakım yatışı sırasında vefat eden hastaların sayısı istatistiksel olarak ABH gelişen hastalarda yüksek görüldü (p<0,001). ABH öngörülmesinde pozitif ve negatif prediktif değerler incelendiğinde en yüksek test karakteristiklerinin 3. gün RAİ≥8 varlığına ait olduğu görüldü. Sonuç: ABH öngörülmesinde 3. gün kreatinin artışı ile 3. gün RAİ'nin test karakteristikleri kıyaslandığında sırasıyla pozitif prediktif ve negatif prediktif değerler 67,7-71,3 ve 67,9-84,6 saptandı. En yüksek test karakteristiklerinin 3. gün RAİ≥8 varlığına ait olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: Akut böbrek hasarı, renal anjina indeksi, çocuk yoğun bakım